Sovyetlerin Türkleri Kültürel-Etnik Asimilasyon Politikası

Prof. Orhan Kavuncu 13.05.2016 2842
T
resim
ürk Dünyasında genel olarak mevcut etnik farklılık problemlerini, bu problemlerin sebeplerini ve tahrik edenlerin niyetlerini çok iyi anlamak gerekiyor. 

Sovyetler Birliğinde "Milletler Meselesi" nasıl çözülmüştür? İleride "Alfabe ve Yazı Dili Meseleleri" başlığı altında ele alacağımız gibi, Rusya gerek Çarlık gerekse Bolşeviklik döneminde, aynı millete mensup etnik gruplar arasındaki farklılıkları sun'i olarak artırmaya çalışmış, çeşitli etnik gruplara siyasi otonomiler vermiş, lehçeleri ve şiveleri, alfabe farklılıkları yoluyla ayrı birer dil haline getirmeye gayret etmiştir. Böylece insanlar mensup oldukları boy ve/veya etnik grubu, mensup oldukları millet gibi algılamaya ifade etmeye yönlendirilmişlerdir. 

Rusya'nın bu şuurlu gayretlerine, Türklüğün her grubunda yüksek olan etnik asabiyet, aile-aşiret asabiyeti ve cehalet de eklenince, etnik farklılıklar daha 19.asır başlarından itibaren önemli çatışmalara yol açmıştır. Bugün artık beş Türkistan Cumhuriyetinin her birinde, Azerbaycan'da ve hatta maalesef Türkiye'de, etnik asabiyet, cehalet, ekonomik sıkıntılar ve komşu ülkelerle sınır problemleri, her an boy gösterecek çatışmaların sebepleri olarak kullanılabilir durumda tutulmaktadır. 

Türkistan Cumhuriyetlerinde belki birkaç nesil sürecek ciddi bir eğitimle, değişik etnik gruplara aynı milletin mensubu olduklarının, azıcık gayretle birbirlerinin dilini anlayabildiklerinin, aralarında ortak bir siyasi kimliğin oluşmasına da zemin oluşturacak güçlü ve uzun ömürlü iktisadi anlaşmalar yapmaları önemli hususlar olarak görülmelidir. BDT içinde yeni bir -Rus veya başka- inisiyatifin gelişmesini engellemek, BDT’yi eşitlerin topluluğu olarak geleceğe taşımak niyetine herkes samimiyetle bağlanmalıdır. 

Tabii bu ayrılıkların, Rus alt gruplarına uygulanmamış olması dikkatlerden kaçmalılardır. Maksat bellidir: Büyük bir Rus milleti ve etrafında küçük etnik gruplardan ibaret Sovyetler Birliğinde "Homo sovyeticus" denilen insan tipi, Rus model esas alınarak oluşturulacaktı. Sovyetler dağılma sürecine girmese idi, bu politika tutar mıydı? Cevabı zor bir sorudur. Bu politika tutmadığı için Sovyetler dağılma sürecine girmiştir şeklinde bir yorum daha mantıklı görünüyor ama, ilgili bölgelerde, anadile yönelmede, ancak sistem çöktükten sonra bir yükselme olduğu da açıktır. 

Dünyada, tarih boyunca, büyük güce sahip devletlerin büyük nüfuslarının olduğu unutulmamalıdır. O halde, Türklüğün de bir güç haline gelmesi, bütün Türk Dünyasının ortak bir kimlik etrafında birleşmesi ile mümkün olacaktır. Bunu rakiplerimiz tarih boyunca gördü. Şimdi bizler de görmek durumundayız. 

Eğitim, gelecek 25-30 yılın en önemli işidir. Çünkü, Türkistan Cumhuriyetlerinde ve Azerbaycan'da komünizmin, özellikle Stalin zamanında, diğer Sovyet Cumhuriyetlerinde olduğu gibi, insan faktörünü büyük ölçüde tahrip ettiği bir gerçektir. 

Totaliter rejim, 70 yıl boyunca, tek bir insan tipini ‘‘Homo sovyeticus'u’’ meydana getirememiştir ama, özellikle de Rusya dışındaki cumhuriyetlerde, aç, cahil ve sindirilmiş insan toplulukları ortaya çıkmıştır. Rejim, yapısı icabı, zenginleri, şehir eşrafını ve büyük toprak sahiplerini yok etmiş, böylece yatırım yapacak sermaye sahibi müteşebbislerin ortaya çıkmasını engellemiştir. 

Aydınlar arasında da, komünist rejime sadık sanatkârlar ve ilim adamları desteklenmiş, buna karşılık devlet idaresine talip, ülkeyi müstemleke olmaktan kurtarmak için mücadele eden ve hatta bu uğurda Lenin'le işbirliği yapmaktan kaçınmayan aydınlar ve siyaset adamları da Bolşevik ihtilâlin ilk yıllarından itibaren, ikinci dünya harbi sonuna kadar, vatan haini, satkın (satılmış anlamında), kapitalizmin ve/veya faşizmin işbirlikçisi, Faşist, milletçi, ajan, pantürkist, Turancı, v.s. suçlamaları ile yok edilmiştir. 

1950'li yıllara gelindiğinde bu istiklâlci zümrenin kalıntıları da işbirlikçi suçlamaları ile temizlenmiş ve geriye sadece Rus hayranı komünistlerle, yakınları gözü önünde yok edilerek sindirilmiş, yılgın zavallılar kalmıştır. Üstat Baymirza Hayıt'ın bildirdiğine göre, 1927-28 yıllarında sadece Nakşibendi tarikatından olduğu için yok edilen insan sayısı bir buçuk milyondan fazladır. 

Bütün bu baskıların sonucu, Sovyet Cumhuriyetlerinin hemen tamamında toplum, öndersiz, zenginsiz, din adamsız kalmış, idareciler inisiyatif sahibi olamamışlar, toplumlar, başsız bir vücut gibi olmuştur. Allah'tan şimdiki idarecilerin çoğu 1940-45 arasını ve öncesini şöyle böyle hatırlamakta, hatta hiç hatırlamamaktadır ama, yine de o baskı döneminden kalan yılgınlık ve psikolojik tahribat, daha bir müddet nesilden nesile âdeta genlerle intikal edecektir.

İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür