Talas Savaşı

Meryem Aybike Sinan 18.05.2022 1173
T
resim
alas Savaşı Türk milleti için bir dönüm noktasıdır.

Aradan 1271 yıl geçmiş. Peki Türk tarihi için bu savaş neden bu kadar önemlidir? Talas nerededir? Türk ve İslam tarihi için ne ifade etmektedir?

10 Eylül 2021 yılında Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov’un himayesinde Kırgızistan’ın Talas şehrinde gerçekleştirilen “Talas Savaşı ve Tarihî Önemi” konulu Uluslararası Bilimsel Sempozyuma, Türk dünyasından katılan 40’ı aşkın bilim insanının birbirinden kıymetli bildirilerinin yer aldığı kitap, yakın zamanlarda Türk Dünyası Belediyeler Birliği tarafından neşredildi.

Gazetemiz yazarlarından kıymetli hocamız Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil’in pek çok makale ve kitaplarına da atıfta bulunulan bu kıymetli kitabın takdim yazısını Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır N. Caparov yazmış. 

Türk Dünyası Belediyeler Birliği’nin böylesi bir çalışma yapması takdire şayan gerçekten. Türk tarihinin en önemli dönüm noktası olan Talas Savaşı'nı böylesine kapsamlı bir çalışma ile ortaya koyma irade ve düşüncesi her şeyden önce elbette belediyelerin değil, üniversitelerin biricik amacı ve görevi olmalıydı.

Bu kıymetli eserde takdim yazısını yazan Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır N. Caparov’un Talas yorumu çok bilgece ve millî bir duruş içeriyor:

“Tarihin önemli sınavlarından geçtik, millet olarak ayakta kaldık ve bağımsız bir devlet olduk. Sovyet sonrası bağımsızlığın 30. yıl dönümünü kutladık. Bu başarının, ancak atalarımızın bilgeliği, kahramanlığı ve öngörüsü temelinde mümkün olduğunu söyleyebiliriz. Kırgızistan ve bütün Orta Asya tarihindeki en önemli olaylardan biri, 751 yılının temmuz ayında Talas Nehri üzerindeki Atlah kasabası yakınlarında gerçekleşen büyük savaştı.

İpek Yolu güzergâhındaki en büyük şehirlerinden biri olan Atlah, şimdi Kırgızistan’ın Talas ili, Manas ilçesine bağlı Сoon-Töbö’de bulunmaktadır. Bu tarihî savaş sadece Doğu’nun iki farklı ucu; Batı'da Arap Halifeliği ve Doğu'da Tang Hanedanlığı arasındaki bir gerilimden değil, aynı zamanda yerel Türk ve diğer halkların taraf seçme çatışmasıydı. Talas Vadisi, Orta Asya ve İç Asya jeopolitiğinde birçok önemli olayın yaşandığı bir bölgedir...”

Evet Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır N. Caparov'un bu cümlelerinde en vurucu olanı hiç şüphesiz “Türk halkının taraf seçme” ifadesidir. Çünkü Talas Savaşı topyekûn bir kültür ve medeniyet değiştirme, İslam dinine taraf olma savaşıdır da. 

Bugün Talas Nehri'nin geçtiği şehre Talas şehri denmektedir ve Kırgızistan sınırları içinde yer almaktadır. Ancak hemen belirtelim ki Talas Nehri'ne "Taraz" da denmektedir. Kazakistan’ın Kırgızistan sınırına yakın Tanrı Dağları eteklerindeki Taraz şehri ile Kırgızistan’daki Talas şehri birbirine karıştırılmaktadır nitekim bu talihli ve ünlü nehir bu şehirden de geçmektedir! Peki bu savaştan sonra ne gibi gelişmeler oldu?

-Orta Asya’nın bu savaşla Çin egemenliğine girmesi engellendi.  

-Türkler kitleler hâlinde Müslüman oldu ve bu yaklaşık 200 yıl sürdü.

-Bu savaştan sonra Türk-İslam tarihi başladı. Matbaa, kâğıt, bilim ve tıp konularında ilerleme sağlandı.

-Türkler, Abbasi Devleti'nde çeşitli üst görevler aldı.

-Bu savaş sonrası iyice zayıflayan Çin Devleti, Batı Türkistan’a uzun süre saldıramadı ve dolayısıyla Türkler güçlerini artırma yoluna gittiler.

-Talas Savaşı sonrası ilk Türk İslam eserleri yazıldı. Araplar Türkçe, Türkler Arapça öğrenme yoluna gittiler. Nitekim Kaşgarlı Mahmud’un yazmış olduğu Divânü Lugâti’t-Türk adlı eser, Araplara Türkçe öğretmek saikiyle yazılmıştır.

Hasılı 1271 yıl önce muzaffer olunan bu kutlu savaşta şehit düşenlere yüce Allah’tan rahmet diliyoruz.






İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür