Rusların Türk Kültürünü Parçalama Siyaseti

Yavuz Bülent Bâkiler 22.10.2013 2800
 
H
alil Cibran’ın bir cümlesi, yıllardan beri yüreğimi kavurup duruyor: “Yazıklar olsun o millete ki, çeşitli boylara bölünmüştür ve her boy, kendisini ayrı bir millet sanmaktadır!”

Halil Cibran, bu hazin tespitini, sanki bizim milletimiz için yapıp söylemiş.

Ah ne kadar yazık: Atalarımızın yaşadığı Uluğ Türkistan, önce ikiye bölündü ve iki yeni isim aldı: Doğu Türkistan-Batı Türkistan. Doğu Türkistan Çin sömürgesi oldu. Batı Türkistan’ı da Ruslar pençelediler. Pekin de, Moskova da Türk kelimesinden korkuyordu. Bu bakımdan Çin devleti, Doğu Türkistan’a Sinkiyag adını taktı. Sinkiyag: “Yeniden fethedilmiş veya kazanılmış toprak” manasına gelen bir kelime.

Ruslar da Batı Türkistan’ı beş parçaya böldüler. Adına: Türkmenistan-Özbekistan-Tacikistan-Kırgızistan-Kazakistan (!) dediler. Ruslar, Batı Türkistan dışında Kırım’ı da, Azerbaycan’ı da ezip geçmişlerdi. Bu eski Türk yurtlarını da sömürge toprağı hâline getirmişlerdir.

Böylece Moskova, bir büyük vatanı ve bir büyük milleti, büyüklü-küçüklü parçalara ayırdı. Milletin her bir boyuna ayrı bir milliyet verdi. Sonra her boy üzerinde öldürücü oyununu uygulamaya koyuldu.

Meselâ Azerbaycan’da Oğuz boyu yaşıyordu. Azerbaycan Türkleri, Oğuz Türkçesiyle konuşuyorlardı. Rus emperyalizminin yeni yöneticileri, 1805 yılından itibaren Azerbaycan Türklerine dediler ki: “Siz Türk değilsiniz! Siz Oğuz boyundansınız. Yani siz, Azerbaycan milletisiniz: Türk değilsiniz: Türkçe konuşmuyorsunuz. Azerbaycanca danışıyorsunuz!..”

Türkmenistan’da da Oğuz boyları yaşıyor, Oğuz Türkçesiyle konuşuyorlardı. Selçukluyu ve Osmanlıyı Türkmenler kurmuşlardı. Ruslar, Türkmenistan’da da aynı oyunu oynadılar. Türkmenler “Türk başka, Türkmen başka! Siz Türkmen’siniz ve Türkmence konuşuyorsunuz! Türk değilsiniz! Türkçe konuşmuyorsunuz! Türkler, sizin medeniyetinize, tarihinize sahip olmak istiyorlar. Sizi, onların saldırılarından Kızıl Ordu koruyor!..” dediler. Moskova, bu kuyruklu-kulaklı yalanları, diğer Türk boyları arasında da yaydı:

“Siz Kazak’sınız, Türk değilsiniz! Kazakça konuşuyorsunuz! Siz Özbek'siniz! Siz Kırgız'sınız! Siz Tatar’sınız! Türk değilsiniz! Siz Özbekçe, Kırgızca, Tatarca konuşuyorsunuz! Moskova, sizi bir an önce okur-yazar hâline getirmek için Arap alfabesini kaldırarak, yerine daha kolay olan Lâtin alfabesini koyuyor. Alın yeni alfabelerinizi ve bir an önce kendi milliyetinizi, kendi dilinizi öğrenmeye bakın!”

Moskova böyle söylüyordu. Gerçek maksadı, Türkistan Türkleriyle Türkiye Türklerini birbirlerinden ayırmaktı. Alfabe birliğini ortadan kaldırmaktı. Böylece hem Türkistan Türkleri dünkü köklerinden koparılacak, hem de Türkiye’de basılan eserler Sovyetlerde okunmayacak, anlaşılmayacaktı.

1926 yılına kadar bütün Türk Dünyasının bir tek alfabesi vardı. O da Arap alfabesiydi. Ruslar 1926 yılında, Türkistan Türklerinin alfabelerini tamamen değiştirdiler. Arap alfabesi yerine Lâtin alfabesini getirdiler. Ama Ruslar, Sovyetler Birliği’nde yaşayan Ermenilerin, Yahudilerin, Gürcülerin alfabelerini kat’iyen değiştirmediler.

1926 yılında, Türkiye’de, İran’da Arap Yarımadasında, Balkanlarda… yaşayan Türkler, Arap alfabesinde kaldılar; Sovyetlerde yaşayan soydaşlarımız ise Lâtin alfabesine geçirildiler. Ruslar, bir büyük milleti bölme, parçalama, hatta birbirlerine hasım hâline getirme siyasetlerinin çok önemli bir adımını atmış oldular. Bu farklılık iki yıl devam etti.

1928 yılında Türkiye Türkleri olarak biz de Lâtin alfabesine geçtik. Böylece Türkistan Türkleriyle yeniden aynı alfabe birliği içinde olduk. Moskova, bu durumdan endişelenmeye başladı. Bu defa Türkistan Türklerini Kiril alfabesine geçirdi. Hem de her cumhuriyete, yani her Türk boyuna, ayrı bir Kiril alfabesi uygulayarak istediği bölünmeyi yarıda bırakmadı!

Burada düşünmek mecburiyetinde olduğumuz çok, ama çok önemli durum şudur: Dünyada her milletin bir tek alfabesi var. İngiliz’in, Fransız’ın, Çin’in, Japon’un, Yahudi’nin, Ermeni’nin Arap’ın, Gürcü’nün bir tek alfabesi var. Yeryüzünde 29 ayrı alfabeyle okuyup yazan tek millet biziz! Niçin acaba? Niçin, niçin, niçin?

Velhâsıl Ruslar, uyguladıkları büyük kültür siyasetleriyle milletimizi, önce çeşitli boylara böldüler. Onlara farklı alfabeler uzattılar. Önceleri, Türkçenin çeşitli lehçeleriyle konuşan Türkistan Türklerini inandırdılar ki, onlar farklı milletlere mensuptular ve farklı diller konuşmaktadırlar. Tabiî ötede, yani Doğu Türkistan’da yaşayan Türk asıllı bir de Uygur kardeşlerimiz var ki, aynı çile çemberinden geçmektedirler.





İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür