"Togri" Kelimesinden Başka Doğrulara Ve Güzelliklere

Yavuz Bülent Bakiler 09.02.2016 3071
A
nkara'daki bir toplantıda Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel'den dinlemiştim. Demişti ki: "Bir Türkistan seyahatimde, Özbekistan Cumhurbaşkanı İslâm Kerimov'a Özbekistan'ın bazı önemli meselelerini ve hal çarelerini anlatıyordum. İslâm Kerimov beni dikkatle dinliyor ve söylediklerimi "togri, togri, togri" diye tasdik ediyordu. İslam Kerimov'dan dinlediğini bu "togri" kelimesi beni çok duygulandırdı, heyecanlandım ve anladım ki, bizim "doğru" kelimemizin aslı o "togri" kelimesidir.  "Togri" kelimesi, Türkistan'dan Türkiye'ye ulaşıncaya kadar biraz değişerek "doğru" şeklini almıştır. 

“Togri” kelimesinin Cumhurbaşkanımız'ı duygulandırmasına kat'iyyen şaşırmamalıyız. Bazen bir kelime, bir cümle, bir mısra, bir türkü, bir nakış, bir bakış insanı gerçekten çok duygulandırır. Ama şunu bilmeliyiz ki, biz Türkistan ve Azerbaycan kapısını biraz araladık mı, yani başımızı çevirip ata yurdumuza birazcık olsun baktık mı, o "togri" kelimesinden bin kere, milyon kere daha önemli, daha büyük daha muhteşem güzelliklerle karşı karşıya kalırız. 

Acaba ben neden ikide bir Türkistan ve Azerbaycan dünyasından örnekler veriyorum? Meselâ neden bütün Türk Dünyasında "hayat" kelimesi, "şart" kelimesi, "cevap" kelimesi, "imkân" kelimesi, "bütün" kelimesi ortak kelimelerimizdendir? Neden bizden başka "yaşam" diyen, "koşul" diyen, "örneğin", "yanıt", "olanak", "tüm" diyen bir tek Türk cumhuriyeti yok! diyorum. 

Neden Gaspıralı İsmail'in ölünceye kadar savunduğu, "Dilde birlik, fikirde birlik, işte birlik" ideali üzerinde duruyorum. Türkiye bizim elbette karasevdamızdır. Türkiye'nin kalkınması, çağdaş medeniyet seviyesine ulaşması ve bölgesinde caydırıcı bir güç hâline gelmesi elbette en büyük ülkümüzdür. Türkiye Batı Dünyasından kopmamak kaydıyla, bütün Türk Cumhuriyetleriyle siyâsi, iktisâdî beraberlik ve kültür münasebetleri kurmak mecburiyetinde. Türkiye'nin başka bir yolu yoktur. Türkiye böyle bir aydınlık içine girmeye mecbur ve mahküm bir ülkedir. 

Lütfen dikkat buyurur musunuz: 1990 yılında Sovyet Rusya imparatorluğu kendiliğinden yıkılınca Batılı Türkologlar ortaya yeni bir iddia sürdüler. Onların bu yeni iddiaları Avrupa'da gazetelerin birinci sayfalarında yer aldı. Ben o başlıkları, haberleri hiç unutmuyorum. Deniliyordu ki: 

"Dev Uyanıyor! Dev Uyanıyor! Dev Uyanıyor!" 

Batılı Türkologların bahsettikleri dev, 250 milyonluk büyük Türk Dünyası idi. Bu büyük nüfusun 60 milyonu Türkiye'de yaşıyor, geri kalan kısmı da eski Türk yurtlarında. Batılı Türkologlara göre bu devin başı Türkiye'dir. Boğazı, Azerbaycan, gövdesi ise baştan başa büyük Türkistan! 

Batıda, Türk Dünyası üzerinde yıllarca çalışan ilim adamları diyorlardı ki: 

"Türkiye yeni doğan şu 6 cumhuriyetle, yani Azerbaycan'la, Türkmenistan, Özbekistan, Tacikistan, Kazakistan ve Kırgızistan'la siyâsî, iktisâdî ve kültür beraberliği içine girdi mi, 21. Yüzyıl, Türk yüzyılı olabilir. Bütün Türk Cumhuriyetleriyle 'Dilde birlik, fikirde birlik, işte birlik' bütün Türk Dünyasının vazgeçmeyeceğİ en büyük dâvâsı. Türkçe, dünya dilleri içinde 5. sırada bulunuyor. Çince 'den, İngilizce'den, Hintçe'den ve İspanyolca'dan sonra Türkçe bütün dünya dilleri arasında 5. sırada yer alan bir dil. 250 milyonluk yeni bir Türk Dünyasıyla karşı karşıyayız! Dev uyanıyor! Dev uyanıyor! Dev yanıyor!" Batılı Türkologlar böyle düşünüyor, böyle yazıyorlar. 

Tabii bu devin uyanmasından çok korkanlar da, ürkenler de var. Türkiye Batılı Türkologların da belirttikleri gibi, yeni Türk Cumhuriyetleriyle siyasi, iktisadi beraberlikler ve kültür birliği kurduğu takdirde bir dev gibi doğrulabilir mi? 

Elbette doğrulabilir. Bu beraberlik, bu birlik hem Türkiye'ye hem de bütün Türk Cumhuriyetlerine bir büyük refah ve güç getirecektir. Türkiye en çok 10-15 sene içinde dünyanın en büyük, en güçlü devletlerinden biri olabilir. Tabii bu beraberlikten, kardeş Türk Cumhuriyetleri de paylarına düşeni elbette alırlar. Hayal mi bu? Hayır gerçek. Bu konu üzerinde yine duracağım Azerbaycan'ı ve Türkistan'ı çok sevmek Türkiye'yi sevmek demektir.

İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…