Semerkant Ve Timur Han’ın Kılıncı

İrfan Ülkü 20.03.2015 3685

Ç
ok eski bir Arap atasözünde "Görmeden asla ölme!" denilen, Emir Timur'un büyük Çağatay imparatorluğunun başkentliğini yapmış Semerkant’ta, "Gur-u Emir" olarak bilinen hakanın görkemli türbesine giriyorum.

Güneşli, sıcak bir gün. Semerkant baharda yazı yaşıyor. İri Semerkant gülleri hızla açıyorlar. Siyah başlı, kara gözlü bülbüller ağaçlarından inip tur atmaya çıkmışlar yollara. Şehir binbir gece masallarının gizemi içinde pazarları, meydanları, camileri ve altın kubbeleriyle güneşte pırıl pırıl... Sanki semanın örtüsüyle kardeş o turkuaz çinilerle işlenmiş devasa türbenin önünde başörtülü bir kadın yolumu kesiyor:

"Nereden geliyorsunuz siz?"

"Türkiye'den."

– "Alınız şunu."

Elime tutuşturduğunun ne olduğunu bakmaya fırsat bile bulamadan Gur-u Emir’in kapısında kaynaşan kalabalığa karışıp kayboluyor gözden. Avucumu açtığımda verdiği şeyin küçük bir resim olduğunu görüyorum. Yıpranmış, buruşmuş. Belli ki tören sırasında yakaya takılmak üzere dağıtılan kızıl rozetlerin yerini almış kağıt rozetlerden biri. Üzerindeyse Emir Timur’un resmi var. İçeri pirince o kadını arıyor gözlerim.

Ama ona benzeyen, rengarenk, ince kadife ve basmadan mahalli elbiseler giyen onlarcası var emirin türbesinde. Saygıyla dua ederek tavaf ediyorlar. Coppanlarıyla uzak köylerden, kasabalardan gelmiş sakallı Özbekler, öğrenciler... Sanki türbe ziyaretinden çok savaşmaya hazırlanan bir ordunun askerlerini andırıyorlar. Timur'un eşleri, şehzadeleriyle birlikte büyük saygı beslediği hocasının ayakucuna gömülmüş ebedi uykusunu uyuduğu zemin katındaki, alçak tavanlı asıl mezar bölümünde mermer sandukaların başında hafızların okuduğu Kur'an duyuluyor.

Kadınlı-erkekli küçük dua orduları emirlerinin ruhuna fatihalarla hediye gönderiyorlar. Babası da kendisi de Nakşibendiye tarikatından olan Timur'un türbesinde "Görmeyi bilen gözler için şu an Özbekistan'ın nabzı atıyor" diye düşünmeden edemiyorum. Sanki emir, buradan mezarından ülkesine, Orta Asya'ya yön veriyor. O yeryüzünü sarsmış müthiş tarihin mimarinin sırları hala aydınlanmamış iktidarının gölgesinde Özbekistan ve bütün Türkistan yeni bir hedef arıyor.

Semerkant'ta Gur-u Emir'in bulunduğu meydan bizzat Cumhurbaşkanının sık sık şehre gelerek denetlediği çalışmalarla genişletilmiş. Çevresindeki, gereksiz binalar yıkılarak anıt-mezar beş yıl süren restorasyon ve çevre düzenlemesi çalışmalarıyla yeniden onarılarak ziyarete açılmış. Kendisi de Semerkantlı olan İslam Kerimov, kentin girişine Timur'un bağdaş kurmuş, elinde kılıç olan büyük, devasa bir tunç heykelini diktirmiş.

Semerkant'a girerken dörtyol kavşağının ortasında onunla karşılaşıyorsunuz. Kılıncım bende uyandırdığı ilgi başka bir hikayeyi çağrıştırıyor. Taşkent' te bağımsızlık ilanının ilk yıllarında dinlediğim hikayeyi:

Onu bana anlatan, Doğu'nun muammalarından birinden bahsedercesine "Eski efsaneler özellikle de kılıç efsanelerindeki tılsım bizde çok daha anlamlıdır" demişti:

"Moskova’nın İvanovo semtinde, gözlerden uzak kalmış bir eski Sovyet müzesinde Taşkent'teki bir adamın hemen her gece düşlerine giren bir kılıç var. Kimi zaman hiç bir ziyaretçinin uğramadığı tenha müzenin salonlarından birinde cam muhafazalığı içinde fazla dikkat çekmeyen altından kılıcın sahibi Emir Timur'du. Bütün zamanların en büyük Türk hakanı... Her savaşın da belinde taşıdığı, ön saflarda bizzat döğüşerek düşmanlarını öldürdüğü bu kılıca Özbekistan yeniden sahip olmak istiyor. Ancak Rus hükümeti nezdindeki girişimler şimdilik sonuçlanmadı.

Özbekistan ülkesinde halk hatta yöneticiler arasında yaygın inanca göre, bu kılıcı burada kim yeniden kuşanırsa büyük hakana açılan doğu, batı, kuzey güney yolları onada açılacak. Şu kurduğumuz devlet Çağatay devletinin yüzyıllar sonra ilk varisi değil mi? Tam bilmiyorum ama Moskova'daki kılıç, Rus arkeologları onun Sermerkant’taki mezarını açıp ruhunu rahatsız ettikleri zaman diğer bazı eşyalarıyla birlikte Moskova'ya götürülmüş, bir daha geri verilmemiş."

Ruslar, Moskova'yı tam bir yıl işgal altında tutan Emir Timur'un kılıcını İvanovo'daki müzede tutmakla onun saltanatının yeniden dirilişini önlemek istiyorlar herhalde diye düşünüyorum. Özbekler'deki inancı bildiklerinden kılıcı iade etmek işlerine gelmiyordur belki de.

Geniş, uzun parkları, sarı yüzeyiyle çelişki oluşturan ağaçları, tek tük turist kafilelerini çekmeye başlayan yeni otelleriyle bir zamanlar "Cihanın merkezi" diye anılan Semerkant İslam'ın beş kutsal şehri arasında sayılıyor. Diğerleri Mekke, Medine, Şam ve Buhara...

Sonra akşam iniyor, usul bir rüzgar kuşların kubbelerin üzerinde attıkları turları yavaşlatıp, ağırlaştırıyor. Timur'un başkenti, gece ebedi yıldızların altında yeniden doğuyor. Anlatılmaz bir huzur, belki de herşeyden bir vazgeçiş anının büyüsünü yaşıyorum. İşte o zaman yıldızlara bakıyorum Registan meydanından geçerken. Burada onlar hem geçmişi hem de geleceği işaret edercesine bir başka parlıyorlar…

İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür