Sovyetler Türkistan Aydınlarını Katlettiler

İrfan Özfatura 19.10.2017 3083
K
resim
omünist Sovyet rejiminde Türkistan Türkleri tarihin en büyük zulmünü gördü. Bilhassa milliyetçi aydınlar, şairler katledildi. Bunlardan bazıların isimlerini aşağıdaki makalede okuyacaksınız.

Abdulhamit Çolpan

Gözel Türkistan senge (sana) ne boldı (oldu),
Seher vaktında, küllerin (güllerin) soldu,
Çemenler berbat, kuşlar hem feryat
Hemmesi mahzun, bolmaz mı (olmaz mı) dilşad? (gönlü hoş)
Bilmem niçin kuşlar ötmez bahçelerimdeee…  Bahçelerimde!
 
Bir sonraki nakaratta  “Uyan halkım bitsin artık bunca zulümleeer… Bunca zulümler!”  diye haykıran içli ağıtı hatırlıyorsunuz sanırım. 
 
İşte bu mısraların sahibi Abdülhamid Süleyman (hemşehrileri “Çolpan” olarak tanırlar) 1897 yılında Andican’da (Fergana) doğar. Hem medrese okur, Arabiye, Farisiye hâkim olur. Hem de Rus mekteplerine gider, akıcı Rusça konuşur. 

Şair olunmaz doğulur derler, o hakikaten Türkçemizi hoş kullanır. Sadece kulağa hitap etmez, gönül telini de kıpırdatan şiirler yazar. Hafız, Sadi, Ali Şir Nevai, Fuzuli, Mevlâna hazretlerinden dem vurmakla kalmaz, Gorki’nin Ana’sını, Shakspeare’in Hamlet’ini Özbek Türkçesine çevirir, Hintli Tagore ve Puşkin’in şiirlerini aktarır okuyucularına. 

Önceleri Orenburg’da “Vakit” gazetesinde çalışmakta, Başkurt Millî Hükûmeti’nde de sekreterlik yapmaktadır. Ekim devrimi ile taşlar yerinden oynar. Çarlardan çektikleri acılar henüz dinmemiştir ki, kızıllar çöker başlarına. Çolpan’ı defalarca sorguya alır, içeride tutarlar. Sipariş verir rejime paralel şeyler yazdırırlar. Garibim  “muhit küçli eken, eğdim boynımnı”  diyerek bir nevi tövbesini edecek, pişmanlığını fısıldayacaktır dostlarına.  

Sanatseverler “siz nasıl feodal ve aristokrat olmasına rağmen Puşkin’in şiirlerinden zevk alıyorsanız biz de onu beğeniyoruz derler. Çolpan siyasetçi değil ki şair, neden hislenirse onu yazar.” 

Kazın ayağı öyle değildir ama, rejimin borazanı olması istenmektedir açıkça. Taşkent’teki yazarlar toplantısında ortaya alır, baskı yaparlar. Çolpan “Siz beni üç günde ıslah edemezsiniz” der ki bedeli bellidir, hain ilan edilir oracıkta. Cesedini yok edecek, bir mezarı bile çok göreceklerdir ona. 
Haydi “Külgen (gülen) başkalarıdır, yıglayan (ağlayan) menem (ben)/  Oynagan başkalarıdır, inlegen menem /Erk erteklerini (hürriyet hikâyelerini ) işitgen başka, kulluk koşugunu (kölelik şarkılarını) tinlegen menem”  yazan bir şaire tahammül edemediler, Abdullah Kadiriy’e ne demeli ya?

Abdullah Kadiriy
 
1894 yılında Taşkent’te doğan bir çiftçi çocuğudur. Okuma yazmayı mahalle mektebinde öğrenir. Bir zenginin yanına hizmetkâr olarak verilir ve orada Rusçasını ilerletir. Bir süre Türkistanlı tüccarların yanında kâtip olarak çalışır. Okumaya yazmaya meraklıdır. Sadâ-yı Türkistan, Semerkand, Ayna gibi gazete ve dergileri takip eder, gün gelir yazılar yollamaya başlar. 

Nikola tahttan indirildikten sonra gönüllü olarak halk milis güçlerine katılır. 1917-24 arasında Sovyet dergilerinde çalışır. Sonra Moskova’ya gider Gazeteciler Enstitüsünde eğitim alır. Dönüşte “Muştum” mecmuasında hicivler yazmaya başlar. 

 “Bugüne kadar Sovyet idarelerinde yaptığım hizmetleri tek tek saysam mevzu uzar. “Rusta” duvar gazetesinde muhabir, “İştirakiyun” ve “Kızıl Bayrak” gazetelerinde memur,“Muştum” dergisinde ise editör olarak emekçilere çalıştım. Bu süre zarfında Sovyetler hükûmetinden ve partiden tek ikaz almadım…”

Otken Künler ve Mihrapta Çiyan romanlarını yayımladıktan sonra ünlenir. Komünistlerin direktiflerine uyar “din ve din adamlarının ipliğini pazara çıkarıcı (!)” hikâyeler yazar. 

“Ben Marks ve Lenin’in hararetli bir şakirdiyim. Çünkü Lenin’den ruh aldım, Marks’tan ilhamlandım” demesine rağmen yaranamaz, rejim Türklere güvenmez zira. Nitekim 4 Ekim 1938 akşamı Taşkent dışına çıkarılır. Bir manga asker vardır karşısında. Nişan al emri verilir, tüfekler patlar. 

Özbekistan bağımsızlığına kavuştuktan sonra evi müze hâline getirilir. Adı, enstitü ve sokaklara verilir. 1991 Ali Şir Nevai Devlet Ödülü ona münasip bulunur ve merasimlerle anılır doğumunun yüzüncü yılında. 

Abdürrauf Fıtrat 

Abdürrauf Fıtrat ise zamanında Mir Arab Medresesinden mezun bir yazarımızdır, sonra İstanbul’a gelir, darülfünunda okurken (1909-1913) Turancılarla tanışır.

Buhara’ya dönünce, Cedit hareketine katılır, kafası karışır. Bilahare Komünist Parti üyesi olur, Buhara Halk Sovyeti’nde Eğitim Bakanı (1921) ve Başbakan Yardımcılığı yapar (1922). Parti siyasi büro üyeliğine getirilir hatta. Moskova Üniversitesinde ders verir. Rejimin arzuladığı şekilde Özbekçe ders kitapları hazırlar. 

Kızıllarla yan yana dursa da vatan ve millet aşkı küllenmez. “Yok sen, kimsesiz değilsin! Bugün yeryüzünde 80 milyon çocuğun var. Bunların güçleri senin gücündür!... Ey Turan, aslanlar ülkesi! Sana ne oldu?”  demekten kaçınmaz.

Bolşeviklerin zulme başlaması üzerine Emîr Timur’un kabrine koşar, dizini yere koyar “Bağrım yanık, gönlüm kırık, yüzüm kara… Ziyaretine geldim utana sıkıla! Kuygan, ezilen başım, sızlayan vicdanım, dökülen kanım, ıstırap çeken canım ile geldim hakanım. Yüzyıllardan beri cefa görüp, gam çeken Türk’ün kanlı gözyaşlarını eteklerine dökmeye geldim. Karanlıklarda kalan Özbek gözleri için toprağından sürme almaya geldim” der ağlaya ağlaya. 

Fıtrat’ın “Şiir ve Şairlik”, “Sanatın Menşei”, “Aruz Hakkında”, “Edebiyat Kaideleri” adlı kitaplarında çok emek vardır. Fuzuli, Nevai ve Babür gibi eski şairlerimizden örnekler sunar. Zaman zaman gelgitler yaşar ve pişmanlığını ifadeden kaçınmaz: 

“Dinî reform arkasından gidiş beni dinsizliğe getirdi... Dinin ilimle uyuşamayacağına inanmış ve dine karşı fikirler yaymıştım...”

İlerleyen yıllarda rejim üzerine gelir. Fıtrat “Özbek milliyetçisi olduğum yıllarda dahi Şûra Hükûmeti ve Komünist Fırka’ya iyi gözle baktım. Hatta, Hokant muhtariyeti ilan edildiğinde Semerkand azası seçildim, gitmedim. Muhtariyetin hiç bir işine karışmadım. Taşkent’te Şark Siyaseti adlı kitabımı yazıp, milliyetçileri Şûra Hükûmeti ile ittifaka çağırdım”  dese da kara listeye alınır ve 4 Ekim 1938’de ortadan kaldırılır. 

Git Gör Ağla!

Eğer Taşkent’te Şehitler Hatırası Kompleksine giderseniz bir müze göreceksiniz. Burada 1938 yılında Stalin tarafından katledilen Türklerin resimleri, not defterleri, kitapları, mektupları ve bazı şahsi eşyaları sergileniyor. 

Sadece Türklerin mi?  Türklerle teşrikimesaide bulunan bahtsızların da.  Mesela bir sanatkâr cemiyetinin fotoğrafını görüyoruz. Yaklaşık 100 kişilik bir grup. El sallayanlar, gülenler, ayaktakiler, yatanlar... İçlerindeki birkaç Türk yüzünden hepsi yaftalanır ve hiçbiri çıkamaz sonraki yıla. 

Üstüne kırmızı çarpı çekilenlerden biri de Rus müzisyendir. Sırf Ferhat ile Şirin’e opera yazdığı için girer okka altına. 

Kızılların düzenlediği San Petersburg Müslümanlar Kongresi şeytani bir tuzaktır. Katılanların tamamı katledilir. Katılmasalar da değişmez, başka bir kulp takacaklardır nasıl olsa. 

Taşkent, Rus katliamlarına alışıktır. Çarın Generali Mihail Skobelev de çok kan dökmüştür zamanında. Bahaneye gerek yoktur, Türk olmanız yeter de artar. 

Zira Türkler soydaşlarını satmazlar, özlerine dönebilirler bir anda. Bunların tahsillileri ziyalıları budanmalıdır ki, geriye kuru kalabalıklar kala. 

Ama efendim o Stalin devriydi, geçti, özür dilendi hatta.  Hımm evet. Halep’teki cinayetleri ve Kırım işgali için de bir özür dilerler unuturuz.  Yaptıkları kâr kalır yanlarına.

İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür