Türk Dünyasının En Çok Şiir Yazan Türk Şairi: Alişir Nevaî

Rıza Nur 23.03.2017 3182
N
resim
evâi, âlim, şair, güzel sanatlardan bir kaçında mâhir bir sanatkârdı. Asîl büyük bir âiledendi. 
Alişîr beyin zeki, zarif, şık, çelebi, ince, nüktedan, sevimli, hoşsohbet, kibar, ayni zamanda mütevâzı bir kimse olduğu eserlerinde görülür. O kadar şık ve inceydi ki yapdığı şeyler hatta kadınlar arasında bile moda olurdu. Baburşah’dan öğreniyoruz: Alişîrin bir gün kulağı ağrımış başını mâvi bir ipek mendille sarmış, kadınlar hemen bunu moda yapıp başlarına mâvi ipek mendil bağlamışlar ve adını da “Alişir tarzı” koymuşlardır. 

Nevâî Allah vergisi yüksek şairliğine yüce duygular, büyük faziletler ilâve olunmuş biridir. Âdil, merhametli, hayırsever bir insandı. Bunlarla berâber çok çalışkandı. Çalışkanlığın zekâya üstün olduğuna iman edenlerdenim. Nevâîdeki gibi ikisi berâber olursa ona baha biçilmez. Bütün ömrünü tahsile, tetkike, ilme, edebiyâta, güzel sanatlara, edebî ve ilmî eserler telifine, hayrat ve hasenata hasr ve vakfetmişdir.  

Vakfiyye nâmındaki eserinde görüldüğü üzere 300 kadar bina ve emsâlini milletine vakfetmişdir. Evini bir akademi, bir mekteb, bir kütüphâne, bir matbaa, bir resimhâne, bir mücellidhâne hâline koymuşdu. Zamanın âlim ve şâirlerini toplar, himâye ederdi. Onlara eserler yazdırırdı. Yazdığı ve yazdırdığı eserleri hattatlara verir; ondan sora müzehhibler, minyatürciler çalışır, sora da mücellidler cildleri yaparlardı. 

Yazılarınan öğrendiğimize göre onbeş, onaltı yaşında yazmağa başlamış, ölünceye kadar yazmışdır. Hattâ hayâtını sona erdiren müzmin bir hastalıkla iki yıldır pek bîtâb düştüğü halde bile çalışmağı bırakmamış, hayâtının son anlarında her gece iki saat çalışarak “Lisan-üt-tayr” adındaki eserini ikmal etmişdir. Eserin sonundaki mısrâlara göre bu eseri 60 yaşında yazmağa başlamış, her gece 40 yâhud 50 beyit yazarak bitirmişdir.

Nevâî daha ziyâde lirik bir şâirdir. Mümeyyiz vasfı incelikdir.  Nevâî intizam ve metod sahibi biriydi. Eserlerile ve açdığı medreselerle Türk kültürüne büyük hizmetler etmişdir. Nevâî vatanperver ve Türkcüydü. Horasanı ve milleti çok severdi. Eserlerinde ekseriya: “Bunu Türkler öğrensin diye yazıyorum” der. 

Nevâî sâf bir semâda parlayan güneş gibi bir parlak simâdır. Türkün büyük şâirlerinden, büyük adamlarındandır. Çağatay edebiyatının babasıdır. Bu edebiyât Nevâî iledir ki altın devrini yaşamışdır. Alişir Horasan Türk medeniyetinin incisidir. 

Kınalızâde tezkiresine göre Nevâî İstanbula gazellerinden 33 tâne göndermiş ve bu sâyededir ki Ahmed Paşa iyi şiir yazmağa başlamışdır! Tetkikimize göre Fuzûlî, Nedîm, Galibdede gibi garb Türklerinin en büyük şâirleri Nevâîyi okumuş ve şiirlerinde onu yâd etmişlerdir. 

Nevâînin eserleri bizde birkaç asır şâirlerimize meşk olan eserlerdendir. Hattâ bâzı şâirlerimiz Nevâiyi tanzir ederek Çağatay şivesinde dörtlük, beyit gibi ufak tefek şiirler yazmışlardır. O vakit şâirlerimiz Nevâîyi okumak için Çağatay şivesini öğrenirlerdi. Bunu için Nevâînin eserlerindeki Türkiye Türklerince meçhul kelimelerden mürekkep ve bunları Türkiye Türkcesîne îzah eden bir lügat tertib edilmişdi. 

Bu lügat “Lugati – Nevâî”, ilk kelimesi (apuşka) olduğundan “Apuşka lugatı” diyi meşhurdur. Macarca’ya bile Vambery tarafından tercüme edilib basıldığı halde bizde hala basılmamışdır. Yani ecdâdımız şimdiki neslimizden gayretliydi.  

Nevâî 3.804 şiir yazmışdır. Bunların hepsi 119.277 mısra teşkil etmekdedir. Fârisî dîvanı 12.000 mısradan mürekkebdir. Bu da ilâve edilince Nevâînin hayâtının mahsulü 3.805 şiir olup 131.277 mısra teşkil eder. Bu rakam Firdevsînin Şehnâmesinin mısra yekünundan çokdur. İrânın bu en velûd şâîrinin mısra yekûnu 120.000 dir.  

Nevâî 14 şiir şekli kullanmışdır. Türk klassikleri hakkında yapdığım tedkikat neticesi olarak kaydederim ki hiçbir Türk şâiri Nevâî kadar çok vezin kullanmamışdır. Nitekim hiçbir Türk şâiri de Nevâî kadar çok şiir ve mısrâ da yazmamışdır. 

 

İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür