Sürgünden Kırım'a Dönüş

Doç. Dr. Kemal Özcan 18.05.2013 2512
S

ovyetler tarafından sürgün edilen yaklaşık 250 bin Kırım Türkünün %46,2’si, diğer bir ifadeyle neredeyse yarısı yol boyunca ve sürgünde geçirilen bir yıl içerisinde hayatını kaybetmiştir. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde topluluklara karşı işlenen suçlar "Jenosit" (Soykırım) olarak tarif edilmektedir. 

Kırım Türklerinin maruz kaldığı sürgün hadisesi sırasında ve sonrasında verdiği kayıplar, onlara yönelik bir toplu katliam girişimi olarak görülmelidir. Diğer bir deyimle bunun adı Jenosit yani Soykırım’dır.

Toplu katliamdan sağ kurtulan Kırım Türkleri son derece ağır sürgün şartlarına rağmen hayatta kalmayı başarmıştır. Ancak vatanında bıraktığı bütün maddi ve manevi varlıkları imha edilmiştir. Öncelikle Kırım’daki bütün Türkçe yer isimleri değiştirilerek yerlerine Rusça isimler konulmuştur. Sürgün sırasında Kırım’da bırakmak zorunda kaldıkları mal varlıkları müsadere edilmiştir. Tarihî ve kültürel eserleri tahrip edilmiş, mescitler değişik amaçlar için kullanılmış, mezar taşları yerlerinden sökülerek inşaatlarda kullanılmıştır.

Sürgünden sonra büyük ölçüde boşalan Kırım’da Türklerin yerine Ukrayna SSC ve Rusya Federasyonu SSC’nin çeşitli yerlerinden zorla getirilen göçmenler yerleştirilmiş ve onlara Kırım Türklerinden kalan evler verilmiştir. Özerk bir cumhuriyet olan Kırım, Rusya Federasyonu SSC’nin bir bölgesi haline getirilmiştir.

Stalin’in insanlık dışı bu uygulamaları onun ölümüyle birlikte nispeten son bulmuştu. Yerine geçen Hruşçev, KP XX. Kongresinde yaptığı bir konuşmada ülkede meydana gelen bütün kanunsuzluklardan ve gayr-i insaî olaylardan Stalin’in sorumlu olduğunu belirterek, onun döneminde birçok topluluğun yaşadıkları yerlerden sürgün edilip haksızlığa uğradığını itiraf etmiştir. Daha sonra peş peşe çıkan kanun ve kararnamelerle sürgüne maruz kalan toplulukların itibarları iade edilmiş, vatanlarına dönmelerine izin verilmiştir. Yalnız Kırım Türkleri, Ahıska Türkleri ve Volga Almanları bu haktan mahrum kalmışlardır.

Sosyal Değişim

Bu uygulama, Sovyet yönetiminin Türkiye ile yakın ilişkileri olan, sınırlarımıza yakın bölgelerde yaşayan Kırım ve Ahıska Türklerine karşı takındığı tutumun değişmediğini göstermiştir. Vatanlarına dönmelerine izin verilmeyen ancak sürgünlük kısıtlaması kaldırılan Kırım Türkleri, diğer Sovyet vatandaşlarının yararlandığı haklardan istifade etme hakkını elde etmişti. Kırım’da iken tamamen bir tarım toplumu olan Kırım Türkleri, sürgün olarak yerleştikleri başta Özbekistan olmak üzere Sovyetler Birliği'nin çeşitli bölgelerinde sosyal bir değişime uğramışlardır.

Kırım Türkleri artık bir sanayi toplumu olmuş, insanlar fabrikalarda, çeşitli işletmelerde ve inşaatlarda çalışmaya başlamıştı. Bunun neticesi olarak yeni bir işçi sınıfı doğmuştu. Eskiden tarımla uğraşan bu insanların artık kimi şoför, kimi teknisyen, kimi marangoz gibi mesleklere sahip olmuşlardı. Nüfusunun büyük çoğunluğu şehirlerde yaşamaya başlamıştı. Gençler yüksek tahsil yapma imkanı bulmuş ve Kırım’da iken sürgün edildikleri dönemde hemen hiç mevcut olmayan öğretmen, doktor, mühendis, akademisyen gibi aydın bir Kırım Türk zümresi oluşmuştu. Ancak Kırım Türklerinde meydana gelen bu sosyal değişim, içlerindeki vatan sevgisini bir an olsun kaybettirmemişti.

Sürgün yerlerinde doğan ve büyüyen bu yeni nesil, sürgünün bütün acısını yaşamış büyükleriyle birlikte vatana dönüş için milli mücadele hareketini başlatmıştı. Böylesine organize ve dinamik bir hareketin Sovyetler Birliği’nde eşi ve benzeri görülmemişti.

Yeniden Sürgün

Sovyet Hükümeti’nin her türlü baskılarına rağmen yılmadan mücadelesine devam eden Kırım Türk Millî Hareketi’nin ilk zaferi 3 Eylül 1967 tarihinde çıkan “Af Kararnamesi” olmuştur. Sovyet yönetiminin vermiş olduğu bu taviz, Kırım Türklerine Sovyetler Birliği’nin her yerinde yaşama hakkı veriyordu. Kararnamede “Kırım’a Dönemezlerşeklinde bir ibare yer almadığı halde, büyük ümitlerle geri dönmek isteyen Kırım Türkleri vatanlarına kabul edilmemiş, Kırım’a gidenler vatanlarından ikinci kez zorla çıkarılmışlardı.

Buna rağmen mücadeleye devam eden Kırım Türkleri, Sovyet insan hakları savunucularının da büyük desteğini almıştı. Bu destekle faaliyetlerini daha da artıran hareket üyeleri Moskova’ya heyetler göndermiş, resmî makamlara toplu dilekçe ve mektuplar yollamış, büyük kalabalıların toplandığı gösteriler düzenlemişlerdi. Kırım Türklerinin bu mücadelesi yurt dışına da taşmış ve yabancı devletler tarafından dikkatle takip edilmişti.

Mustafa Cemiloğlu’nun Mücadelesi

Sovyet Devleti’nin bu mücadele karşısında yapabildiği tek şey, Kırım Türklerine uyguladığı baskı ve cezalandırma hareketleri olmuştu. Harekete katılanların bir kısmı tutuklanarak hapse atılmış, birçoğu hakkında birbiri arkasına davalar açılmış, kimi de işlerinden çıkarılmıştı. Hareket liderlerinden Mustafa Cemiloğlu ömrünün 15 yılını Sovyet çalışma kamplarında geçirmiş, bir mahkûmiyeti sırasında tam 303 gün açlık grevine gitmişti.

Bütün dünyaya açlık grevinde öldüğü bildirilen Cemiloğlu, hayatta kalmayı başarmış ve 1987 yılında Moskova’nın Kremlin meydanında organize ettiği mitingle Kırım Türklerinin sesini tüm dünyaya duyurmuştu. Bu miting, Sovyetler Birliği’nde meydana gelen değişikliklere büyük etki yapmıştı ve Kırım Türklerinin vatana dönüş yolun açılmasında da büyük rol oynamıştı. Nitekim, 1989 yılında SSCB Yüksek Sovyeti tarafından Kırım Türklerinin bütün hakları garanti altına alınarak vatana dönmelerine izin verilmişti.

Dileğimiz yıllardır hasretini çektikleri vatanlarına dönerek, burada huzur, barış, mutluluk ve refah içinde ebediyen yaşamalarıdır. 

İlgili Makaleler

Kafkasya-Kırım
Kırım'ı Kurtarmak
S
osyolojinin kurucusu, Muhammed ibn Haldun’un “coğrafya kaderdir” sözü malûmdur…

Anadolu, medeniyet yahut gönül coğrafyamızın Endülüs’ten Doğu Türkistan’a, Kırım’dan Yemen’e kesişme çizgisinin merkezindedir.
 
Tasvir ettiğimiz bu coğrafya, kaderimizdir.
 
Kader karşısında boynumuz kıldan incedir!..
 
Anadolu’nun fethi, Muhamm…
Kırım'ı Kurtarmak
Kafkasya-Kırım
AZERBAYCAN’IN İLK TÜRKİYE SEFİRİ
Ç
arlık Rusya’sının yıkılmasından sonra 28 Mayıs 1918’de Azerbaycan Halk Cumhuriyeti kuruldu. Yeni cumhuriyeti ilk tanıyan da Osmanlı Devleti oldu. İbrahim Abilof ilk sefir olarak Türkiye’ye geldi. Maalesef bu cumhuriyetin ömrü uzun olmadı. 28 Nisan 1920’de Sovyetlerin Bakü'yü işgali ile ortadan kaldırıldı. O…
Kafkasya-Kırım
Seyyahlara Göre Kırım’da Sosyal Ve Kültürel Hayat
A
raştırmamıza konu olan seyyahlar, yabancı bir müşahit olarak Tatarların sosyal, kültürel ve iktisadi durumu hakkında dikkate değer bilgiler kaydetmişler.. Şehirlerde gördüklerini not alan seyyahlar bu coğrafyada yaşayan insanları inceleme fırsatı bulmuşlardır. 

Seyyahların Tatarlar arasında özellikle dikkat çektikleri…
Kafkasya-Kırım
Seyahatnamelerde Kırım
K
aradeniz’in kuzeyinde yer alan ve jeopolitik açıdan oldukça önemli bir yerde bulunan Kırım, tarih boyunca Rusya’nın genişleme politikasının kilit noktasını oluşturmuştur. Altın Orda devletinin dağılmasından sonra bu bölgede kurulan Kırım Hanlığı, Osmanlı Devletinin himayesiyle birlikte Rus işgaline kadar olan süreçte…
Seyahatnamelerde Kırım
Kafkasya-Kırım
Kırım, Türkiye’nin Parçasıdır…
A

kdeniz’deki Kıbrıs adası, bizim için ne anlama geliyorsa Osmanlı ceddimizin "Siyahdeniz" dediği Karadeniz’e bakan Kırım yarımadası da aynı değerdedir.

Ecdadımız, yüksek devlet adamı idrakiyle hem Akdeniz ve hem de Karadeniz’e büyük ehemmiyet vermişlerdi. "Akdeniz" derken yaptığımız tarifi, bugünkü Akdeniz’den ibaret…
Kırım, Türkiye’nin Parçasıdır…
Kafkasya-Kırım
Kırım'ın Hazin Günü
T

arihin en karanlık sayfalarından biri, 18 Mayıs 1944 gecesi Kırım’da yazıldı. Kırım Tatar halkı, Sovyet lider Josef Stalin’in gizli kararnamesiyle, sadece 15 dakikalık bir hazırlık süresiyle evlerinden koparıldı.

250 Bin İnsanın Yarısı Yollarda Can Verdi 

Kadın, çocuk, yaşlı demeden binlerce insan hayvan…
Kırım'ın Hazin Günü
Kafkasya-Kırım
Kırım'ın Kara Günleri
K

ırım Türkleri, asırlar boyunca yaşadığı Kırım topraklarının stratejik öneme sahip olmasından dolayı sürekli olarak Rusların baskısı altında kalmıştı. Kırım’ın Küçük Kaynarca Anlaşması (1774) sonrasında Osmanlı himayesinden çıkıp, ardından Rus Çarlığı tarafından ilhak edilmesiyle (1783) baskının şiddeti ve…

Kırım'ın Kara Günleri
Kafkasya-Kırım
Kırımlı Âlim Seyyid Ahmed Efendi
A
slen Kırımlı olan bu bu zat, Osmanlı devri âlimlerindendir. İsmi, Ahmed olup, babası Abdullah Efendi’dir.. Kırımî nisbesiyle meşhûr olmuştur. Ahmed Efendi’nin doğum târihi bilinmemektedir.

Kırım’da doğup büyüyen Ahmed Efendi, o beldenin meşhûr âlimlerinden “Fetvâ-i Bezzâziye” sahibi Hâfızüddîn Muhammed Bezzâzî’den ve…
Kafkasya-Kırım
Azerbaycan: Galip Halk Galip Devlet
Y
az tatilimizin 1 aylık kısmını, hanımımın aile büyüklerini ziyarete geldiğimiz Bakü’de geçirdik. Kardeş vatandaki müşahedelerimi aktarmak istiyorum. Azerbaycan, kararlı, cesur liderliği; güçlü, kahraman ordusu ve Türkiye’nin desteğiyle 2020 yılında Karabağ zaferini kazandı. 2023 Eylül'ündeki antiterör emeliyatı…
Azerbaycan: Galip Halk Galip Devlet
Kafkasya-Kırım
Çerkeslerin Muhacereti
Ç

erkeslerin Abigo vadisinde son mukavemet teşebbüsleri, Kafkas tarihinde asla unutulmayacak olan bir hadisedir. 7 - 11 Mayıs 1864’de kadar dört gün içinde Ruslar, bir avuç Çerkes tarafından yenilgiye uğratılmışlardır. Nihayet Rusların kuvvetli bataryalarının ateşi altında bu Çerkeslerin hemen hemen tamamı şehit…

Çerkeslerin Muhacereti
Kafkasya-Kırım
Azerbaycan Türk'ünün Hassasiyeti
G
ünler, talihin bize küstüğü zamanlardan biridir. Türk yurdu Azerbaycan, İngiliz, Rus ve Ermeni işgali altındadır. Yapılmayan kötülük yoktur. Osmanlı zor vaktindedir. Fakat yüreğinin bir yarısı Yemen'se diğer yarısı Bakı'dır. Bu işgal böyle devam edemez. Onun için Nuri Paşa komutasındaki İslam Türk Kafkas Ordusu,…
Azerbaycan Türk'ünün Hassasiyeti
Kafkasya-Kırım
Başkurdistan Neden Karıştı?
B
aşkurdistan Cumhuriyetinde yaklaşık bir haftadır büyük gerginlik var.

Başkurdistan neresi? Rusya Federasyonu’na bağlı bu özerk devlette neler oluyor? Rusya’nın, ülke dışındaki fiilî -özellikle Ukrayna- kabili atakları olduğunda Başkurdistan’daki tepki hareketlerin sebepleri ne olabilir?

Başkurdistan Rusya Federasyonu’na…
Başkurdistan Neden Karıştı?