Sovyet Ruslar Afganistan’da Neden Mağlup Oldu?

Mahmut Osmanoğlu 05.01.2017 3492
R

uslar Afganistan’a direkt müdahale etmekte kendi zanlarınca bu defteri kapatmışlardı. O yenilmez kızıl orduları çok kısa ir sürede asilerin direnişini yok edecek ve Rusların uydularına bir uydu daha ekleyeceklerdi. Ama belki de bilmeyerek tarih sahnesinde kendi sonlarının başlangıç sahifesini açmışlardı. 

Geçen günler, haftalar, yıllar para etmemiştir. Ruslar ve kuklaları en modern silahlarla – Tank, top, uçak, gunship helikopter, yerden yere füzeler – ve her türlü vahşet gösterileri ve katliamlara rağmen direniş yok edilememiş, o yenilmez zannedilen kızıl ordu Afganistan’ın her dere, tepe ve vadisinde yenilginin acı lezzetini tatmıştır. 

Bütün Modern İmkânlarına Rağmen Rus Başarısızlığının Sebebi Neydi?

1- Ruslar karşılarında savaşçı bir millet bulmuşlardı. Bu millet kendi dinleri için her türlü fedakârlıktan çekinmeyen bir milleti ve her şeyden önemlisi canını kendi inancı uğruna seve seve vermekten çekinmiyordu. 

2- Kıyamın İslam adına ulusal bir direniş olması da Ruslar için ayrı bir güçlüktü. Rusların ilk anda 100 bini aşkın bir güçle bütün ülke çapındaki bir kıyama karşı koyması imkânsızdı. Çünkü her taşın, her ağacın arkasında bir tehlike bekliyordu Rus askerlerini.

3- Stratejik yönden istila yolları üzerinde bulunan Afganistan halkına asırlar boyunca istilacılarla uğraşmak, eşsiz bir savaşma kabiliyeti vermişti. İşte o halk yeniden yeni bir istila karşısında yeni bir savaşa girişmiştir. Modern teçhizattan yoksun Afgan halkının silah olarak kıyas edilemeyecek derecede üstün Rus güçlerine karşı gerilla savaşından başka seçeneği yoktu. Ülkenin her tarafında her dağında, ovasında başlayan ve “her yerde var hiçbir yerde yok” taktiğiyle devam eden gerilla faaliyetleri kısa sürede Rusları yıpratmaya yetti. Ruslara nispetle çevreyi daha iyi bilen Müslüman gerillaların manevra kabiliyeti fazla olduğu için Rusların küçük gruplar halinde hareket eden gerilla gruplarını imhası mümkün olmadı.

4- Ruslarla birlikte savaşan Afgan ordusunun savaş güç ve moralinin eksik olması, firar olaylarının çokça yaşanması da Rusların savaş düzenini etkiledi. Çünkü her savaşa Afganlılar önde Ruslar arkada gidiyordu ve öndeki düzensizlik ve başarısızlık arkayı da etkiliyordu.

5- Rusların hiç beklemediği bir şey ise kendi askerlerinden Müslüman kökenlilerin direniş saflarına geçmeleriydi. Hâlbuki Rusların maksadı Müslüman asıllı askerleriyle Müslüman bir ülkeyi işgal etmek ve faturayı her iki yönden de Müslümanlara yüklemekti. Ancak direniş güçleriyle birleşme hadiseleri gerçekleşmeye başlayınca Ruslar bu birliklerini geri çekip yerlerini Rus kökenli askerlerle dolduracaktı, ancak bu da Rusların savaşı kazanmaları için yetmeyecekti.

6- Oldukça önemli bir başka sebep ise Rus askerlerinin ne gaye ile savaştıklarını bilmemeleridir. Bu da askerleri moralmen bir çöküntüye uğratıyor ve uyuşturucu alışkanlığını körüklüyordu.
Böylece Ruslar iki-üç gün içinde halletmek üzere geldikleri Afganistan’da senelerce kalmak zorunda kaldılar ve her geçen gün bu bataklığa daha fazla saplandılar. Artık gitmek veya kalmak, her ikisi de Ruslar için zordu.

Mücahitlerin Ruslar Karşısında Başarılı Olmalarının Sebepleri

Mücahitleri Ruslara karşı üstün kılan sebeplerin en önemlisi birer Müslüman olarak Allah rızası için ayağa kalkmış olmaları ve bu uğurda hiçbir fedakarlıktan kaçınmamalarıdır. 15 milyon nüfuslu bir ülkede 1,5 milyonu aşkın şehid, 5 milyondan fazla muhacir bunun en canlı delilidir. “Ölürsek şehid, kalırsak gazi” şiarıyla hareket eden her halükarda zafere talip olduğunu bilen kişiyi kim durdurabilir. Kendi yolunda cihada kalkan bu kavmi ise Allahü Teala kendi yardımlarıyla desteklemiştir. Çünkü o buyuruyor ki: “Kim benim için cihad ederse ben de onu kendi yoluma hidayet ederim.”

Kıyamın bir halk kıyamı olması, yaşlı, genç, kadın, erkek, çoban, çiftçi, doktor, öğretmen gibi halkın bütün kesimlerini kapsaması da cihadın devam ve başarısında çok önemli bir etkendir. Halk desteğinden her zaman istifade eden mücahitlerin çok rahat manevra kabiliyeti vardı. Halk cihadı hem kemiyet ve hem de keyfiyet olarak besleyerek korumaktadır.

Mücahitlerin zamanla geliştirdikleri gerçek bir gerilla savaşını hem kırda hem de şehirde başarılı olarak vermesi de önemli faktörlerden birisidir. Her türlü tabiat şartlarına tahammül eden mücahidlerin verdiği gerilla savaşı gerçekten çok etkili olmuştur. Küçük gruplar halinde hafif silahlarla devamlı hareket halinde olan mücahidleri, zor tabiat şartlarında bulup imha etmek oldukça zordur ve Afganistan gibi oldukça engebeli bir ülkenin her tarafında bunun gibi yüzlerce grubun olduğu düşünülürse Rusların ne gibi bir çamura battıkları daha iyi anlaşılır. 

Afganistan topraklarının oldukça engebeli bir yapıya sahip olması da mücahidlerin işini kolaylaştırmıştır. Afganistan dağları mücahidleri ana şefkatiyle bağrına basmış, mücahitlerin en büyük sığınaklarından biri olmuştur. 

İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür