Stalin’in Kafkasya’dan Türkleri Sürgün Politikası

Prof. Dr. Kemal Özcan 28.06.2018 3170
2
resim

0. yüzyılın süper güçlerinden birisi olarak tarihe geçen Sovyetler Birliği, bu yüzyılın sonuna doğru varlığını devam ettiremeyerek dağıldı. Bünyesinde çok uluslu bir yapı barındıran bu devlet, yaklaşık 70 yıl süren hakimiyet devri baskıya dayalı, insanları gözetim altında tutan ve onlara güvenmeyen, ülkeyi bütün dünyaya kapatan bir yönetim anlayışıyla geçirdi. Bu yönetim tarzı bilhassa devletin kurucusu Lenin’in ölümünden sonra hakimiyete geçen Stalin zamanında doruk noktasına ulaştı.

Onun döneminde devlet organları tarafından kelimenin tam anlamıyla bir kitle terörü uygulandı. 1937-38 yıllarında ülkedeki aydınlara yönelik imha operasyonu yapıldı, hem her millete mensup aydınlar ya katledildi veya Sibirya’ya sürüldü. Bunun yanında Stalin kendine rakip olarak gördüğü siyasileri de birer birer ortadan kaldırdı. Onun bu ihtirası ülkede daha büyük kıyımlara sanki bir hazırlıktı. Nitekim II. Dünya Savaşı’nın başlamasından yaklaşık iki yıl sonra Stalin’in emri ile ülkede yaşayan bazı topluluklar uzun yıllardır yaşadıkları topraklardan topluca sürgün edildiler.

Ne var ki Sovyetler birliği, kuruluşundan dağılma sürecine girdiği 1980’li yılların sonuna kadar ülkede uygulamış olduğu katı kapalılık siyaseti neticesinde içerisinde meydana gelen birçok olaydan dünya kamuoyunun bihaber kalmasını sağlamış. Yani yukarıda bahsedilen hadiselerin birçoğu dünya kamuoyu tarafından çok daha sonra duyulmuştu.

Ancak 1980’li  yılların sonlarına doğru bu devlet uygulamaya başladığı "glastnost" (açıklık) ve "perestroyka" (yeniden yapılanma) politikaları ile birlikte Sovyetler birliği kapılarını dünyaya açmak zorunda kalmıştı. Bunun bir sonucu olarak da yıllardır gizli kalan bir takım gerçekler dünyanın gözleri önüne serilmişti. Özellikle Sovyet gizli arşivlerinin araştırmacıların hizmetine sunulması, bu bilinmeyenlerin üzerindeki perdelerin kaldırılmasında son derece etkili olmuştur.

Arşiv belgeleri üzerinde yapılan çeşitli araştırmalar neticesinde 70 yıllık Sovyet tarihinin oldukça çarpıcı gelişmelere sahne olduğu görülmüştür. Bilhassa 1940-50 döneminde ülke içerisinde meydana gelen toplu göç ve sürgün hadiseleri, araştırılması elzem konular arasında yer almıştır.

Sovyetler Birliği’nin dağılışına kadar sürgün edilen topluluklar hakkında yeterli bilgiye sahip olunamaması, Stalin döneminde cereyan eden bu hadiselerin objektif bir şekilde kamuoyuna aksettirilmesini, bu hadiselerin tarihi sonuçlarının ortaya çıkarılmasını mümkün kılmamıştı.

Gerçekten de yakın zamana kadar, Sovyet tarihçiliğinde bu mesele üzerinde temel bilimsel çalışmalar mevcut değildi. Olması da beklenemezdi, çünkü o dönemde sürgün edilen topluluklardan bahsedilmesi dahi büyük suç sayılıyordu.

Konuyla ilgili resmî belgeler büyük bir gizlilik altında saklı tutuluyordu. Bir takım üst düzey devlet yetkilileri dahi bu belgeleri görme şansına sahip değildi. Bu konudaki bilimsel yayınlar esas olarak 1989 yılından itibaren ortaya çıkmaya başlamıştır.

Bunlar arasında ilk sırada N. F. Bugay ile V. N. Zemskov’un SSCB’de sürgün edilen toplulukların meseleleri ve “özel sürgünleri” trajik kaderlerini tafsilatlı bir şekilde araştıran çalışmalarını belirtmemiz gerekir. Ayrıca N. F. Pavlova’nın Sovyet arşivlerinde yer alan sürgün ile ilgili belgeleri tanıtan makalesi de bu konunun araştırılmasında kullanılan önemli yol göstericilerden olmuştur 1990’lı yalların başında kaleme alınan ve Stalin zamanında sürgüne maruz kalan Kırım Türklerinin dramını, hayatta kalma ve vatanlarına dönme mücadelesine anlatan 4 ciltlik çalışma da bu mevzunun en önemli kaynak eserlerinden biridir. Batı’da ise Aleksandr Nekriç tarafından yazılan Nakazannıye Narodı (Punished People) adlı kitap bu konudaki neredeyse tek çalışma olmuştur.

II. Dünya Savaşı’nın Sovyet topraklarında şiddetli bir şekilde devam etmesi, muhtemelen bu sürgün operasyonlarının daha süratli cereyan etmesini önlemişti. Nitekim Almanların sürgününün ardından ikinci operasyon ancak iki yıl sonra gerçekleşmişti. Ancak bu sefer Kafkasya’da yaşayan Müslüman ve Türk toplulukların kısa aralıklarla peş peşe topraklarından çıkarıldıklarına şahit olmaktayız. Bu topluluklar:

Kalmıklılar

28 Ekim 1943 tarihinde yine Yüksek Sovyet Prezidyumu tarafından kabul edilen bir kararname ile Kalmıklar topluca sürgüne gönderildi. Dönemin İç İşleri Bakanı L. Beriya tarafından 2 Ocak 1944’te operasyonun tamamlandığını bildirmek üzere Stalin’e gönderilen bir raporda, sürgüne gönderilen Kalmıkların toplam mevcudunun 93.139 kişiden ibaret olduğu ve bunların Altay, Krosnayar, Omsk ve Novosibirsk bölgelerine gönderildiği belirtilmektedir.

Karaçaylılar

Bu operasyonun üzerinden henüz bir hafta bile geçmeden 2 kasım 1943’te, toplam 69.267 Karaçay Türkü yaşadıkları topraklardan çıkartılarak Karaçay Özerk bölgesi ortadan kaldırılmıştı. Savaş sırasında Almanlarla iş birliği yaptıkları ileri sürülen bu topluluğa mensup erkek nüfusun büyük çoğunluğunun sürgün için ortaya atılan iddianın asılsız olduğunun bir göstergesidir.

Çeçen-İnguşlar

Alman işgaline uğramamış olan Çeçen-İnguş halkının yaşadığı topraklarda, halkın büyük kısmı Sovyetler Birliği’nde Kızıl ordu Günü olarak kutlanan 28 Şubat 1944 günü eğlenmek üzere köy meclisi binasına gitmişlerdi. Ancak yüksek Sovyet prezidyumu tarafından bu halkın da sürgüne gönderilmesi talimatı alan Kızıl Ordu askerleri, kendileri için bayram olan bu günde ellerinde silahlarla yaklaşık 500 bin Çeçen-İnguşu teren katarlarına bindirerek Kazakistan ve Kırgızistan’a göndermişlerdi.

Balkarlar

Beriya 24 Şubat 1944’te Stalin’e gönderdiği bir telgraf ile Almanlarla iş birliği yaptığını iddia ettiği Balkanların da sürgün edilmeleri için izin istemişti. Stalin gerekli müsaadeyi vererek Balkarların da sürgün edilmesini onaylamıştı. Beriya’nın Stalin’e gönderdiği 11 Mart 1944 tarihli telgraftan anlaşıldı üzere, 9 Mart 1944 itibarıyla sona eren sürgün operasyonu neticesinde 37.103 Balkar türkü de Kazakistan ve Kırgızistan’a sürgün edilmişti.

Kırımlılar

Sovyet Kızıl Ordu birliklerinin Almanlar karşısında sürekli zaferler elde etmesi ve işgal altındaki bölgelerin yeniden Sovyet hakimiyeti alınmasından sonra, kurtarılan bölgede hemen bir “temizlik” harekâtının başladığı görülmektedir. Nitekim Kırım’ın da Alman işgalinden kurtarılmasının hemen akabinde, Beriya’nın göndermiş olduğu bir rapor üzerine Stalin’in “Kırım’ın anti-Sovyet unsurlardan temizlenmesi” yönündeki direktifiyle, önce Almanlar ile iş birliği yaptığı tespit edilen kişiler tutuklanmıştı. Ardından bölgede yaşayan toplam 238.500 Kırım türkü 18 Mayıs 1944’te sürgün edilerek Özbekistan ile diğer bölgelere gönderildi.  

 … Ve Ahıska Türkleri

Sürgün operasyonunun son hedefi, Türkiye sınırında yaşayan Ahıska Türkleri olmuştu. Stalin, II. Dünya Savaşı esnasında Türkiye ile muhtemel bir savaş durumunda, buradaki Türklerin Türkiye tarafını tutacağını düşünerek stratejik bir yerde bulunan bu halkın da topluca sürülmelerine karar vermişti. 14 Kasım 1944 gecesi bütün Ahıska Türkleri zorla topraklarından çıkarılarak Özbekistan, Kazakistan ve Kırgızistan’a gönderildiler.

Daha önce Alman işgaline uğramayan ve Almanlarla hiçbir münasebeti bulunmayan Ahıska Türkleri hakkında yapılan propagandalarda, onların “halk düşmanı” olduğu vurgulanmıştı. Sürgüne gönderilen Ahıska Türklerinin sayısı, 28 Kasım 1944’te Beriya tarafından açıklanan rapora göre 91.095, Ahıska Türklerinin verdiği rakamlara göre ise 150-200 bin kişi civarındadır.    

İlgili Makaleler

Kafkasya-Kırım
Kırım'ı Kurtarmak
S
osyolojinin kurucusu, Muhammed ibn Haldun’un “coğrafya kaderdir” sözü malûmdur…

Anadolu, medeniyet yahut gönül coğrafyamızın Endülüs’ten Doğu Türkistan’a, Kırım’dan Yemen’e kesişme çizgisinin merkezindedir.
 
Tasvir ettiğimiz bu coğrafya, kaderimizdir.
 
Kader karşısında boynumuz kıldan incedir!..
 
Anadolu’nun fethi, Muhamm…
Kırım'ı Kurtarmak
Kafkasya-Kırım
AZERBAYCAN’IN İLK TÜRKİYE SEFİRİ
Ç
arlık Rusya’sının yıkılmasından sonra 28 Mayıs 1918’de Azerbaycan Halk Cumhuriyeti kuruldu. Yeni cumhuriyeti ilk tanıyan da Osmanlı Devleti oldu. İbrahim Abilof ilk sefir olarak Türkiye’ye geldi. Maalesef bu cumhuriyetin ömrü uzun olmadı. 28 Nisan 1920’de Sovyetlerin Bakü'yü işgali ile ortadan kaldırıldı. O…
Kafkasya-Kırım
Seyyahlara Göre Kırım’da Sosyal Ve Kültürel Hayat
A
raştırmamıza konu olan seyyahlar, yabancı bir müşahit olarak Tatarların sosyal, kültürel ve iktisadi durumu hakkında dikkate değer bilgiler kaydetmişler.. Şehirlerde gördüklerini not alan seyyahlar bu coğrafyada yaşayan insanları inceleme fırsatı bulmuşlardır. 

Seyyahların Tatarlar arasında özellikle dikkat çektikleri…
Kafkasya-Kırım
Seyahatnamelerde Kırım
K
aradeniz’in kuzeyinde yer alan ve jeopolitik açıdan oldukça önemli bir yerde bulunan Kırım, tarih boyunca Rusya’nın genişleme politikasının kilit noktasını oluşturmuştur. Altın Orda devletinin dağılmasından sonra bu bölgede kurulan Kırım Hanlığı, Osmanlı Devletinin himayesiyle birlikte Rus işgaline kadar olan süreçte…
Seyahatnamelerde Kırım
Kafkasya-Kırım
Kırım, Türkiye’nin Parçasıdır…
A

kdeniz’deki Kıbrıs adası, bizim için ne anlama geliyorsa Osmanlı ceddimizin "Siyahdeniz" dediği Karadeniz’e bakan Kırım yarımadası da aynı değerdedir.

Ecdadımız, yüksek devlet adamı idrakiyle hem Akdeniz ve hem de Karadeniz’e büyük ehemmiyet vermişlerdi. "Akdeniz" derken yaptığımız tarifi, bugünkü Akdeniz’den ibaret…
Kırım, Türkiye’nin Parçasıdır…
Kafkasya-Kırım
Kırım'ın Hazin Günü
T

arihin en karanlık sayfalarından biri, 18 Mayıs 1944 gecesi Kırım’da yazıldı. Kırım Tatar halkı, Sovyet lider Josef Stalin’in gizli kararnamesiyle, sadece 15 dakikalık bir hazırlık süresiyle evlerinden koparıldı.

250 Bin İnsanın Yarısı Yollarda Can Verdi 

Kadın, çocuk, yaşlı demeden binlerce insan hayvan…
Kırım'ın Hazin Günü
Kafkasya-Kırım
Kırım'ın Kara Günleri
K

ırım Türkleri, asırlar boyunca yaşadığı Kırım topraklarının stratejik öneme sahip olmasından dolayı sürekli olarak Rusların baskısı altında kalmıştı. Kırım’ın Küçük Kaynarca Anlaşması (1774) sonrasında Osmanlı himayesinden çıkıp, ardından Rus Çarlığı tarafından ilhak edilmesiyle (1783) baskının şiddeti ve…

Kırım'ın Kara Günleri
Kafkasya-Kırım
Kırımlı Âlim Seyyid Ahmed Efendi
A
slen Kırımlı olan bu bu zat, Osmanlı devri âlimlerindendir. İsmi, Ahmed olup, babası Abdullah Efendi’dir.. Kırımî nisbesiyle meşhûr olmuştur. Ahmed Efendi’nin doğum târihi bilinmemektedir.

Kırım’da doğup büyüyen Ahmed Efendi, o beldenin meşhûr âlimlerinden “Fetvâ-i Bezzâziye” sahibi Hâfızüddîn Muhammed Bezzâzî’den ve…
Kafkasya-Kırım
Azerbaycan: Galip Halk Galip Devlet
Y
az tatilimizin 1 aylık kısmını, hanımımın aile büyüklerini ziyarete geldiğimiz Bakü’de geçirdik. Kardeş vatandaki müşahedelerimi aktarmak istiyorum. Azerbaycan, kararlı, cesur liderliği; güçlü, kahraman ordusu ve Türkiye’nin desteğiyle 2020 yılında Karabağ zaferini kazandı. 2023 Eylül'ündeki antiterör emeliyatı…
Azerbaycan: Galip Halk Galip Devlet
Kafkasya-Kırım
Çerkeslerin Muhacereti
Ç

erkeslerin Abigo vadisinde son mukavemet teşebbüsleri, Kafkas tarihinde asla unutulmayacak olan bir hadisedir. 7 - 11 Mayıs 1864’de kadar dört gün içinde Ruslar, bir avuç Çerkes tarafından yenilgiye uğratılmışlardır. Nihayet Rusların kuvvetli bataryalarının ateşi altında bu Çerkeslerin hemen hemen tamamı şehit…

Çerkeslerin Muhacereti
Kafkasya-Kırım
Azerbaycan Türk'ünün Hassasiyeti
G
ünler, talihin bize küstüğü zamanlardan biridir. Türk yurdu Azerbaycan, İngiliz, Rus ve Ermeni işgali altındadır. Yapılmayan kötülük yoktur. Osmanlı zor vaktindedir. Fakat yüreğinin bir yarısı Yemen'se diğer yarısı Bakı'dır. Bu işgal böyle devam edemez. Onun için Nuri Paşa komutasındaki İslam Türk Kafkas Ordusu,…
Azerbaycan Türk'ünün Hassasiyeti
Kafkasya-Kırım
Başkurdistan Neden Karıştı?
B
aşkurdistan Cumhuriyetinde yaklaşık bir haftadır büyük gerginlik var.

Başkurdistan neresi? Rusya Federasyonu’na bağlı bu özerk devlette neler oluyor? Rusya’nın, ülke dışındaki fiilî -özellikle Ukrayna- kabili atakları olduğunda Başkurdistan’daki tepki hareketlerin sebepleri ne olabilir?

Başkurdistan Rusya Federasyonu’na…
Başkurdistan Neden Karıştı?