Ruslar'ın Türkistan'ı İşgalinin Sebepleri ve Vahim Neticeleri

Numan A. Ünal 20.03.2020 2227
O
resim
n ikinci asırdan önce Rusya diye bir devlet yoktu. Bu asrın sonlarına doğru Rusya’da sırasıyla Peçenek, Hazar, Kuman Türklerinin hâkimiyeti mevcuttu. Ruslar bunlardan çok şey öğrendi ve yavaş yavaş teşkilatlanmaya başladılar.

Rus halkı, küçük knezlikler hâlinde yaşıyordu. 12. asrın ikinci yarısında Moskova Knezliği merkezî bir durumda olması dolayısıyla çok çabuk gelişti. Kısa zamanda diğer knezlikleri de hâkimiyeti altına almaya muvaffak oldu. Böylece bugünkü Rusya’nın temelleri atıldı...

Ruslar devlet olunca Türklerle arasında mücadele başladı. İdil-Ural bölgesindeki ilk Türk devleti olan Bulgar Hanlığı 1399’da, Kazan Türk Hanlığı da 1552’de Ruslar tarafından ortadan kaldırıldı. Bu hanlıklar Ruslara karşı çok büyük mücadele gösterdiler fakat sonunda mağlup oldular. Daha sonra Ruslar 1556’da Hazar Denizi'nin kıyısındaki Astrahan’ı ele geçirdi. Buralarda çok büyük katliam yaptılar, taş üstünde taş bırakmadılar.
 
Don-Volga Projesi
 
Osmanlı Devleti tehlikeyi görünce Astrahan’ı kurtarmak ve Rusların Türkistan’a doğru ilerlemelerini engellemek için “Don-Volga’’ kanalı projesini hazırladı. Bu projenin esası Don ve Volga (İdil) nehirlerini birleştirmekti. Kuzeyden güneye doğru akan Volga Hazar Denizin’e, Don Nehr’i Karadeniz’e dökülür. Bu iki nehir denize dökülmeden önce Hazar Denizi’nin kuzey batısında birbirlerine 50 kilometreye kadar yaklaşırlar.

Kanuni Sultan Süleyman Han bu projeyi gerçekleştirmeyi düşünmüştü. Ancak, ömrü vefa etmedi. Kanuni’nin ölümünden sonra oğlu Sultan II. Selim kanalın açılma vazifesini Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa’ya verdi. Osmanlı Devleti ve Kırım’dan yaklaşık yüz bin asker ve işçi ile kanalı kazmaya başladı. Ancak o sene bölgede hüküm süren çok şiddetli soğuğa işçiler dayanamadı; pek çok ölenler oldu. Ayrıca Kırım Hanı Devlet Giray da Osmanlı buralara yerleşirse kendi otoritesi sarsılır diye işi ciddiye almıyor, savsaklıyordu. Bu sıralarda Osmanlı Devleti’nin başına bir de Yemen meselesi çıkınca kanal inşaatı yarıda bırakıldı. Muazzam emekler boşa gitti. Bu kanalın açılamaması Türk tarihinin en hazin sayfalarından biridir.

Tarihçi Yılmaz Öztuna diyor ki: “Ruslar, gelişen teknik imkânlarla Don-Volga kanalını ancak 383 sene sonra açabildiler. Osmanlı Türklerinin 16. asırda bu işi projelendirip kazmaya başlamaları, Osmanlı Devleti’nin o günkü gücünü göstermektedir.”

Şayet bu kanal açılabilseydi Osmanlı donanması Karadeniz’den Azak Denizi’ne çıkıp oradan Don-Volga nehirlerinden geçerek Hazar Denizi'ne inecekti. Böylece hem Astrahan kurtulacak ve hem de Rusların Kafkasya ve Orta Asya’ya ilerlemesi durdurulacaktı.
 
Çarlık Rusya'sının Türkistan'ı İstilası
 
Çarlık Rusya’sı zaman zaman mağlup olsa da hep ilerlemişti. Bilhassa, 19. asırda Rusya, dünyanın en hızlı büyüyen emperyalist gücüydü. Günde yüz kırk kilometrekareyi istila ediyordu. Rusya, sırasıyla 1865 Taşkent, 1866 Hokand, 1868 Semerkant, 1873-1875 Hive ve Buhara, 1879 Göktepe, 1882 Aşkabat ve 1884’te de Merv’i ele geçirdi.
Ruslar Türkmenistan’ın Göktepe şehrini işgal edince Türkmenler kadın-erkek büyük bir cesaretle çarpıştılar. Üstün ateşli silaha sahip olan Ruslar, kaleyi müdafaa eden 6 bin 500 ve Aşkabad’a doğru çekilen 28 bin Türkmen’in hepsini öldürdüler. Güzel Göktepe şehri harabeye döndü.

Türk Hanlıkları ülkelerini müdafaa için kahramanca savaştılar. Bütün bu işgal zamanında insanlık tarihinin en iğrenç, en korkunç zulümleri yaşandı; yüz binlerce insan katledildi, her tarafta oluk gibi Türk kanı aktı. Bütün evler yağmalandı, camiler, medreseler yıkıldı, din adamları öldürüldü veya Sibirya’ya sürgün edildi.
Dr. Baymirza Hayit bunlar hakkında “Türkistan’ın yüz yıllardır sakladığı Timur’dan da intikal eden bütün hazineler Ruslar tarafından yağmalandı. Buhara şehrinin işgalinden sonra yüz tren vagon altın ve mücevher Moskova’ya götürüldü” demektedir...
 
Sovyet Rusya'sının Yaptığı Zulümler
 
1917 Çarlık Rusya’sının yıkılmasından sonra Türkistan Türkleri, bu defa da komünizm esaretinden kurtulmak için büyük bir millî mücadeleye başladılar. Basmacılar Harekâtı olarak anılan bu mücadele 1916’dan 1935’e kadar devam etti. Ancak, başarısızlıkla neticelendi.

Dr. Baymirza diyor ki: “Fergane Vadisindeki vahşet akıllara sığmazdı. 1917-1923 yıllarında Fergane Vadisinde nüfusun üçte biri katledildi. 1922-1935 yıllarında bir milyondan fazla Türkistanlı; İran, Afganistan ve Doğu Türkistan’a kaçtı. Ayrıca, 1923-1927 senelerinde 270 binden fazla insan Sibirya’ya sürgüne gönderildi. Basmacılar Harekâtı neticesinde 7 milyon Türkistanlı öldürüldü.’’

Sovyetler Birliği zamanı da Türkistan Türklerine daha büyük zulüm, facia ve felaketler getirdi. İslamiyet tamamen yasak edildi. İnsanları dinsizleştirmek için büyük propagandalar yapıldı; mezarlıklar, türbe ve camilerin tamamı yok edildi.

Çarlık zamanındaki Rus işgallerini iyi öğrenmek için Kazakistanlı Profesör Hamid Ziyayev’in hazırladığı ve Doç. Dr. Ayhan Çelikbay tarafından Türkçeye tercüme edilerek Türk Tarih Kurumu tarafından neşredilen “Türkistan’da Rus Hâkimiyetine Karşı Mücadele” kitabını, Sovyetler Birliği zamanında Türkistan’daki Basmacılar Harekâtını iyi anlamak için de Özbekistanlı büyük dava adamı Dr. Baymirza Hayit’in BKY tarafından yayınlanan “Ruslara Karşı Basmacılar Harekâtı’’ adlı eserini her Türk gencinin mutlaka okuması gerekir.

Açlık Faciası
 
1929-1933 yılları arasında Sovyetler Birliği bütün Kazak, Kırgız halkının hayvanlarını ellerinden zorla alarak Kolhoz (devlet çiftliklerine) gönderildiler. Bu sebepten özellikle Kazakistan’da insanlık tarihinin en büyük açlık faciası yaşandı. Halk, kedi, köpek ve fareleri yedi, nüfusunun yarısı da açlıktan öldü. Bu büyük faciayı öğrenmek için de Kazakistanlı Damira İbrahim ve Vahit Türk’ün hazırladığı “Kazakistan’da Kızıl Kıtlık” kitabı okunmalıdır. 
 
Son Büyük Felaket
 
1939 yılında İkinci Dünya Savaşı başlayınca, Stalin Türkistan’da ne kadar Türk genci varsa hepsini askere alarak eğitimsiz ve silahsız olarak Alman cephesine gönderdi. Bunların da yüz binlercesi ya esir oldu veya öldü. Çok az kimse yurduna, ailesine geri dönebildi.

İşgal ve Esaretin Sebepleri

Bütün Türkistan’ın Ruslar tarafından işgal edilmesinin ve halka esir muamelesi yapılmasının sebeplerini Prof. Dr. Mehmet Saray şöyle ifade etmektedir:

1. Türkistan Türklerinin merkezî bir idareyi hâkim kılan tek bir devlet yerine, parçalanmış 3-4 küçük Hanlıklar hâlinde bulunmaları,

2. Osmanlı Padişahlarının, onların birlik ve beraberlik hâlinde olmaları için yaptıkları tavsiye ve ikazlara rağmen birbirileri ile uğraşmaları, varlık ve enerjilerini boşu boşuna tüketip zayıf düşmeleri,

3. Şii İran’ın Türkistan’ı Orta Doğu’ya bağlayan ticaret yollarını kapatması, böylece, Çin ve Hint mallarının Karadeniz ve Akdeniz limanlarına ulaşamaması; bu yoldan büyük ticaret kazançlar temin eden Türkistan halkının sosyal ve kültürel alanda gittikçe fakirleşmesi. Ayrıca Rusların ateşli silahlar ve iktisadi yönden üstün olması.

Bu hususta, tarihçi Ömer Faruk Yılmaz da "Belgelerle Osmanlı Tarihi" isimli kitabında İran’da Osmanlı Konsolosu olarak vazife yapan Binbaşı Ali Rıza Bey’in İran hakkında Sultan Abdülhamid Han’a sunduğu raporda şunlar kaydediliyor:

“Osmanlı Padişahları bütün gayret ve kuvvetlerini Avrupa’dan sel gibi akıp gelen Haçlılara mâni olmaya; himmet ve muhabbetlerini de daima Hindistan, Çin gibi Uzak Doğu'da bulunan Müslümanları yüce Hilafet merkezine bağlamaya muazzam bir azim ile çalıştıkları ortada iken, Safevilerin ‘Hilafet-i Muazzama’ya karşı meydana getirdiği Şii’lik, geçilmez bir derya hâline gelmekle, Hive ve Buhara’nın Rusya; Kaşgar Müslümanlarının; Çin ve Hind Müslüman ahalisinin İngiltere’nin eline geçmesine ve milyonlarca Müslümanın küffar elinde kalmasına sebep olmuştur ki, bu zararlar cihan ve insanlık baki kaldıkça izleri kalıp müminlerin kalplerinde de unutulmaz yaralar açacaktır."
 
...Ve Günümüzde
 
1979’da Sovyet Rusya bütün Afganistan’ı işgal etti. Afganistanlı mücahidler kahramanca savaşarak Rusları mağlup ettiler. İlk defa kesin olarak yenilen Ruslar geri çekilmek zorunda kaldılar.  Bu yenilgi Sovyetlerin dağılmasına ve Türk Cumhuriyetlerinin kurulmasına yol açtı.

1990’lı yıllardan itibaren kurulan Türk Cumhuriyetleri ve Azerbaycan hatta Rusya Federasyonu içindeki Müslümanlar son asrın en huzurlu bir devrini yaşamaktadır. Artık her türlü dinî ibadetlerini rahatça yapabilmekte ve pek çok yeni cami ve medrese inşa etmektedirler. Aynı zamanda Sovyet zamanında mümkün olmayan tam bir seyahat hürriyetine sahiptirler. Türkiye’ye her gün bu bölgelerden yüzlerce Türk, vizesiz, okumak, ticaret ve sağlık için gelmektedir. Türklerin bundan sonra da böyle felaket ve facialara düşmemeleri için birlik ve beraberlik içinde olmaları ve asrın teknolojisine sahip bulunmaları gerekir...



İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür