Son Kırgız Han'ı Van'da

Aydoğan Kaçıra 30.11.2013 4403
H

an'lar, Orta Asya Türk boylarının asil, korkusuz ve güçlü liderleriydi. Onlar başkaları tarafından yönetilemez, emir verilemez, esir edilemezdi. Asaletleri, Han atalarından gelirdi. Amma makamlarını, han ataları vermezdi. Han soyundan gelse bile, Han olabilmek için milletin ve uluların rızasını almak şarttı. 

Rahmunkul han, babası gibi cesur yürekli, mücahit bir gençti. Ama aynı zamanda yüksek bir iman, vicdan ve merhamet sahibiydi. Medrese eğitimi almamasına rağmen, Kur'an-ı hatmetmiş, Arapça, Farsça ve Latin dilleri öğrenmişti. Düşmanlarına korku salan Rahmankul han, dostları için bir ilim, itimat ve huzur kapısıydı. 

Rahmetli Başbakan Adnan Menderes'in yardımlarıyla Hac vazifesini de yaptığında, artık seyr-i süluku zirveye ulaşmış “Ulu”lar mertebesine yükselmişti.

1972 yılının Nisan sayısında, National Geographic dergisinin kapağında, bir Kırgız çocuğunun fotoğrafı vardı. Bu çocuk Rahmankul Han'ın oğlu Musaddık'tı. O sayı, özellikle Rusya ve İslam coğrafyasında büyük ilgi gördü. Rahmankul Han'ın, Pamir dağlarına sıkışıp kalan hayatı, sürgündeki Kırgızların acıklı hikayesi ve bu mazlumların kültürel zenginliğe bütün dünyanın büyük ilgisini çekmişti.

İşte bu haber yıllarca Sovyet baskısından bunalan ve karlı yaylalardan çıkamaz hale gelen Rahmankul ve obası için bir umut ışığı oldu.

Amerikalılar “Bizim ülkemize göçün. Sizi vatandaşlığa kabul edelim” dese de, Kırgızlara gösterilen yer, Pamir'in buzla kaplı dağlarından farksızdı. Alaska hükümeti, Kırgızları kabul etmeye hazır olduğunu duyurdu. Ancak, Rahmankul Han, bu teklifi hiç düşünmeden reddetti. Çünkü, İslam coğrafyası dışında bir yere gitmeyi asla düşünmemişti ve halkının İslam'a uygun şekilde yaşayabileceği yeni bir vatan istiyordu.

İşte o anda hayalleri gerçeğe dönüştüren haber geldi. Türkiye, bu uzak diyarlardaki mülteci kardeşlerini bağrına basmaya hazır olduğunu bildiriyordu. Dönemin Devlet Başkanı Kenan Evren, Rahmankul ve obasındaki bütün Kırgızları Türkiye'ye davet etti.

Bu davet kısa sürede karşılık buldu. Önce Pakistan'a gelen Kırgızlar, daha sonra bir Türk uçağı ile hayatlarını sürdürecekleri Van'a getirildi. Artık yeni vatanları Türkiye, yeni köyleri Ulupamir'di.

Kırgızlar, hanları Rahmankul'la beraber Van'a geldiklerinde 1500 kişilik bir topluluktu. Çoğalmak ve buraya kök salıp, kendilerine yeni bir hayat kurmak istiyorlardı. 

Öyle de oldu.

Burada, koyun güdüp at sağarak yaşamak yetmeyecekti. Ak sakallılar, daha mutlu ve huzurlu bir gelecek için gençleri okutmak gerektiğini biliyordu.

Okuttular da.

Pamir yaylasından gelen Kırgız çocuklarının kimi doktor oldu, kimi mühendis, kimi turizmci, kimi de devlet memuru. 

Hicretlerinin 8'inci yılında, 1990 yılında Rahmankul Han, rahmet-i Rahman'a kavuştu.

Henüz 77 yaşındaydı.

Bu yaşta bir ölüm, bir Kırgız' için “Çok erken” sayılırdı. Elbette, bu erken vedanın tek sebebi, KGB'nin işkence zindanlarında yaptığı zulüm ve içirilen o zehirdi. Yoksa, çekilen çileler, geçilen çetin yolar, karlı dağlar, yaşanan onca acı bile, bir Kırgız'ı bu kadar erken bitiremezdi.

Okuyan genç nesil, bir gün bile unutmadıkları dedeleri ve Hanları Rahmankul'u, doğumunu 100'üncü yılında, muhteşem bir programla andı. Bunun için Kırgızistan'ın başkenti Bişkek'te toplanan Ulupamirliler ve Rahmunkul'un kadim dostları, 3 gün süren görkemli törenler, sergiler ve kutlamalarla, dedelerinin muhteşem geçmişini - genç Kırgızlara anlattı... Kırgız halkının “SON HAN”ı Rahmankul Han'ın vasiyetini genç nesillere ulaştırdılar?

“... Namazınızı kılın… Allah yolundan ayrılmayın. Birlik ve dirlik içinde kalın... Unutmayın, kartallar kapışanda kargalara yem olur... Türk gibi yaşayın ve Türklüğünüzü unutmayın…”

İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür