Sovyetler Zamanında Kazakistan’daki Açlık Felaketi

Prof.Dr. Ahmet Buran 31.01.2014 3292
1

921-1923 yılları arasında Sovyet coğrafyasında büyük bir açlık felaketi yaşanmıştır. 1920’li yılların başındaki bu açlık, daha çok Kırım, Ukrayna, İdil-Ural bölgesi ile Kazakistan’ı etkilemiştir. Özellikle 1920 kışının şiddetli ve uzun olması ve Sovyet yönetiminin baskıcı politikalarla halkın geleneksel hayatına müdahale etmesi, açlık felaketine sebep olmuştur. O zaman Rusya’daki bu açlık felaketini yerinde görmek için Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından görevlendirilen heyetin üyelerinden olan İsmail Suphi Bey, yazdığı raporda, “bu açlık ve kıtlıktan en çok Başkurt, Tatar, Kazak ve Kırgız çocuklarının etkilendiğini” belirtir ve bu çocuklardan 20-30 bin kadarının Türkiye’ye getirilmesini teklif eder.

1930-1933 yılları arasında da Sovyet rejimin bazı uygulamalarından kaynaklanan daha büyük bir açlık ve kıtlık meydana gelmiştir. Ukrayna Parlamentosu, bu açlığın Sovyet rejimi tarafından sunî olarak meydana getirdiğini belirterek, 28 Kasım 2006 tarihinde, Stalin döneminde yaşanan açlığı “Soykırım” olarak kabul eden bir karar aldı. 1930-1933 yılları arasında meydana gelen açlık faciasında, yaklaşık 10 milyon Ukrayna’lı ölmüştür. Aynı dönemde açlık felaketine uğrayan ikinci ülke Kazakistan olmuştur. Bu açlık sırasında, o tarihlerdeki Kazak nüfusunun yarısına yaklaşan 2.230.000 Kazak Türkü hayatını kaybetmiştir.

1930’lu yılların başında doktor olan babası ile birlikte Almatı’da bulunan 19 yaşındaki Rus kızı Tatyana Nevadoskaya, Almatı sokaklarında açlıktan kıvranarak ölen insanlara şahit olmuş ve onların dayanılmaz acısını yüreğinde duymuştur. Gördüğü korkunç manzarayı günlüğüne not etmiş ve karakalemle resmetmeye çalışmıştır. Çok etkilendiği bu açlıktan ölen insanların halini anlatan bir de şiir yazmıştır. Nevadoskaya, gençlik hafızasında silinmez izler bırakan bu olayı unutamamış ve yıllar sonra, 1990 yılında Almatı’ya gitmiş, 1933’te tutuğu günlüğünü, yazdığı şiiri ve o günkü faciayı anlatan, kendi çizimi olan resimleri Kazakistan Devlet Arşivine teslim etmiştir.

Tatyana Nevadoskaya, bu belgeleri yetkililere teslim ederken bir de not bırakmıştır. Bu notta Nevadoskaya: “O kış bizim için, özellikle yerli halk için kelimelerle ifade edilemeyecek şiddetle bir kış oldu. Ben çok genç ve çok hassastım. Bu yüzden çok acıklı ve insanın tüylerini ürperten korkunç olayı, yani açlık ile yokluğu, o zamanlar zavallı ve cahil olan halkın durumunu düşünerek çok ıstırap çektim. Kazakların bugünkü nesilleri açlıktan ölen insanları, çocukları ve ihtiyarları, yeryüzünden tamamen silinen ve bomboş kalan köyleri, bozkırda donanları ve hastalananları unutmasınlar, diyorum” demektedir.

 Büyük oranda, Kazakistan’daki Kolektifleştirme ve göçebe halkın yerleştirilmesi uygulamalarının bir sonucu olan ve Nevadoskaya’nın şahit olduğu hadiseler, gerçekten de insanlık tarihinin en korkunç olaylarından birisidir. 1920-1933 yılları arasında sunî bir şekilde meydana getirilen açlık felaketi sebebiyle, Kazakların %49’u, yani 2.230.000 kişi ve besi hayvanlarının %90’ı, yani 36.000.000 hayvan yok olmuştur. Kazak tarihçisi Manas Kozibayev, bu felaketi Kazak Türklerinin tarih boyunca maruz kaldığı felaketlerin en korkuncu ve en ıstırap vericisi olarak nitelendirmektedir.

Kaynak: Prof.Dr. Ahmet Buran-Kurşunlanan Türkoloji

İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür