Sovyetlerin Türkistan’da İslamiyet’i Yok Etme Hareketi

Dr. Baymirza Hayit 26.07.2020 1983
1

920’den itibaren Sovyet Rusya, İslamiyet ile anlaşma gösterilerini de terk ederek ona karşı açıkça saldırıya geçti. Ayaklanma bastırıldıktan sonra Müslümanlar gittikçe güçlenen Sovyetler Birliği’ne karşı sözlerini geçirebilecek durumda olmadıklarından, Sovyet liderleri radikal harekete geçme zamanının geldiğine karar verdiler.

Her ne kadar Çarlık zamanında İslamiyet’e karşı alınan cephe daha ziyade misyonerlik gayretinden ve iktidarı kaptırmamak kaygusundan doğmakta idiyse de, Sovyetler mücadeleye bu sefer ideoloji yönünden gelişiyorlardı. Bu sebeple Sovyet liderleri iktidarı Müslümanların rehberleri elinden almayı gayelerine uygun buldular.

1924-1926 yıllar arasında dini topraklara (vakıflar) el konuldu.

1926 yılının sonunda bütün Şeriat mahkemeleri yasak edildi.

1927’de yüksek dînî idarenin faaliyeti durduruldu.

1928’den itibaren bütün nüfuzlu Müslüman şahsiyetler (Müftüler, Kadılar, Ulema, imamlar, müezzinler) tutuklandılar.

1929-1933 yılar arasında Türkistan’da 13.yüzyılda kurulmuş ve yakın doğunun dini hayatında büyük rol oynamış olan Müslüman Nakşibendi tarikat mensuplarından 1,5 milyondan daha fazlası tutuklandı.

1929’da başlayan bir kampanya ile camiler biri biri ardından kapatıldı.

1928-1935 İslamî şahsiyetlerden 25 bin kişi tutuklandı. 10 bin cami kapatıldı, yıkıldı. Ve 14 binden fazla dini ortaokul ile 500’den fazla medresenin kapılarına kilit vuruldu.

1929’da dini yazıların basımı ve yayımı kanunen yasak edildi.

1929’dan sonra çocuklara din terbiyesi verilmesi yasak edildi. Dînî cemaat grupları İç İşleri Bakanlığına başvurarak hizmetlerini yürütebilmek için özel müsaade almaya mecbur tutuldu. Müslümanların konferans düzenlemelerini yahut hayırlı iş teşebbüslerine izin verilmedi.

1929’dan 1936’ya kadar polis, eline geçirdiği bütün Kur’an-ı kerimleri toplayarak yaktı.

1928’den 1938’e kadar İslamiyet’e karşı açılan savaşın parolası terör idi.

1926-1942 yılları arasında faaliyetlerini yaygın hale getiren Allahsızlar cemiyeti propagandası ve meydan okuması ile bu terör hareketi ayrıca desteklenmiş oldu.

Sovyetler, İslamiyet’e karşı açılan bu savaşta radyo, film, basın, Allahsız müzeleri, tiyatro, afiş ve okullarda her türlü öğretim telkin vasıtasından faydalanmaktaydılar. Ancak kendi dilinde bir gazete dahi çıkaramayan Türkistan Müslümanlarının dini idaresine de İslami eserler yayımlama müsaadesi verilmemekteydi.
 

Sovyet Özbekistan Cumhuriyetinde yalnız 1962 yılı içinde din aleyhine verilen konferansların sayısı 23’den fazla idi. 800 radyo ve sinema salonunda dinsizlik konusunda toplantılar yapıldı, 900 kadar Allahsızlar köşelerinde, 14 dinsizler üniversitesinde ve 6 Allahsızlar evlerinde İslamiyet’e karşı faaliyetler yapıldı.

1959’dan beri Sovyet organları tarihî İslam abidelerini dinsizlik müzeler haline çevirmek için ellerinden geleni yaptılar.

1959’da Türkistan şehrindeki Komünist Parti Şehir Komitesi 14.yüzyıldan beri orada bulunan Cuma camisini ve Ahmed Yesevi hocanın türbesini Allahsızlar müzesi yapmak kararını verdi. 1963’de bu plan gerçekleştirildi.

11-12.yüzyıllarda saltanat sürmüş olan Karahanlı hükümdarlarının başkenti Özkent’teki tarihi binaları ve türbeleri dinsizler müzesi yaptılar.
 

Bölgedeki şehirlerde ve civarlarında çok sayıda dinsizlik çalışma grupları teşkil edildi. Kolhozlarda, fabrikalarda ve okullarda Allahsızlık konferansları için salonlar tahsis edildi. Kulüplerde kütüphanelerde, Kızıl Çadırlarda (hayvan yetiştirenler için kurulmuş propaganda merkezleri) ve diğer toplum merkezlerinde Allahsızlık merkezleri kuruldu.

Kutsal olarak tanınan yerlere yapılacak ziyaretleri önlemek için Arslan Baba türbesi dinsizler evi haline getirildi.

İslamiyet’e karşı açılan bu savaş işte böyle korkunç bir şekil almıştı. Yapılan her türlü zulüm ve baskıya rağmen Sovyet liderleri dini inançları kökünden söküp atamadıkları görülüyordu. Bundan sonra Türkistan’da İslamiyet’in şu emri her yerde uygulanır oldu:
“Eğer bir Müslüman savaş halindeyse veyahut putperestler tarafından hayati bir baskı altında tutuluyorsa onun yapacağı sadece Allah’a yönelmek ve sessizce O’na sığınmaktır.”






İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür