Timur Han’ın Vasiyeti ve Ölümü

Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil 27.09.2017 2946
T
resim

imur Han Otrar'da iken 11 Şubat günü birden sıhhati bozuldu ateşi çıktı. Hastalığı gitgide artıyordu. Hekimlikte dünyaca meşhur olup Timur Han'ın yanından yıllardır hiç ayrılmayan Mevlânâ Fazlullah Tebrizi sürekli onu tedavi etmeye çalışıyordu. Ama hastalık her geçen gün ilerliyor ve sürekli olarak birbirine benzemeyen hastalık gösteriyordu. Öyle değişik hastalıklar baş gösterdi ki, tabip birini ortadan kaldırsa bile, bir diğeri şiddetleniyordu. 

Bununla birlikte Timur Han'ın  aklı ve şuuru yerindeydi. Bu hastalığın çaresi olmadığını anlamıştı. Bütün günahları için tövbe etti. Hanımlarını ve beylerini çağırıp vasiyetini bildirmek istedi. Onlar huzuruna girdiklerinde şöyle dedi:

"Anlıyorum ki, ruh kuşu bu çıkıp gitmek istiyor. Ben Yüce Allah'a sığınıyorum ve sizleri de o’na emanet ediyorum. Ben öldükten sonra arkamdan feryad u figan etmeyin. Hiçbir faydası olmaz. Rabbime benim günahlarımı affetmesi için dua edin. Ruhum için Fatiha okuyun ve tekbir getirin. Allah'a şükür İran ve Turan'da bize karşı çıkacak kimse kalmadı. Biliyorum, günahlarım çoktur; ama Allah'tan ümidim odur ki, zalimlerin ellerini mazlumların başlarından uzak tuttuğum için bana rahmet etsin. Hayatım boyunca güçlünün zayıfı ezmesine asla izin vermedim. Bu dünyada ebedi yaşayan kimse olmadı ve bana dahi vefa göstermeyen bu dünya size de göstermeyecektir. Ancak dünya işlerini ihmal etmeyin ki, Müslümanlar zarar görmesinler. Yoksa kıyamet günü sizden hesabını sorarlar. 

Şimdi; Pir Muhammed Cihangir'i veliaht tayin ettim ve kaimmakamım olarak Semerkand'ı ona verdim. Bağımsız olarak ve tedbirler alarak orada otursun, ülkelerin ve ordunun işleriyle meşgul olup, tebaanın dertlerinden haberdar olsun. Sizler de ona itaat edip yardımcı olmalısınız ki, düzen bozulmasın ve Müslümanlar zarar görmesinler ve kaç yıllık emeklerim zâyi olmasın. Öyle davranın ki, uzaktakiler sizin ittifak içinde olduğunuzu anlasın ve kimse size başkaldırmaya cesaret edemesin. Beyler ve önde gelen kişiler huzurumda toplansınlar ve vasiyetimden taşra çıkmayacakları konusunda yemin etsinler. Şu anda burada olmayan beyler ve serdarlar da bu vasiyetime uysunlar." 

Bu sözleri işiten beyler, içlenerek gözyaşı dökmeye başladılar. Şah Melik Beg ile Şeyh Nureddin Beg, "Ey emirimiz, canımız sana sadakadır. Yüce Allah bizim canlarımızı alıp senin canını bağışlaya" diyerek gözyaşı dökdüler. Timur Han onlara, "Fayda yokdur. Bilmek gerek! Amma sizler işlerinize ve vasiyetlerime merdâne sahip çıkın!" 

Onlar cevap verdiler, "Canımız tenimizde olduğu sürece hazretin emr-i fermanından taşra çıkmayız. Bu kulunuz velinimet efendimizin bir sözüne kulak asmadan onu üzmüşse, iki yakası asla bir araya gelmesin. Bugüne kadar sizin bendeleriniz olarak hizmet ettik ve bendelikten başka bir işimiz olmadı. Yaşadığımız sürece de böyle olacaktır.' 

Bu sözleri söylerken gözlerinden yaşlar yuvarlanıp aşağı akıyordu. Sonra şöyle dediler, "Mümkünse Taşkent'teki Şehzade Halil Sultan ve diğer beylere bu tarafa gelmeleri için ferman buyurulsun. Gerçi bizler sizin vasiyetiniz olan sözlerinizi onlara aktarırız, ama bunları sizin ağzınızdan dinlemeleri daha iyi olurdu.” 

Bu sözlere karşı Timur Han , "Artık vakit geldi çattı! Daha fazlasına mecal yoktur. Onlar şu anda burada değiller ve gelemeyecekler. Onlarla görüşmek kıyamete kaldı. Bu da sizlerle olan son görüşmemdir. Allah'a şükür ki, din yolunda yapamadığım hiçbir ukde gönlümde kalmamıştır. Keşke bir de oğlum Şahruh'u görebilseydim!" dedi. 

Timur Han'ın  huzurunda bulunan bütün hatunlar, ağalar ve bazı şehzadeler onun bu son sözlerini işittiklerinde feryad u figan etmeye başladılar.

Emir Timur onlara ve emirlerine şefkatle bakarak şöyle dedi, "Her ne söylediysem, ülkenin menfaati için söyledim ve asla kulaklarımızdan çıkmasın; halkın, fakir ve miskinlerin ahvalinden habersiz kalmayın. Daima söylediğim düstur ve nasihatlere göre hareket edip, işlerinizde acz göstermeyiniz. Kılıçlarınızın kabzasını muhkem tutun ki, padişahlıktan benim gibi nasipdâr olasınız. Acizlik aklı yok eder ve nefsi öldürür. Fazla alçakgönüllülük insanı gayeden uzaklaştırır. Zaafı izhar etmek insanın isteklerine engel teşkil eder. Ben, dünyayı adalet ve iyilikle âbâd ettim. Eğer benim vasiyetime uyup adaleti gözetirseniz, uzun yıllar bu memleket elinizde olur. Şayet birbirinize düşerseniz, bu size hayır getirmez.”

Bir süre sonra Timur Han'ın  hastalığı şiddetlendi. Bundan böyle saltanat, şevket, ordu ve servetin hiçbir faydası yoktu. Dışarıda hafızlar Kur'ân-ı Kerim okumaktaydılar. Mevlânâ Ubeydullah'ın oğlu Mevlânâ Heybetullah'ın içeri girip, Timur Han'ın  baş tarafına oturarak Kur'ân-ı Kerim tilavet etmesi söylendi. Emir Timur güneş battıktan sonra, akşam namazıyla yatsı arasında defalarca kelime-i şehadet getirdikten sonra ruhunu teslim etti. İnnâ lillahi ve innâ ileyhi râciûn (19 Şubat 1405). 

Vefatında altmış dokuz yaşındaydı. Padişahlık dönemi otuz altı yıldı. Saltanat süresine uygun olarak oğullarının ve torunlarının toplam sayısı da otuz altı idi.

İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür