Sibirya'dan Sultana Mektup

Ahmet Uçar 26.09.2012 3355
1
890’lı yıllar, Sultan II. Abdülhamid Han’ın İslam dünyası ile irtibatının hızlandığı ve  Osmanlı’nın “manevi nüfuzunun” Uzak Doğu’da da akis bulduğu yıllardı. Japonya'ya gönderilen Ertuğrul gemisi, Güneydoğu Asya ve Uzak Doğu’da Müslümanlar arasında dalgalanmalara, İstanbul’a karşı muhabbet ve hürmetin artmasına sebep olmuştu. Müslümanlar, yakın oldukları liman şehirlerine, hilâlin dalgalandığı gemide namaz kılıp, Halife Abdülhamid Han’ın sağlığı ve Osmanlı devletinin bekası için dua etmeye âdeta akın edercesine geliyorlardı.

Hind Okyanusu kıyısındaki limanlarda böyle çoşkulu anların hatırası henüz tazeliği korurken, bu defa Sibirya’dan Rus-Çin sınırındaki Simipolat (Yeditaş) şehrinden, 22 Kasım 1890 tarihli ilginç bir mektup, Şakir Paşa vasıtasıyla Yıldız Sarayı’na bizzat II. Abdülhamid Han’a ulaştırılıyordu.

Bugün Kazakistan’ın Rusya sınırında kalan şehir, 1908’de Japonya’ya gitmek üzere Simipolat’tan geçen meşhur Türk seyyah Abdürreşid İbrahim’e göre, küçük fakat ticarî açıdan önemli bir şehirdi. Özellikle İrtiş nehri kıyısındaki vilayette yetişen hububat bütün Rusya’yı beslemekte, hatta Ruslar tarafından Avrupa’ya ihraç edilmekteydi. 

Simipolat’ın “Siryo” adı verilen çeşitli hayvan derileri, Rusya pazarında en önemli yere sahipti. Ayrıca, zengin altın yatakları da vardı. Şehirde dericilik ve altın madenciliği Tatar Müslümanlarının elindeydi. Bunlar 1850’li yıllarda Kazan ve İç Rusya’dan gelmişlerdi. Şehrin bir mahallesi de Buharalılar’dan oluşmaktaydı. Ancak, şehirde önemli makamlar Hristiyan Ruslar’ın elindeydi.  

Beldeme Örnek Olur

Mektup, Simipolat’ın Zaysan beldesi imamı Veliyullah Enveri Efendi’den geliyordu. İmam Efendi, Şakir Paşa aracılığıyla yazdığı “ilginç” mektubunda, önce sultana bağlılık ve dualarını belirtiyor, sonra da oğlu Nasûh ile kızı Mestûre Banu’yu İstanbul’a göndermek istediğini, bunların eğitimlerini tamamlamak üzere kabüllerini istiyordu: 

“Devletlü Şakir Paşa Hazretleri; aciz bendelerinin ileride bildireceğim istek ve bağlılığımı, karaların ve denizlerin hakanı, cihanın göz nuru, kalplerin sevgilisi, alimlerin en azizi, sultanlar sultanı, Cenab-ı Rabbü’l-aleminin Resulünün Halifesi, yüce Padişahımızın makamlarına ulaştırmamda aracılık etmenizi, acizâne rica ve temenni ediyorum.

Memleketim, Rusya’da, Batı Sibirya bölgesinde, Çin sınırında Simipolat eyaletinin Nerayanski Post kazasının Zaysan beldesi imamıyım. Yaşı sekize gelmiş “Mestûre Banû” adlı bir kızım ve beş ay evvel akıl baliğ olmuş "Nasuh" adlı bir oğlum var. Bu uzak memlekette ve bu mahrumiyet diyarında bu küçük kasabada çocuklarımızın eğitim-öğretimi için İslam mektepleri yoktur. 

Bu sebeple çocuklarımızın eğitimi için fevkâlede bir müşkilat çekilmekte, bütün çocuklar cehalet pençesinin bu zifiri karanlığında boğulmaktadırlar. Adı geçen iki çocuğumdan oğlum Nasuh’u Halifemize bendeliğe nezr eyledim. Kızım Mestûre Banû’yu da, sultanın Harem-i Hümayun’larına Hanım Efendi’ye nezr eyledim. Eğer bu isteğim kabul olursa, can ve vücudumla ve milli hislerimle buna hazırım.

Bu uzak diyarda, benim bu teşebbüsüm, beldeme bir örnek olabilir düşüncesiyle, arzımın kabulünü mülk ve milletin yegâne hâmisi ve bütün müminlerin gerçek babası olan Padişah Efendimiz’den beklemekteyim. Vatan ve milletin ihtiyacı, şeriatın hâmisi, cömertlikte örnek sultanımız, dilerim ki bu arzumu yerine getirirler." 

Kaynaklar:

1-
 Abdürreşid İbrahim, XX. Asrın Başlarında İslam Dünyası ve Japonya’da
2- İslamiyet, Haz.: Mehmet Paksu, İstanbul, 1987, c.I, s.67-68.  Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Y.PRK. AZJ 19/110

İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür