Türk'e Hasret Topraklar

M. Ozan Semerci 22.12.2020 2070
Y

azımızın başlığına bakarak,  çevremizde ve yeryüzünde bunca Türk düşmanı faaliyette iken, Türk'e hasret çeken mi var? diyenler olabilir. Evet öyledir ve Türk'e hasret çekenlerin sayısı, düşmanlık duyanların sayısından az değildir. Ne var ki; biz bunun pek farkında değiliz. Milletimizin   son   cihan   devleti olan Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşüyle doğan boşluk, emperyalist Batılılarca doldurulmaya çalışıldı. Ancak zulm ile âbâd olunamayacağından bunu başaramadılar ve o yüzden Osmanlı'nın, yani Türk'ün idaresi hep arandı. Bu arayış her geçen gün Türk'e olan hasreti arttırdı. Zamanla büsbütün arttıracak.

 

Balkanlardaki Hasret

 

Millî Eğitim eski Bakanlarımızdan ve devlet adamlarımızdan Ali Naili Erdem anlatıyor:

 

 " 1975 yılında Estergon kalesini geziyordum. Orada bir ressamın çalışmalarını seyretmekte idim. Ressam, Türk olduğumu öğrenince büyük bir heyecanla ayağa kalktı, şapkasını fırlatarak heyecanla şöyle dedi: Türk, çok büyük bir şeydir. Çok büyük!.. Keşke Estergon'dan gitmeseydiniz de Macaristan'da hâlâ adalet hüküm sürüyor olsaydı..."

 

Bir Balkanlı tarafından 1975 yılında dile getirilen bu hasretin, bugüne geldiğimizde aynı tazeliği taşıdığına şahit oluyoruz. 1989 yılında, Romanya'da kızıl diktatör Çavuşesku'nun devrilmesiyle kurulan demokratik hükümetin Kültür Bakanı Andrei Rleşu, kendisiyle konuşan Türk gazeteciye şöyle der:

 

"Türkler zamanında, dedelerimiz refah içinde yaşamışlar. Kral ve Çavuşesku devirlerinde ise Romanya halkı kendi vatanında esir kampında gibiydi. Keşke Çavuşesku ve krallık devrini göreceğimize Osmanlı İmparatorluğu'nun  hâkimiyetinde  kalsaydık"

 

Balkanlı toplumların Türk'e olan hasretini en veciz şekilde ifade eden cümlelerden biri de, Polonyalı meşhur piyanist Paderevski'ye aittir:

 

"Türk atlıları ne zaman Vistül'den su içerse, Polonya ancak o zaman hürriyetine kavuşur."

 

Artık Türk atlılarının Vistül ırmağından su içmesi mümkün değil. O fütuhat günlerimiz gerilerde kaldı. Şimdilerde buna imkânımız da yoktur niyetimiz de... Ancak, devlet adamlarımız ve halkımız, o bekleyişi gözardı etmemelidir. Atlılarımızla olmasa da, siyasetimizle, kültürümüzle ve ekonomimizle Vistül'e  ulaşacak gayretler içerisinde olmalıyız.

 

 Araplar, Osmanlıyı Arıyor

 

Balkanlar böyledir de. Orta-doğu'daki durum daha im başkadır? Hayır! Hatta Arap alemindeki Türk (Osmanlı) ı hasreti. Batılının dahi dikkatini çekecek bir hale gelmiştir. Tek bir misal veriyorum: ABD'de yayınlanan U.S. News dergisi. Şubat 1993 tarihli nüshasında, şu yorumu yapıyor:

 

 “400 sene Osmanlı Devleti'nin hâkimiyetinde kalan Filistin, huzurlu günlerin arayışı içinde. Osmanlı Devleti'nin yıkılmasıyla Hıristiyan ülkelerin sömürgesi haline gelen Arap ülkeleri, Osmanlı'yı hasretle arıyor.”

 

Kudüs Üniversitesi öğretim üyesi ve “Mescid-i Aksa Camii” eski müezzini sürgündeki Hafız Abdülhamid de bakınız nasıl dertleniyor:

 

"Osmanlı'nın yıkılmasıyla bir türlü huzur bulamadık. Osmanlı gitti, öksüz kaldık.”

 

“Yürü Basra yürü / Osmanlı sana gelmezse

Sen durma O'na yürü  / Yürü de bitsin bu hasret"

 

Türküsü, Basra ve çevresinde hâlâ söylenmektedir. ' Türk'e olan hasretin, bundan daha güzel delili mi olur?

 

Yahudiler Bile...

 

Sevinç Çokum, Filistin-İsrail seyahati intibalarını anlatan “Kudüs ve Ötesi" başlıklı yazı serisinde; Telaviv'den dönerken uçakta tanıştığı ve kırkaltı yıl önce Türkiye'den İsrail'e göç etmiş Kohen Beni isimli Yahudi ile olan sohbetini naklediyor. Hâlâ mükemmel bir Türkçe ile konuşan bu kişi, yıllar sonra "vatanıma gidiyorum" diyerek Türkiye'ye ziyarete gelmektedir. Anlattığına göre, Kohen Beni, birkaç Yahudi arkadaşı ile birlikte Barselona-Galatasaray maçı için İspanya'ya giderler. Galatasaray'ın yenilmesi üzerine de, üzüntülerinden ağlarlar. Evet, Türkiye'den uzun yıllar önce ayrılmış bir Yahudi grubu, İsrail'den İspanya'ya, bir Türk takımını desteklemeye gidiyor ve bu takım yenilince gözyaşı döküyorlar. Bu da ayrı bir hasret olayı.

 

Soydaşlarımızın Hasreti

 

Ya şimdi sınırlarımız dışında yaşayan soydaşlarımızın ruh haleti?.. O da "Dış Türkler" in, "Evlâd-ı Fatihan" ın Anadolu Türklüğü'ne olan hasretidir. Bugün Ortadoğu ve Balkanlar'da bu "soydaş" hasreti gelişen münasebetlerle kısmen giderilebilmektedir. Sovyet Rusya'nın çökmesi sonucu, Asya Türkleri ile kucaklaşma kapısı da aralanmıştır. Ancak yine de münasebetleri geliştirecek daha çok adım atmamız lâzımdır.

 

Dışişleri eski bakanlarımızdan İhsan Sabri Çağlayangil resmî Cezayir ziyareti sırasında Bumedyenin teklifi üzerine, yüzde 25'i Türk olan Telemsana da uğrar. Çağlayangil anlatıyor:

 

 "Genç bir vali bizi karşıladı. Belediye'ye gittik. Yüksekçe bir yerde oturuyoruz. Bir aralık vali kulağıma eğildi, "Öldü zannettiğim ne kadar insan varsa, hepsini burada görüyorum. Bunların içinde benim kayınpederim de var. İki buçuk senedir sokağa çıkmıyordu" dedi. Dipte oturan yaşlıca bir zat, salonun ortasına kadar ilerledi. Karşımızda heykel gibi durdu. Basit bir Türkçe ile "Vezir hazretleri sen neredeydin? İki yüz elli senedir seni bekliyoruz" dedi.

 

 İşte İnsanın Yüreğine Oturan Bir Sitem Daha...

 

Filistin halkının en büyük manevî desteği Kudüs Müftüsü Sadeddin Alemi, hâlâ bizi bekleyenler arasında. O da bu hasretini şöyle dile getiriyor:

 

 "Osmanlıyı arıyoruz. Osmanlı idaresinde Filistinliler en mutlu, en güzel günlerini geçirdiler. Mescid-i Aksa'nın koruyucusu Osmanlı idi. Şimdi Osmanlı'nın torunları nerede?..”

 

Türkiye'yi Bekleyen Görev

 

Dr. Enver Ören'in 1986  yılında devrin Cumhurbaşkanı Kenan Evren ile Tunus, Mısır, Katar’a yaptığı seyahat intibaları da şöyle:

 

"Türkiye'nin itibarı dışarıda çok yüksektir. Gidilen her İslâm ülkesinde, hasreti çekilen bir baba, bir ağabey muhabbeti ile karşılaştık. Lider olmak, Türkiye'nin iddiası değil; tarihinin, İslâmiyetin, ortak kültürün, coğrafî yapının, politik manzaranın ve üstün teknolojinin tabiî sonucudur. Önümüzdeki senelerde Türkiye'nin nâzım rolü daha da artacaktır. İslâm ülkelerinden üçüncü bir dünyanın doğması mukadderdir. Memleketimizin kendini bu dünyanın liderliğine hazırlaması, kadrolarını, insan unsurunu buna göre kurması acilen gerekmektedir.”

 

 Evet "oyunda, oynaşta" geçirecek vaktimiz yoktur. Tarihte yaşanan "Osmanlı asırları"ndan sonra, yeniden, hasreti çekilen Türk asırlarına millî bir tarih şuuru ile canla başla hazırlanmak durumundayız.

 

İlgili Makaleler

Balkanlar- Rumeli
KOSOVA’DA SÛZİ ÇELEBİ’NİN TÜRBESİ VEFÂ BEKLİYOR
F
atih Sultan Mehmet tarafından fethedilen Kosova’nın Prizren şehrindeki Sûzi Çelebi Hazretleri camisinin haziresi ve türbesi harabeye dönmüş, içler acısı bir durumda. Otlar ve çöpler arasında adeta kaybolmuş.  Sûzi Çelebi hazretleri, mücahid-gazi, şair, âlim ve evliyadır. Türkçe yazdığı 15.000 beyitlik…
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Akıncıları ve Prizrenli Sûzî Çelebi
O
smanlı Devleti’nin 14. ve 15. asırlarda Avrupa’da yaptığı baş döndürücü fetihlerde “akıncı” diye anılan askerî sınıfın çok önemli bir rolü vardır. Bugünün komando sınıfına karşılık gelen akıncıların, düşmanın iktisadi gücünü ve manevi yapısını altüst ederek savaşın kazanılmasında çok mühim hizmetleri olurdu. Fatih…
Osmanlı Akıncıları ve Prizrenli Sûzî Çelebi
Balkanlar- Rumeli
Türklerin Batıya Koşusu
D
okuzuncu asrın ortalarına doğru, Orta Asya’dan kovulan Türk boyları, çaresizlik içinde göç ediyorlardı. Kırgızların mağlûp ederek, ana yurtlarından kovduğu bu insanlar, aslında kaybederken kazanıyorlardı. Çünkü bir müddet sonra bu hâdise, Türk tarihinin dönüm noktası olacak neticeler doğuracaktı.

Önce güneye inen mağlû…
Balkanlar- Rumeli
Balkanlarda Kadîm Bir Osmanlı Şehri: Prizren
F
ethin üzerinden uzun asırlar geçmiş, devir dönmüştür. Osmanlı’nın tam 500 yıl adaletle idare edip medeniyetler kurduğu bu topraklar bugün öksüz, üzerindekiler yetim kalmıştır. Yaklaşık ll.000 km2’lik bir toprak parçası üzerinde, müstakil bir devlet olmanın gururunu yaşayan Kosova,  Balkanların en genç devletidir. 

Türk…
Balkanlarda Kadîm Bir Osmanlı Şehri: Prizren
Balkanlar- Rumeli
Sancak Boşnaklarının Türk Sevdası
B
alkanlar'da Tarih boyunca, günümüzde olduğu gibi Sancak nüfusunun çoğunluğunu Boşnaklar teşkil etmiştir. Sancak, tarih boyu Bosna-Hersek'in ayrılmaz bir parçası idi. Bu bakımdan Sancak tarihi, aynı zamanda Boşnak kimliğinin devamını sağlamak için yürütülen Bosna-Hersek mücadelesinin de bir parçası sayılabilir. 
Gerek B…
Balkanlar- Rumeli
Orda Dostlar Var Uzakta..
R
essamlar fotoğrafçılar Maglay’a bayılıyorlar. Kale var, kule var, taş kubbeler, ahşap minareler, kitabeli çeşmeler, tekkeler, dergâhlar, kafesler, cumbalar…

Tito’nun Yugoslavya’sı kapalı bir kutuydu âdeta. Biz Almancılardan dinlerdik. Yok Üsküp’te arabası bozulmuş da tamirci bakmış, onarmış. “Haade gidesin” demiş, “dua…
Balkanlar- Rumeli
Orda Dostlar Var Uzakta..
R
essamlar fotoğrafçılar Maglay’a bayılıyorlar. Kale var, kule var, taş kubbeler, ahşap minareler, kitabeli çeşmeler, tekkeler, dergâhlar, kafesler, cumbalar…

Tito’nun Yugoslavya’sı kapalı bir kutuydu âdeta. Biz Almancılardan dinlerdik. Yok Üsküp’te arabası bozulmuş da tamirci bakmış, onarmış. “Haade gidesin” demiş, “dua…
Orda Dostlar Var Uzakta..
Balkanlar- Rumeli
İşkence Adası Nargin
B
iliyorsunuz Birinci Cihan Harbi’ne Almanya, Avusturya Macaristan, Bulgaristan ve İtalya ittifakı ile gireriz. Bulgarlar erken bırakır, İtalyanlar ise karşı cenaha geçerler kurnazca. Rusya uyanıktır, İngiltere, Fransa, Belçika, Sırbistan, Yunanistan, Romanya, Portekiz, Japonya, Brezilya ve ABD’nin bulunduğu tarafta…
İşkence Adası Nargin
Balkanlar- Rumeli
Osmanlılar Macaristan’a Refah ve Huzur Getirdi
M
acar tarihçisi Sándor Takáts’ın (1860-1932) Rajzok a török világból (Türk Âleminden Çizgiler) adlı eseri Macar bilimler Akademisi yayınları arasında neşredildi. Bu eseri, Macaristan, Avusturya ve Almanya arşivlerinde bulunan orijinal vesikalara istifade edilerek yazılmıştır. Bilindiği gibi, eski Macar tarihçileri…
Osmanlılar Macaristan’a Refah ve Huzur Getirdi
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Bosna’sı ve Asil Boşnaklar
B
ugünkü Bosna-Hersek Cumhuriyeti yaklaşık 50 bin km² alana, 20 km sahile ve 5 milyon nüfusa sahiptir. Tarihî ve tabii güzellikleriyle cennet gibidir. Osmanlı eserleriyle de âdeta bir açık hava müzesidir.

Fatih Sultan Mehmed, İstanbul’un fethinden 12 sene sonra, 1463 yılında Bosna’yı fethetti. 1521’de Bosna Sancağı,…
Osmanlı Bosna’sı ve Asil Boşnaklar
Balkanlar- Rumeli
Rumların Mora Katliamı
M
ora'da Balyabadra Piskoposu Germanos, 4 Nisan 1821'de savaş ilanı yapar. Rumlar kalabalık ve donanımlıdırlar. Peloponnesos'te 40 bin Türk'e karşı 350 bin Rum vardır mesela. Yağma ve cinayetler ansızın yayılır, erkekleri katleder, kızları köle yaparlar. Kalelere sığınan Türkler ümitsizdir, ne barut vardır, ne de gıda. 

Rumların Mora Katliamı
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Mimarisinin Şaheserler Yurdu Prizren
P
rizren bugünkü 170.000 nüfusuyla Kosova'nın en mühim il ve kültür merkezlerinden birini oluşturmaktadır. Eski ve yeni kültürlerin kaynaşması ve çok sayıda tarih ve kültür abidelerine sahip olan Prizren'in zengin tarihi çoğu araştırmacıların alakasını çekmiş, hakkında binlerce sayfanın yazılmasına ve binlerce…
Osmanlı Mimarisinin Şaheserler Yurdu Prizren