Şarkî Türkistan'ı İhmal Edemeyiz

Rahim Er 25.12.2018 2574
A
resim
ta yurdumuza bizde “Doğu Türkistan” denirken Uygur Türkleri “Şarki Türkistan” diyorlar.  Asya Türklüğü, “Türkistan” diye yekpare bir iklimdi. Ruslar, bu iklimin garb, Çinliler de şark tarafını hâkimiyetine alınca Türkistan, “Garbi Türkistan” ve “Şarki Türkistan” diye ikiye bölünmüş oldu. SSCB dağılınca ana gövdeyi kurtarma derdine düşen Rusya Federasyonu, Batı Türkistan’ı dört-beş parçaya bölerek gitti.

Şarki Türkistan’daki Çin işgaliyse devam ediyor. Uygur Türkleriyle Osmanlı ve erken ve orta cumhuriyet zamanı Türklerinin “Şarki Türkistan”, bugünkü Türklerin “Doğu Türkistan”, Çinlilerinse “Özerk Sincan Uygur Bölgesi” dediği bu topraklar, bir medeniyet havzasıdır. Hem mimari, hem bedii ve hem de fikrî medeniyetin zirvede yaptığı bir yerdir. Bugün Türkçenin yazı dili için İslam harflerinin kullanıldığı tek ülkedir. Tabii bunda Çin’in alfabe birliğinizi önleme taktiğinin büyük payı vardır. Sayım yapılmadığı için Şarki Türkistan’ın nüfusu kesin olarak bilinmemektedir. Buna rağmen 25-30 milyon tahmin ediliyor. Çin ise bu rakamı çok aşağılara çekmektedir. Başkent Urumçi’dir.

Çin’in elindeki bu ülke her çeşidiyle muazzam yer altı ve yer üstü kaynaklarına sahiptir. Diğer taraftan her Türk unsuru gibi Uygurlar da istiklallerine son derecede düşkündürler. Çin, bölgeye zaman zaman Çinli nüfus kaydırarak asimilasyona gitmektedir. Birkaç ay evvel Pekin yönetiminin “her Türk evine bir Çinli erkek yerleştirme” gibi inanılmaz bir uygulamaya gittiği haberi gelmişti. İbadet hürriyeti tamamen daraltılmıştır. En küçük bir millî kıpırdanış çok kanlı biçimde bastırılmaktadır.

Şu var ki dış politikada bir yanda millî davalar vardır, diğer yanda da taş gibi acı gerçekler. Hem  o davaların sahiplenilmesi, mağdur ve mazlum olanların derdine derman olunması ve hem de o taşa takılıp tökezlenilmemesi gerekir. Şarki Türkistan’la gönlümüz bir olsa da arada uzak mesafeler var. Dünya ve bölge şartları var. Göz önündeki hakikatler var.

Türkiye ne gün Rusya ile yakınlaşsa Doğu Türkistan karışır, Uygur Türkleri, istiklal isteyerek sokağa düşer, Çin talepleri dinleyip makul hâl çareleri bulacağına çok sert biçimde karşılık verir. Birçok insan şehid düşer, birçok kimse loş mahzenlerde işkencelerden işkence beğenmek zorunda kalır. Türkiye’de vatandaşlar protesto gösterileri yapar. Ankara, sesini yükseltir. Bunun üzerine Pekin’in destek vermesiyle PKK saldırılarını çoğaltarak kan döker. Çin bu terör örgütüne silah ve daha başka yardımlarda bulunur. PKK lehine konuşmaya başlar.

Kısacası; Doğu Türkistan, Türk hariciyesinin yumuşak karnıdır. Ankara, Moskova’yla el sıkışınca Washington, Doğu Türkistan’ı tahrik etmekte, bunun üzerine Çin, şiddete başvurmakta, Türkiye rahatsızlanınca Pekin teröristleri azdırtmakta ve “Kürdistan” lafları etmektedir.

Bunları Uygur kardeşlerimizin gördüğünü ümit etmekteyiz. Bugün Ankara’nın Moskova ve Pekin’le münasebetleri iyidir. Bu iyi ortamdan Türkistan lehine menfaatler devşirmek gibi bir siyasetimiz olmalı. Çin, Şarki Türkistan’a “Sincan Uygur Özerk Bölgesi” demekle aslında buranın farklı bir nüfus, toprak ve millet olduğunu kabul etmektedir. Ankara’ya düşen kâğıt üzerindeki bu kabulü Pekin’e ikrar ettirmektir. 

Dünyada özerk/muhtar idare olarak en iyi şartlara neresi sahipse ona bakarak Uygur Türklerinin hakları koruma altına alınmalıdır. Rusya’daki Tataristan yanlış bir örnek olmaz herhâlde. Şu şartlarda en iyisi iç işlerinde tam bağımsız, dış işlerinde Çin’e tabi bir anlamda fiilî bir federasyon kurmaktır. 

Diğer taraftan Ankara, Uygur akil adamlarını kışkırtma ve fitneye kapılmamaları için halkı irşad etmeye davet etmelidir. Bugün yapılabilecek en doğru iş din, dil, mülkiyet, aile, eğitim, ticaret ve seyahat hürriyetini temin etmek, adaleti sağlamak ve asimilasyonu önlemektir.

Bunlar da aklı başında, gerçekçi ikili münasebetlerle elde edilebilir. Ankara, bugün nasıl ki yabancı güçlere “Suriye’de, Kırım’da, Kafkaslarda ne işiniz var?” diyemiyorsa Çin’e de “Doğu Türkistan’da ne işin var?” diyemiyor. Ama aynı Ankara, “Rusya’nın Kırım’ı işgalini tanımıyoruz ve tanımayacağız!” diyor.

Cumhurbaşkanlığı Hükûmeti, bu cümleyi önceki gün TBMM’deki 2019 Bütçe müzakerelerinde bir kere daha üstüne basa basa söyledi. Kırım, Kuzey Suriye ve Filistin için yürek ferahlandıran sözler edilirken Yemen ve Doğu Türkistanlılara da “oh” dedirtecek bir cümle sarf edilse memnuniyet verici olurdu. Buna ihtiyaç var. Türk devlet adamlarının Çin ziyaretlerine Urumçi’ye gitmelerine de ihtiyaç var.


İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür