Türk Dünyası'nın İktisadî Gücü

Ahmet Ardel 25.09.2012 3809
A
kdeniz’den Büyük Okyanus’a, Sibirya’dan Himalaya’lara uzanan Türk Dünyası kapladığı bu çok geniş sahadaki, çeşitli iklimlerin zuhur ettiği, çeşitli mahsulleri ve ayrıca yeraltı zenginlikleri ile büyük bir iktisadî güce sahiptir.

Nitekim, batıda Türkiye, Azerbaycan ve Dağıstan’ı kuzeybatı ve kuzeyde Kazan, Başkırdistan, Çuvaşistan, Astrahan ve batı Sibirya’yı, kuzeydoğu ve doğuda Yakutistan, Tannu, Tuva, İrkut ve Abadan bölgelerini, nihayet orta ve güney kısımlarda batı ve doğu Türkistan’ı içine alan bu büyük ve geniş âlemde, suptropikal mahsullerden orta kuşak mahsullerine kadar hemen her çeşit, mahsul yetişmekte ve yeraltı zenginliklerinin hemen her cinsi, hem de bol miktarda olmak üzere, yer almış bulunmaktadır.

Dünyanın kalbi

“Heartland’e hükmeden, Dünya Adasına, dolayısı ile Dünyaya hükmeder”, diyen İngiliz siyasî coğrafyacısı H. Mackinder’in “Heartland” diye ifade ettiği yer, İran, Afganistan ve Dış Moğolistan bir tarafa bırakılacak olursa, kabaca Orta Asya ve Sibirya’dır ki, bu sahanın 2 /3 si yukarıda sınırlan çizilen Türk Dünyasının içinde kalır.

Bunun içindir ki, Sovyetler Birliği’nin Orta Asya ve Sibirya’yı, Çinlilerin Doğu Türkistan’ı işgal etmeleri ve işgal ettikleri bu yerlerin insanlarını kendi potalarında eritmek için sarfettikleri gayretler boşuna değildir.

Orta Asya ve Sibirya, bugün Sovyetler Birliği’nin birer maden, hububat ve et ambarı durumundadırlar. Nitekim Sovyetler Kazakistan’ı hayvancılık bakımından ikinci bir Avustralya, batı Sibirya ve kuzey Kazakistan’ı hububat istihsali bakımından ikinci bir Ukrayna yaptıkları iddiasındadırlar. Ancak burada ehemmiyetle sorulması gereken bir sual var: Ruslar neden bu “ikinci yerleri” hakiki millî sınırları içinde bulundurmazlar da başkalarına ait topraklar üzerinde bulundururlar?

İkinci bir Avustralya yaptıklarını iddia ettikleri Kazakistan, Türk Dünyasının bir parçasıdır. İkinci bir Ukrayna meydana getirdikleri iddiasında oldukları kuzey Kazakistan ve bilhassa batı Sibirya’da her ne kadar Rus nüfusu hâkimse de, bu, Rus siyasetinin yaptığı sun’î bir haldir.

Yabancı kitap ve atlaslarda bile bu yerlerin Türk’ün damgasını taşıyan Türkçe isimlerle dolu olması bunun en güzel bir delilidir.

İkinci Bakû diye iddia ettikleri zengin petrol sahasının 2/3 si, değilse bile, hiç olmazsa yarısı, Kazan ve Başkırt Türklerinin yaşadıkları sahalar içinde kalmaktadır.

Rusların Sibirya, Orta Asya ve Kafkasya’yı ilk istilâlarında, koloni kurma isteklerinden ziyade, İktisadî kaynakları istismar fikri âmil olmuştur. Sibirya’nın zengin maden yatakları, ziraat sahaları, çeşitli mahsulleri, Orta Asya’nın yeraltı zenginlikleri ve Sovyetler Birliği’nde ya pek az, ya da hiç bulunmayan mahsuller (pamuk, meyva gibi) Rusları buraya çekmiştir.

Rus nüfusu yerleştirildi

Ruslar istilâlarında İktisadî değeri büyük olan yerlerde Rus nüfusunun ekseriyette olmasına bilhassa dikkat etmişler ve bu işte muvaffak da olmuşlardır. Nitekim Rus işgâli altındaki Türk ülkelerinde Rus nüfusunun yayılış sahasını ve ekseriyette olduğu yerleri gösteren bir harita ile yeraltı zenginliklerini gösteren bir harita karşılaştırılacak olursa bu iki haritanın birbirine intibak ettiği görülür.

Sovyetler Birliği’nin en önemli kömür rezervlerinin bulunduğu ve aynı zamanda mühim bir hububat ve hayvancılık merkezi olan batı Sibirya'da yerli nüfusu Türklerin teşkil etmesine rağmen, nüfusun % 90 ı Rustur. Zengin maden yataklarına sahip güney Urallarda durum buna yakındır.

Azerbaycan’da nüfusun %81 ini Türkler teşkil ettiği halde petrol şehri Bakü’de Rus nüfusu Türklerinkinden fazladır.

Sovyetler Birliği’nin üçüncü büyük kömür havzasına ve Sovyetler Birliği bakırının %74 üne sahip olan Kazakistan’da 1959 yılında Rus nüfusu 1939 a nazaran 52 artmış ve Ukraynalılarla birlikte %51’i bulmuştur.

İkinci Bakû petrol sahasının büyük bir kısmına tekabül eden Başkırdistan ve Kazan’da nüfusun % 40 ’ı Rustur.

Büyük bir İktisadî değer arzetmeyen Tacikistan’da Rus nüfusu % 5 iken, aynı sahada, aynı tabiat şartlarını haiz olan fakat geniş uranyum yataklarına sahip bulunan Kırgızistan’da bu nisbet  % 20 yi bulur.

Buna mukabil Doğu Türkistan’ın bir çok yerlerinde Çinlilerin nisbeti % 10 u aşmaz. Bu, Doğu Türkistan'ın, batıdaki Türk ülkeleri kadar zengin İktisadî kaynaklara sahip olmamasından ileri geliyor.

1722 yılında Çar Büyük Petro’nun, Bakû’yu zaptetmek için memur ettiği kumandanına:
 
“-Bakû’ya kabil olduğu kadar çabuk git ve şehri zaptet, çünkü dâvamızın anahtarı budur”, demesi, bu yerlerin siyasî, askeri ve İktisadî kaynaklar bakımından Ruslar için ne derece hayatî bir ehemmiyeti hâiz olduğunu ortaya koymasından dolayı, çok mânâlıdır.

Nitekim Bakû, Rusların yarım asırlık gayretinden sonra ellerine geçecek ve üç çeyrek asır tek başına Sovyetler Birliği petrol ihtiyacının tamamını karşılayacaktır.

 

Not : Bu makale Sovyet Rusya’nın dağılmasından önce yazılmıştır.
Kaynak: Türk Kültürü

İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür