Ruslar'ın Türkistan'ı İşgali Kazan'dan Başladı

Rızâ Akdemir 27.03.2012 3754

R
us Çarlık hükümeti bazen hile ve desise ile içten, bazen büyük ordularla dıştan saldırmak suretiyle 1552 yılında Kazan Hanlığını, 1556 yılında Astrahan Hanlığı'nı toprakları arasına katmıştı. Kazan şehri Müthiş İvan (1530 -1584) tarafından zaptolununca şehirde ve civarındaki köylerde yaşayan yüz binlerce Türk uzaklara sürülmüş, Kazan Türklerinin asilzade sınıfı Rusya içlerine dağıtılmıştı. Bunların yerlerine Rus göçmenleri yerleştirildi. Şehirde Müslüman - Türk hatırasına ait ne varsa, cami, medrese, han, saray, kütüphane hepsi tahrip ve imha olundu.

Kazan Hanlığı'nın o zamanki medeniyet seviyesinin Ruslardan çok daha yüksek ve gelişmiş olduğunu Rus Tarihçileri dahi çeşitli vesilelerle itiraf etmişlerdir. Şehrin Ruslar tarafından ele geçirilmesinden sonra onbinlerce kitap yakıldı.

Hırıstiyanlaştırma Politikası

Daha sonraki asırlarda çarlık hükümeti Rusya'da Hıristiyan olmayan beylerin asalet unvanlarını kaldırarak toprak ve serf sahibi olamayacakları hakkında fermanlar neşretti. Bir kısım Türk ve Müslüman ileri gelenler topraklarını ve imtiyazlarını kaybetmemek için Hıristiyan dinine geçtiler.

Çarlık Rusyası'nda Hıristiyanlığı kabul eden Türk beyleri, Rus prensleri gibi asalet unvanlarını, imtiyazlarını ve toprak mülkiyetini muhafaza edebiliyorlar ve her türlü devlet hizmetine girebiliyorlardı. Bu suretle Hıristiyan olan Türk beyleri dinleri ile birlikte milli ananelerini, âdetlerini ve örflerini unuttular.

Çarlık devrinin son zamanlarına kadar Rus asilzadeleri arasında menşe itibariyle Türk hanlarından ve beylerinden pek çok aile vardı. İtil (Volga) havzasındaki Hıristiyanlaştırma ve Ruslaştırma hareketi, en çok aristokrasi arasında müessir olmakla beraber, daha sonra bu baskı köylere de yayılmış, binlerce insan zorla Ruslaştırılmıştır. Ruslar bu köylülere “Hıristiyanlaştırılmış Tatarlar” adını veriyorlardı.

Dinleri değişmiş olmakla beraber yinede bu Türk köylülerinin çok büyük bir kısmı dillerine mutlak surette sadık kalmışlar, gizli de olsa İslâmiyet’e bağlılıklarını devam ettirmişlerdir. Nitekim 20. yüzyıl başlarında Rusya'da nisbî bir hürriyet havası esince yine eski dinlerine, İslâmiyet’e dönmüşlerdir.

Kültürel ve Ekonomik Asimilasyon

Çar Üçüncü Aleksandr (1845 -1894) zamanında Müslüman Türkler üzerinde tazyik tam mânâsı ile arttı ve açıkça bir eritme (asimilasyon) politikası takibine başlandı. Türklerin bazı sanayi şubelerinde faaliyeti, bazı illerde oturmaları, ticaret ve öğretmenlik yapmaları yasaklandı.

Kazan ve Kafkas Türkleri bütün Orta Asya’da hiçbir surette arazi satın alamazlar, Türkmenler, Özbekler arasında gezemezler, çar ordularında muayyen bir rütbeden yukarı terfi imkânını bulamazlardı. Bundan başka sırf Müslüman Türklerin nakdî yardımları ile açılan mektep ve medreselerde Rus lisânının ve târihinin okutulması için kanunlar çıkarıldı. Müslüman Türklerin devletin yüksek eğitim kurumlarında okumaları ve tahsil görmeleri menedildi.

Orta Asya Türklüğünün uyanması, ilerlemesi, medeni seviyesinin yükselmesi için çalışan, mahalli tabiriyle ziyalılar (aydınlar) hapis, sürgün gibi cezalarla sindirildi. İslâmiyet aleyhinde çalışan pek çok birlik ve dernek kurularak bunların çalışmaları geniş maddî imkânlarla desteklendi. Müslüman Türklerin yardımı ve gayreti ile kurulan mahallî mekteplerde eğitim ve öğretim Ortodoks misyonerlerinin nezareti altına alındı.

Türklerin iktisadî yönden gelişmesini önlemek için bankalar Türk tüccarlarına hiçbir şekilde nakdî yardımda bulunmadı.

Kırgız ve Başkurt topraklarının nüfuslarına nispetle çok geniş olduğu ileri sürülerek arazinin en verimli kısımları ellerinden alındı. Buralara Rusya'nın çeşitli bölgelerinden gelen göçmenler yerleştirildi.

Yerli halkın çocukları aile yuvalarından koparılıp Rus okullarında ve kışlalarında bambaşka bir eğitim tarzına tâbi tutuldu.

Ziyalıları (aydınları) devamlı surette ezilen, gençleri başka bir eğitim çarkına sokulan halk başsız ve ışıksız kaldı.

 Araştırma Enstitüleri Kurulmalı

Doğu Türkistan'dan Rumeli'ye kadar uzanan Türk dünyasının ciddî ve ilmî bir surette araştırılması, bu konuda yazılan yabancı dildeki bütün eserlerin Rusçâdan, İngilizceden, Almancadan, Çinceden, Fransızcadan kültürümüze kazandırılması, eskiden yazılmış olanların cumhuriyet nesli tarafından incelenebilmesi için yeni yazıya çevrilmesi, bu sahada ilmî çalışmalar yapılması, araştırmalara girişilmesi, enstitüler kurulması, Türklüğün târihin seyri içinde macerasını ve rolünün tanınması bakımından çok büyük bir hizmet olacaktır

 Batı dünyasında Türk târihi için yapılan çalışmalar, neşredilen kitaplar bir kütüphane dolduracak kadar çoktur. Başka milletlerin, Türk milletinin kültürüne karşı gösterdiği alâkayı, Türk'ün kendi ecdadından esirgemesini anlamak ve izah etmek oldukça zordur. Yabancı seyyah ve ilim adamlarının türlü sıkıntıya katlanarak yazdıkları eserleri tercüme zahmetine bile katlanmamak acı bir ihmaldir.

 

 


 

İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür