Türk Dünya'sını Tanımak

Güler Eren 25.12.2012 4624
E
lli yıla yakın komünist sistemle yönetilmiş, bin yıla yakın bir süredir temasımızın bulunmadığı Tuva'da herhangi bir köye gidip, herhangi bir eve girerseniz ve Türk olduğunuzu, Türkiye'den geldiğinizi söylerseniz: "Aaa!... Biz kardeşiz. Atamız, dedelerimiz aynı "sözleriyle ve büyük bir muhabbetle karşılanırsınız. Ben bunu defalarca, bizzat yaşayarak gördüm. 

Türkiye'de aydınlarımızın yüzde 90'ından fazlası 'Tuva' kelimesini duyduğunda 'O da ne?' der gibi yüzünüze bakmakta. Elbette bu acı bir durum.” Doç. Dr. Ekrem Arıkoğlu, "Tuva Cumhuriyeti ve Tuva Türkleri" adlı değerli yazısında haklı olarak böyle yakınıyor... 

Gerçekten de Türk Dünyası'nı bilmiyor, ailemizin fertlerini, kendi kardeşlerimizi tanımıyoruz. Tuvaları, Şorları, Hakasları, Televutları, Meluncanları daha önce hiç duydunuz mu? Sakalar, Kumuklar, Karaçaylar, Malkarlar, Karaylar, Nogaylar hakkında neler biliyorsunuz? Ahıska Türklerinin macerasına, Kırım Tatarlarının tehcirine, Irak Türkmenlerinin, Doğu Türkistanlı Uygur Türklerinin uğradığı katliamlara hiç ağladığınız oldu mu? Tataristan, Başkurdistan ya da Doğu Türkistan'ı haritada gösterebilir misiniz?

 

Sahi Türkistan neresidir, biliyor musunuz? "Türkistan" Türklerin anayurdudur. Asya'nın ortasında, Doğu Türkistan, Batı Türkistan, Kuzey Türkistan, Güney Türkistan şeklinde ayrılmaya çalışılan, çeşitli devletlerin, muhtar cumhuriyetlerin, Türk topluluklarının üzerinde yaşadığı aslında tek bir vatandır Türkistan...


Tek bir millet, Türk Milleti çok çeşitli sun’î siyasî ve kültürel bölünmelere maruz kalmıştır. Türkistan coğrafyasının biraz batısında Azerbaycan ve Türkiye Cumhuriyetleri bulunuyor. Lâkin anayurt Türkistan, bir ana gibi kollarını uzatmış, kucağını açmış bizleri sevgi ve gönül dünyasına bekliyor...

 

Yıllar yılı kökümüzden koparılmış olarak yaşadık. Türkiye dışındaki Türklerden bahsetmek suç haline getirilmişti. Dış Türklere sahip çıkmak, "şovenlik, ırkçılık, Turancılık" ithamları ile karşılaşmak, "kafatasçı" ilân edilmek demekti. "Aslını inkâr eden haramzadelere" dönmüştük. Bir yandan koskoca "Devlet-i Âliyye"yi inkâr ediyor; diğer yandan kapıkomşu Nahçıvan'a sırtımızı dönerken, kendimize beşbin yıllık Anadolu tarihinden atalar-dedeler bulmaya çalışıyorduk.

 

200 Milyon nüfuslu Türk Dünyası'nı, 1.5 milyar nüfuslu İslâm Dünyası'nı tamamen unutmuş gibiydik. Halbuki, dünyanın bir ucunda Hakas Türkleri ölülerine bizim gibi ağlıyor, Kafkaslarda Nogay Türkleri çocuklarına bizim gibi ninni söylüyor, Moldovya'daki Gagavuz Türkleri türkülerini bizim gibi çağırıyor ve Malezya'da, Endonezya'da, Pakistan'da hâlâ Abdülhâmid Hân'ın menkıbeleri anlatılıyor.

 

Doğu Türkistan'daki kardeşlerimiz Çin zulmü altında bizden medet umuyor, Prizren'de, Priştine'de, Üsküp'te, İskeçe'deki kardeşlerimiz "Türk'ün sancağına bakıp çırpınıyorlar" ve sabırla bekliyorlar. Ahıska Türkleri asırlık maceralarını sürdürürken gözleri Türkiye'ye, bizlere dönük...

 

Bereket versin 1989 sonlarında komünizm iflâs etti, Sovyetler Birliği parçalandı; biz de ABD'nin "yüksek" müsaadeleri ile Washington üzerinden anayurdumuz Türkistan'ı keşfe yollandık. Tamamen hazırlıksızdık...

 

Önce Türk Dünyası'nı yeni bir iktisadî kaynak olarak değerlendirdik. Zaman zaman kendimizi bir "baba", bir "ağabey" saydık. Öz kardeşlerimize "Türkî" diyerek araya mesafe koymaya kalktık. Lâkin gene de beklenen vuslat gerçekleşti. Biz de Türkiye Türkleri olarak yıllar, belki de yüzyıllar sonra anayurdumuz Türkistan 'a, Hoca Ahmet Yesevî'ye ve Türk kardeşlerimize kavuşmuş olduk.

 

Merhum Cumhurbaşkanımız Özal, "Adriyatik'ten Çin Seddi'ne" deyince kıyametler koptu. Aslında bu slogan bile eksikti. "Atlantik'ten Büyük Okyanusa" demek lâzımdı. Çünkü Türk Dünyası ve dünya Türklüğü Atlantik'ten de öteye devam ediyordu.

 

Artık dünyanın her yerinde Türkleri görebilirsiniz. O billur ahenkli, bal tatlı güzel Türkçemizle istediğiniz gibi gezebilir, ticaret yapabilir, dostluklar kurabilirsiniz. Artık, gecikerek de olsa, bizim de evlâdlarımız büyük bir milletin, devâsâ bir medeniyetin, emsalsiz bir kültürün vârisi ve mensubu olmanın gururunu yaşayabilirler.


Kaynak: Yeni Türkiye

İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür