Türk Birliği ve Dünya Hakimiyeti

Prof. Dr. Ramazan Özey 29.01.2018 2404
resim
T
ürkler, tarihin çeşitli devrelerinde Türk Birliğini sağlamışlar ve dünya hâkimiyetini kurmuşlardır. Dünya Hakimiyetini, burada dünyayı esir almak anlamında düşünmek yanlıştır. Yine Türk Birliği ile Panturanizm’mi ayırmak icap eder. Panturanizm dünya litaretürüne batı dünyasından geçmiştir. Türk birliği denilince akla; Türk ülkelerinin birbirleriyle aralarında olan düşmanlıklarını bir tarafa bırakıp, barışık bir halde dünya sahnesinde yerlerine almaları gelmelidir.

Dünya Hakimiyeti denilince de dünya üzerinde yaşanan bütün haksızlık ve sömürü düzenlerini engelleyen ve dünya barışını sağlayan bir güç olarak değerlendirmelidir. Böyle olunca Türk Birliği’nden ve Dünya Hakimiyetinden bahsetmek hem Türklerin hem de dünya ülkelerinin hayrına vesile olacaktır.

Türk Birliği ve Dünya Hakimiyeti Türkler için yeni bir oluşum değildir. Türkler, Milli Birliği ve Dünya Hakimiyetini tarih sahnesinde defalarca uygulamaya geçirmişlerdir. M.Ö 209-174 yıllarında Büyük Hun İmparatoru Mete Han “ imparator, sonsuz genişlik, yücelik, ululuk” anlamlarını taşıyan “ Tanhu” ünvanını alır ve Kore’den Aral Gölüne, Baykal Gölünden Tibet Yaylası’na kadar uzanan geniş topraklar üzerine Türk Birliğini ve Hâkimiyetini kurar.

Avrupa Hun İmparatoru Atilla, M.S 445- 453 yılları arasında dünya hakimiyetini sağlar. Atilla’nın hükmettiği topraklar Batı Asya ve Orta Avrupa’nın tamamıdır ki bu alan dünya platformu üzerinde çok geniş bir mekana tekabül eder.

Tarihte ilk defa adında, "Türk" kelimesi olan Göktürk (Kök-Türk) imparatorluğu, Türk birliği'ni ve dünya hâkimiyetini kurmuş olan Türk devletleri'nden birisidir. Göktürk Hakan'ı Bumin'in oğlu Mukan zamanında, imparatorluk toprakları Kore'den Hazar Denizi'ne kadar uzanan ve yaklaşık 10,5 milyon kilometrekarelik bir alana yayılmıştır. Türkler' de birlik ve dünya hâkimiyeti tarih boyunca birbiri ardına devam eder.

Dünya hâkimiyeti, Türkler'in vazgeçilmez bir ülküsüdür. 11. yüzyılda Kaşgarlı Mahmud şöyle der; "Yaratan, Devlet Güneşi'ni Türkler'in burcunda doğurmuş, göklerdeki dairelere benzeyen devletleri onun sultanı çevresinde döndürmüş, Türkler'i yeryüzünün hâkimi yapmıştır."

Orhun Kitabeleri'nden Kültigin kitabesinin güney cephesinde; "Doğuda gün doğusuna, güneyde gün doğusuna, onun içindeki millet hep bana tabidir. Bunca milleti hep düzene soktum... Fakir milleti zengin kıldım. Az milleti çok kıldım" yazılı ifadelerine rastlıyoruz. Güneyde gün ortası, Ekvator'a yakın bölgeler, kuzeyde gece ortası ise, Kutup Dairesi'ne kadar olan bölgeler olsa gerektir.

Büyük Selçuklu İmparatorluğu' nun Sultanı Alparslan'ın oğlu Melikşah' a, 25 Nisan 1087'de Bağdat'ta Halife tarafından "Doğunun ve Batının Hükümdarı" nişanı olarak kılıç kuşatılır.

Melikşah' ın oğlu Sencer ise, Halife'ye gönderdiği bir mektupta; "Allah'ın lütfü ile cihan padişahlığına yükseldiğini" yazar.

Büyük Selçuklu İmparatorluğu zamanında, Türk birliği ve dünya hâkimiyet alanı sınırlarına, Anadolu yarımadası ve Ortadoğu topraklan da ilave edilir.

Osmanlı İmparatorluğu'nda ise, Türkler'in bu ülküsü üç kıtada (Asya Avrupa-Afrika) gerçekleşir ki, bu coğrafî mekan yaklaşık 22 milyon kilometrekareyi bulur. Bu değer, Avrupa kıtasının yüzölçümünün iki, Batı Avrupa'nın altı katından fazladır. Yani Osmanlı İmparatorluğu’ nun  dünya hâkimiyet sahası bugün sözü edilen Avrupa Birliği ülkelerinin toplam alanından altı kat daha fazla bir alan üzerinde kurulmuştur.

Cihan (Dünya) padişahlığı, Osmanlılar' da gelenekselleşir ve Osmanlı padişahları aynı zamanda; "Cihan Padişahı", "İslâm'ın Halifesi", "üç kıtada at koşturan kurtarıcı, velinimet" gibi unvanlarla anılırlar.

Osmanlı İmparatorluğu tarih sahnesinden çekilince Türk birliği bozuldu ve dünya hâkimiyeti başka milletlerin eline geçti. Ancak 20. yüzyılda dünya imparatorluğuna soyunan milletler, ne yazık ki dünya barışını koruyamadılar. Dünyanın dört bucağında, sömürü düzeni sonucunda zulüm ve baskı rüzgârları estirildi. Yeryüzü savaşlarla kan gölüne çevrildi. Dileriz bu dökülen kanlar, 21. Yüzyılda  da akmaya devam etmez. Bunun için de, dünya barışına ihtiyaç vardır.

Şüphesiz gelecekte kurulacak barış ve sevgi dünyasında, Türkler'e ve Türk birliği'ne büyük ihtiyaç vardır. Çünkü tarih bir tekerrürden ibarettir. Tarihin tekrar etmesi için gerekli olan coğrafya da buna müsaittir.

İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür