Stalin'in Türk Aydını Katliamı

Dr. Mehmet Can 24.07.2022 1071
S
resim
ovyet Rusya idaresi altında yaşamış olan Türklere komünizmin yaptığı zulümler, çektirdiği işkenceler, millî münevverlerin öldürülmesi hâdisesi üzülerek belirtelim ki bugüne kadar üzerinde çok az durulan meselelerden birisidir. O dönemde Türkistan’da katledilen ilim adamlarının akıbetini rejim dışında hiç kimse bilememektedir. İşte bu yüzden Stalin’li yıllar belki de insanlık tarihinin en yüz karası devirlerinden birisidir.
 
1964’te Delhi’de toplanan Milletlerarası Müsteşrikler Kongresi’nde Sosyolog Prof. Dr. Fahri Fındıkoğlu: “Şimdiye kadar Stalin’in münevver katliamından habersiz olmak beni çok üzmektedir” demiştir. Filhakika, Türkistan’da cereyan eden gelişmeler aşağıda temas edeceklerimizle sınırlı değildir. Son asırda Türklere yapılan, akıllara durgunluk veren muamelelerden,  asil ve fedakâr gençliğimizin haberdar olmaması da çok büyük eksikliktir.
 
Büyük Temizlik Harekâtı  
 
Rus lider Stalin idareyi ele alınca diktatör, bir başka ifade ile istibdat dönemi başlattı. 1930’lu yıllarda Rus ideolojisini benimsemeyen, ona karşı gelen Türk münevverler yok edilmeye başlandı. “Büyük temizlik” adı verilen, toplu sürgünler, tutuklamalar ve katliamlar yapıldı. Milyonlarca insan ya doğrudan kurşuna dizildi ya da çok kötü şartlar altında hayvan vagonlarına tıka basa doldurularak vatanlarından uzaklaştırıldı. Stalin'in Sovyetler Birliği’ndeki terör saltanatı “Holokost” (Soykırım) olarak adlandırıldı. Türkistan’da, Hitler’in yirmi dört yıl boyunca Avrupalı Yahudileri öldürmesinden daha çok masum erkekler, kadınlar ve çocuklar öldürüldü.
 
1917-1930’lu yıllar Rus idaresinin Türkistanlıları asimile etmek için uğraştığı dönem oldu. Sovyetler, bir yandan mahvolmuş ekonomilerini düzeltmeye çalışırken, diğer taraftan da Rus usulü hayat tarzını Türk yurtlarına yerleştirmeye uğraşıyordu. Ancak oralarda Sovyet teorisine karşı ne bir ilgi duyuluyor, ne de karşılık buluyordu. Stalin kendi emellerine hizmet edecek münevverleri yüceltiyor, karşı gelenleri de ortadan kaldırılmasının emrini veriyordu.
 
Türkmenistan Devlet Başkanı Saparmurat Türkmenbaşı şunları kaydediyor: “Biz 74 yıl Sovyet döneminde her zaman baskı altında yaşadık. Bütün bunlara dayandık. En basiti, görüşümüzü beyan etme hakkından bile mahrumduk. Sovyetler Birliği Komünist Partisi’nin her seviyedeki idari toplantılarında, genel kurul ve kongrelerinde, mecliste Moskova’da mutlak surette Türkler tenkit ediliyordu. Bu âdet hâline gelmişti. Türklere, ‘geçmişin zararlı kalıntılarını terk edemediniz, sosyal düşünce yapınız gelişmemiş, iktisadi açıdan gerisiniz!’ denilerek, hor görüyorlardı.”
 
Eserleri Ortadan Kaldırıldı, Okunması Yasaklandı
 
Türkistanlı aydınlar, Rusların esas gayesini kavramış, bu işin çok kötü sonuçlar getireceği görüşünde birleşmişlerdi. Zira şair ve hikâye yazarları kontrol altına alınmaya çalışılıyor, onlardan rejimin emelleri doğrultusunda hareket etmeleri isteniyordu. Muhalif olanların halk üzerindeki tesirlerini azaltmak için de kara propaganda yapılıyordu. Çünkü onlar rejimin gizli emellerini ifşa edecek, halkı uyandıracaktı. Gençler arasında Rus aleyhtarı fikirlerin her geçen gün yaygınlaşması Sovyetleri rahatsız etmeye başladı. Bu gidişatın önünü kesmek için asırlardan beri Türkler arasındaki kültür birliğini temin eden neşriyatları toplatıp, yerine Komünizmi empoze eden eserler getirmeye başlandı.
 
Azerbaycan’ın meşhur yazarlarından Azize Caferoğlu o dönemi şöyle dile getiriyor:
“Ben 1937'li yıllarda 15 yaşındaydım. O zamanlar birçok Türk şairin ve yazarın kitapları yakılırdı. Üvey annem, babamın şarktan topladığı kitapları din kitabı sanıp günahtır diye yaktırmamış, çaya bıraktırmış. Bir kısmını da bohçaya dürüp duvara saklamış. Birkaç yıl sonra köye varıp duvarı sökünce kitapların hepsinin karardığını, küle döndüğünü gördük. Bizim Azerbaycan Türklerinin de geçirdiği facia çok büyüktür. Daha önceleri biz ne Türk ne de Türkiye sözünü dilimize alamazdık.”

Amerikalı Strateji Uzmanı, Tarih ve Jeopolitik Doktoru, CIA ajanı Paul Bernard Henze ise “1930 yıllarında birçok Türkistanlı şair, tiyatro yazarları, gazeteciler büyük katliam esnasında yok edildiler. Eserleri de ortadan kaldırıldı ve okunması yasaklandı. Eskiden basılmış olan milyonlarca cildin ortadan kaldırılması lazımdı. Stalin’in idaresi altında yaşayan Türklerin alfabelerini değiştirmesi bu işi kolaylaştırdı. Türklerin varlığını, millî şuurunu, kimliğini de inkâr etme yoluna saptılar. Rus sınırları içinde “Türk’üm’ diyebilmek büyük suç sayıldı. Türk sözü ağza alınmaz oldu” diyor.
 
Bu akıl almaz baskılar yıllarca böyle sürüp gitti. Azerbaycan Türklerinin liderlerinden, Ebulfez Elçibey de tam bu noktaya parmak basıyor: “Ruslar bize Azeri derdi. Türk’üz diyeni küçük gördüler. Sen Türk değilsin, Hazarlısın dediler. Çok acı ama o dönemde Türklük duygusu bizim içimizde kaldı.”
 
Öldürülüp Kireç Kuyusuna Atıldılar
 
Kırgızistan’ın Başşehri Bişkek’e otuz kilometre mesafede, bir dağın yamacında bulunan tuğla ocağına aralarında meşhur Cengiz Aytmatov’un babasının da bulunduğu 138 şair, yazar kurşuna dizilerek, topluca bir kireç kuyusuna atıldı. Bu hâdiseyi Ruslar yıllarca gizli tuttu. Ancak 1938’deki katliamın bir şahidi vardı: Tuğla ocağı bekçisi Hıdır Aliyev...  Aliyev, saklandığı yerden inleyerek can verenlerin çığlıklarını duydu. Ölmeden önce, bugün Issık Gölü’nde yaşayan 80 yaşındaki kızına “Kızım! Kireç ocağında çok büyük bir katliam yapıldı. Şimdi bunu kimseye söylemezsin. Zaman ve zemin uygun olunca bunu herkes bilmeli” diye vasiyet etti.
 
Bu hadiseyi, Kırgızistan Cumhuriyeti hürriyetine kavuşuncaya kadar kimse öğrenmedi. Kırgızistan 1991’de Sovyetlerinden ayrılıp hür cumhuriyet olunca, katliam hükûmete bildirildi. İlk Cumhurbaşkanları Askar Akayev bu duruma bizzat el koyarak 1993’de kazı başlatılması için gerekli kararı çıkardı. Kazılar sonucunda bulunan toplu mezar sadece Kırgızistan’ın değil, bütün Türk cumhuriyetlerinin kanını dondurdu.
 
Cumhurbaşkanı Akayev, 1936-1938 yıllarına ait bütün KGB arşivlerinin taranmasını emretti. Yapılan arşiv araştırmaları ve DNA testleri sonucunda iki kadın cesedi dışında herkesin isimleri belirlendi. Hükûmet Araştırma Komisyonu bu mazlumların niçin ve ne şekilde cezalandırılarak öldürüldüğünü tespit etti.
 
Birisinin elbisesinin cebinden çıkan bir sararmış kâğıtta Sovyetlerin meşhur 58. maddesine istinaden; Basmacılık, Turancılık, Irkçılık, Troçkistlik (ajanlık) ve Pan-Türkizm suçlamalarıyla ölüm emirlerinin verildiği anlaşıldı. Başka birinin üzerinde çıkan isim listesinde de birçok cesedin sahiplerinin hüviyetleri tespit edildi. Bu katliamı  KGB’nin bir gecede gerçekleştirdiği anlaşıldı.
 
Zalime Yardım Eden Zulmüne Maruz Kalır!..
 
Türkistan’da millî mücadele edenlerin yanında Rus ideolojisinin Türk yurtlarında yayılması için çabalayan Türk asıllı münevverler de bir hayli fazladır. Rejim sırlarının ortaya çıkmasından endişe ettiği için bunların birçoğunu sudan bahanelerle hunharca öldürdü. Bunlardan ilk akla gelen Türkologlar: Bekir S. Çobanzâde (Kırım), Veli Huluflu (Azerbaycan), Halid Said Hocayev (Özbekistan), Eziz Kubaydulin (Tataristan) ve Semed Ağamalioğlu’dur.(Azerbaycan) ve Sultan Galiyev’dir. (Başkurdistan). 12 Ekim 1937’de SSCB Yüksek Mahkemesi Askerî Komitesi, kurşuna dizilmelerini isteyerek, terörist bir teşkilatın üyesi olduklarını ilan edip, Sovyet hâkimiyetini yıkmak, Türkistan’ı Sovyetlerden ayırmak gibi ithamlarla suçladılar, idam ettiler.





İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür