Türk Kimliği

Yakup Deliömeroğlu 12.03.2010 3371

A
yvaz Gökdemir'in, hazırladığı “Türk Kimliği” adlı eseri, 142 sayfa ve milliyetçilik bahsi, Türk milleti ve Türkiye, Anadolu medeniyetleri Türkiye halkları, din milliyet millî kültür, demokrasi, açık toplum, Türk kültürü ve mevlid başlıklarından oluşuyor. Gündemde yer almış ve almakta olan konuların, spekülasyonlara meydan vermeyecek tarzda ve güzel bir üslupla ele alındığı kitapta Türk kimliğine yönelik tesbitler yapılmaktadır. Yazar, kitabın önsözünde tevazu ile şunları söylemektedir:

"Bu kadar küçük bir hacim içerisinde Türk kimliğinin bütünüyle teşhis ve teşhir edilmesinin, sergilenmesinin imkânsızlığı aşikârdır. Burada, samimî, iddiasız bir üslûp içerisinde Türk kimliğinin bazı ana sütunlarıyla, bir kısım hususiyetleri işaret edilmeğe çalışmıştır."

  Kitapta uzun izahlardan sonra milliyetçilik şöyle tarif edilmektedir: "Milliyetçilik, fert ve toplum olarak bir şahsiyet ve izzetinefs sahibi olmaktır." İleriki sayfalarda ise şu görüşlere ver verilir: "Ferdin milliyet duygusundan uzaklaştırılması, millî kültürlerin bozulması ve yozlaştırılması, insan tabiatının bir nev'i tahribidir. Millet ve millî kültür aleyhtarı tutum ve davranışlar, ya bir suikasdin yahut da patolojik bir halin ifadesidir."

  Şahsiyetini korumak, geliştirmek ve gerçekleştirmek, sağlıklı bir kişilik sahibi olmak isteyen hiçbir fert, milliyetsiz olamaz. "Milliyetçilikten uzaklaştırılmış fert ve toplumların hâli, bir kimlik ve kişilik buhranı, yani bir nev'i nesebi belirsizlik demektir ki çözülmeye, bozulmaya, neticeten yok olmaya götürür."

  "Milliyetçilik, kökü insan ruhunun derinliklerine ulaşan, insana sağlıklı bir kişilik ve emin bir kimlik kazandıran psikolojik ve sosyal bir zarurettir."

   Gökdemir, "Bir milliyetçi ne ister?" sualine ise şu cevabı veriyor: "Her şeyden önce, milleti için istiklâl yani bağımsızlık ister, kendi vatanında kendi bayrağı altında, milletinin kendi başına buyruk ve kendi efendisi olarak yaşamasını ister. Bu yoksa, varını yoğunu ortaya atarak istiklâle ulaşmağa, yabancı işgal ve boyunduruğundan kurtulmağa çalışır. İstiklâli varsa, onu korumak ve tam istiklâl haline getirmek baş endişesi ve gayesidir ki, bu da maddî ve manevi kalkınma, ekonomi ve kültürce yükselerek kudret kazanma demektir. Dünyada âcize hak yoktur. Âcizin hiç bir şeyi olmadığı gibi, istiklâli de olamaz ve kalamaz."

  "Bugün Türkiye'de, maalesef, vatanı kuran, kurtaran ve yaşatan kanı, imanı, irfanı inkâr edenler, yok saymak, yok hükmünde tutmak, mahkum vaziyette bırakmak isteyenler var. Türküm ve müslümanım demeyi suç-kabahat halinde görenler ve gösterenler var. Fakat şükürler olsun ki her devirde olduğu gibi, nefes aldığı sürece kanının, imanının ve irfanının davacısı olacak milletin öz oğulları ve kızları da var."

   "Batı âlemi ile kaynaşabilmek, dostluk ve ittifak bağları kurabilmek için de kökümüzün ve kültürümüzün onlarınki ile aynı olması gerektiğini zannedenler çıktı. Hâlâ da var." "Batıya hayran olduğu ve kendi kökünden utandığı için uygun ve utanılmayacak bir kök arayanlar, "Türkiye" diyebilmek için Anadolunun bütün tarihine ve Anadolu toprağının bütün kültür katmanlarına sahip olmamız gerektiğini düşünenler, Batı dostluğu için onlara akrabalık hısımlık peşinde olanlar."

   "Bütün bunların dışında, bu Türkiye kültürleri" "Anadolu medeniyetleri" iddialarının gerisinde, Türkiye'nin üniter millî devlet olduğu gerçeğini yaralamak ve yıkmak, Türkiye'nin Türklerin değil de" Anadolu kavimlerinin", "Türkiye halklarının" vatanı olduğu, Türklerin burada olsa olsa, kavimlerden bir kavim olarak bulunduğu hainane iddiasına zemin hazırlamak niyetleri de su yüzüne çıkmağa başladı."

  "Anlaşılıyor ki, Türk'ün bin yıldır bu topraklarda eriyip yok olmadan ayakta kalmasına, birilerinin canı sıkılıyor. Bizi bin yıllık vatanımızda garip ve yabancı bırakmak istiyorlar."

  "Türkiye Cumhuriyeti bir etnik gruba mâl edilemez" diyerek, Türk milletini kendi vatanında, kendi bayrağı altında bir etnik gurup mertebesine düşürmek isteyenler, nihayet baklayı ağızlarından çıkardılar... Bu tertibin kökü dışarıda, ajanları içimizdedir. Gaflet ve dalalet erbabı da, her zaman olduğu gibi, bunların aleti ve kör idrakli yandaşıdır."

  "Biz, Meriç nehri ile Ağrı Dağı, Karadenizle Akdeniz, Güneydoğu Anadolu ile Kuzeybatı Anadolu arasında yaşayan herkesi, Türklük duygusu ve şuuru taşıyan herkesi, dini ve dili farklı olsa da, devletimize sadık bütün vatandaşlarımızı, insan, dindaş, vatandaş ve millettaş sıfatiyle kardeşbilir ve kardeş diye bağrımıza basarız."

  "Türkiye'de "halklar" yok, Türk halkı, Türk milleti vardır. Türk milleti, Türkiye'de "etnik gruplardan biri" veya "bir etnik grup" değildir. Vatanın ve devletin gerçek ve rakip tanımaz, ortak kabul et mez biricik sahibidir. Yekpare, bölünmez bir millettir."

Kitapta demokrasi ile ilgili bazı tesbitler de şöyle:

  "Biz öteden beri, demokrasiyi milliyetçilikle birlikte ele alan bir dikkat içerisindeyiz. Çünkü bu iki mefhum aynı kaynağa bağlıdır, biri diğerini gerektiren, ikisi birbirini tamamlayıp bütünleşen kardeş mefhumlardır. Kaynak millettir. Millet yoksa veya yok sayılırsa, milliyetçilik de olmaz, millî irade rejimi demek olan demokrasi de olmaz."

  "Milleti devre dışı bırakan, "millete rağmen" lik iddiası veya özelliği taşıyan bir idare tarzını, bugünün Türkiyesi'nde milliyetçilikle bağdaştırabilmek, bence, imkânsızdır. Demokrat olmayan bir milliyetçilik "abestir". Hem büyük millet, muhterem millet, kültürü istiklâli olan millet diyeceksiniz, hem de onu hürriyete, kendi kendini idareye ehil saymayacaksınız, böyle şey olmaz. Milletini hor gören, milletini sopa ile güdülecek sürü sayan bir milliyetçilik olamaz."

Sivil toplum ile ilgili görüşlerini ise bölümün sonunda şöyle ifade eder:

 "Kıyamete kadar Türkçe konuşan ve kelime-i şahadet getiren bir millet olarak kalmak ve elbette çağın ilmî teknolojik donanımı ile donanmak istiyoruz. Hedefimiz sanayileşerek bir refah toplumu olmaktır. Bunu beceremezsek sürüneceğimizi, bunu yaparken kökümüzden koparsak da düşeceğimizi biliyoruz. Bunun için de hep kökümüzün üzerinde yükselelim diyoruz."

  Hülâsa, Türk kimdir? Türkiye niçin vatanımızdır? ve günümüzün hayatî konuları üzerinde odaklasan bu küçük hacimli kitap, düşünce ve inanç dünyamızın ortasına atılmış bir avuç kor gibi. Türk milliyetçilik ve vatanseverliğinin çağdaş bir manifestosu niteliğindeki bu veciz satırlar, erişebildiği her temiz vicdanı mutlaka tutuşturacak, her kulakta behemahâl yankı uyandıracaktır.


Kaynak: Türk Yurdu

İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür