Türk Dünyasında Kültür Diplomasisi!

Meryem Aybike Sinan 17.12.2021 1138
K
ültür meselesi, üzerinde çok fazla mesai harcamadığımız öksüz bir saha yazık ki…

Oysa milletleri millet yapan, ülkeler arasında kalıcı münasebetleri tesis eden kültür ve kimlik konularındaki sıkı iş birliğidir. Ancak bu husus özellikle Türk Dünyasında en boş bırakılan bir saha olup, hızla bu boşluğun doldurulması lazım.

Geçtiğimiz gün Ankara’da Millet Kütüphanesi'nde çok mühim bir faaliyet vardı. Kazakistan Cumhuriyeti’nin müstakiliyetinin 30. yılı münasebetiyle Kazakistan Ankara Büyükelçiliği ve Millet Kütüphanesinin düzenlediği “Birliği Güçlü Ülkeye Otuz Yıl” adlı bir yuvarlak masa toplantısına katıldım. Bu toplantıda Kazakistan Cumhuriyetinin Millet Kütüphanesi'ne, Kazakistan’dan getirilen kitapların takdim töreni yapıldı…

Kazakistan Ankara Büyükelçisi Abzal Saparbekuly, Kazakistan’ın manevi kalkınma hamlesiyle birlikte özellikle kültür, sanat, edebiyat ve kimlik mevzû başta olmak üzere 10 millî yenileşme hareketinden söz etti. Türkiye ile özellikle “Kültür ve Kimlik” konularında stratejik ortaklığın çok mühim olduğunun altını çizdi.

Avrasya Yazarlar Birliği Başkanı Doç. Dr. Yakup Ömeroğlu ise 1913 yılında yayınlanan “Kazak Gazetesi” adlı yayın organının o yıllarda, o imkânlarda Türkiye’den 13 abonesi olduğunu ifade ederek, “Bugün Türkiye’den kaç kişi Kazak gazetelerini okuyor?” diye sordu…

Açıkçası Yakup Hoca’nın bu sözü çok ehemmiyetliydi zira geçmiş ile kıyaslandığında her türlü imkâna rağmen kültür, kimlik, edebiyat konularında iyi bir yerde olduğumuzu söylemek iyimser bir görüş olur.

30 yıl önce hürriyetine kavuşmuş kardeş devletler ile ne yazık ki sadece üst seviyelerde münasebetler yürüdü ve yürümeye devam ediyor! Diplomatların, üst seviyede bürokratların ve kimi siyasilerin karşılıklı gidiş gelişleri ve aldıkları kararlar ne yazık ki kâğıt üzerinde kaldı hep!

İsterseniz edebiyat, kültür ve kimlik alanlarında meseleyi irdeleyelim. Mesela sormuş olayım, kardeş ülke edebiyatlarından kaç isim biliyorsunuz? Gelecek cevapları aşağı yukarı tahmin ediyorum… Cengiz Aytmatov, Cengiz Dağcı, Bahtiyar Vahapzade… Oysa bu ülkeler müstakiliyetlerini ilan etmeden önce de bu ülkede bu isimlerin kitapları neşrediliyordu zaten!

Ahmet Baytursun, Abay Kunanbay, Muhtar Avezov, Süleyman Çolpan, Aybek, Ayaz İshaki… Yüzlerce büyük yazarı Türk Kamuoyu tanımıyor, bilmiyor! Mesela bütün Türk milletinin itikat imamı İmam-ı Matüridî Hazretleri hakkında neden ortak bir toplantı yapılmadı hâlâ?

Ortak tek bir dizimiz yok, ortak bir lügâtımız yok, ortak bir sinema filmimiz yok, ortak bir kütüphanemiz yok, ortak bir gazetemiz yok! Demek ki neymiş? Bu çalışma şekliyle ilerleyemiyor, asıl hedefe varamıyoruz.

Peki neden? Çünkü iş bilmeyen insanlara mevki ve makam tevdi etmek o görevden öncelikli hâle geldi. Şahsi tatmin dışında daha fazlası gerek! Geniş halk kitlelerinin dikkatine sunulmayan, halkın içinde yer almadığı, kültür ve kimlik mevzularından uzak hiçbir çaba netice vermez, vermiyor da!

Türk Devletleri Teşkilatı bir isim değişikliğinin çok ötesine geçmedikçe bunca emek ve vakit zayi olacak. Merhum Gaspıralı’nın “Dil'de, İş’te, Fikir’de Birlik” idealini, “İş” ile sınırlayıp müteahhitlere inşaat sektöründe imkân aralamak olarak anlıyorsak şayet bu “İş” olmaz!

Toplantılarda biteviye birbirini ağırlayıp güzel ve şaşaalı cümleler kurmak da yetmez! Bu mefkûre vebali ağır olan büyük ve mühim bir Ülküdür. Yüreği yetmeyen, hedefi cüzdanından ötesine geçmeyen insanlar uzak dursunlar zira kaybedilen zaman Adriyatik’ten Çin Seddi'ne kadar bütün Türk milletine ağır bedeller ödetecektir…

Hasılı “Kültür Diplomasisi” olmadan olmaz!





İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür