Ruslar'dan Türkistan Türkleri'ne Kültürel Asimilasyon

Prof. Dr. Alaâddin Yalçınkaya 07.05.2019 2190
T
resim
ürkistan'ın işgalinin gerçekleşmesi için İgnatiyev'in oynadığı siyasî rol ne ise, İlminsky'nin kültür alanında yaptıkları da hemen hemen aynıdır.  İgnatiyev, Türk halklarının siyasî yönden ayrılmaları; ayrı hanlıklar halinde yaşayan Türklerin birbirine düşman olmaları, birbiriyle savaşmaları için entrikalar çevirmiştir.

İlminsky ise dili, dini ve milliyeti bir olan Türkistan Türkleri'nin kültür ve dil bakımından bölünmesi yolunda kafa yormuş, projeler üretmiş, bu uğurda gayret sarf etmiştir. Bundan dolayı, Türkistan ve genel olarak Rusya'daki Türklerle ilgili, işgal sonrası Rus kültür politikasında en önemli isim, Nikolay İvanoviç İlminsky'dir (1822-1891).

İlminsky Kimdir?

İlminsky, Kazan Ruhanî Akademisi'nde tahsil gördü ve orada öğretmenlik yaptı. Rusya'daki azınlıklar, bilhassa Türkleri Hristiyanlaştırmak için çalıştı. Tatarca ve Arapça  öğrendi.   1851 1854 yıllan arasında Sibirya, Filistin ve Mısır'da bulundu. Burada İslâmiyet'i tetkik etti. 1891'de Kazan Üniversitesi, Türk-Tatar Kürsüsü profesörlüğüne tayin edildi. 1863 de onun teşebbüsü ile "Vaftiz edilen Tatarlar için merkezî okul" açıldı.

 1872'de Rus-Yabancı Seminerinde Rus alfabesini esas alarak Çuvaş, Tatar, Mari, Udmurd, Yakut vb. Türk toplulukları için alfabeler hazırladı. Kazan Din Akademisi'nde profesör olan İlminsky, Türkler'in Kril alfabesi kullanmaları, islâm harflerini bırakmaları ve Türkçe'deki Arapça, Farsça kelimelerin öz Türkçe olanlarla değiştirilmeleri gerektiğini söylemiştir. Daha önce katı bir şekilde uygulanmak istenen kültürel Ruslaştırma politikası tepkilere sebep olmuş; Müslümanların daha şuurlu bir şekilde dinlerine ve kültürlerine sahip çıkmalarına yol açmıştı.

Bunun üzerine, 1863'ten itibaren İlminsky'nin olgunlaştırdığı yeni bir politika tatbikat sahasına konulmak istenmiştir. Bu politika yeni bir Tatar (Türk) aydını oluşturmayı hedefliyordu. 

Bunlar Ortodoksluğu kabul edecek, fakat Türkçe konuşup yazacaktı. Dinsiz Rus oluşturmaktansa, gayr-i Rus Ortodoks oluşturma projesi daha kabul edilebilirdi. Bu politika ile kısa zamanda büyük başarı elde edildi. 1865 ile 1900 yıllan arasında yaklaşık 100.000 Tatar Hristiyan oldu. Bununla beraber, proje bu yönüyle daha fazla ileriye gidemedi. Çünkü Rus kilisesi böyle bir projeye muhalifti. Kısmî başarıya rağmen, kilise, ancak bir Rus'un tam bir Ortodoks olabileceğini belirtiyor ve kutsal törenlerin Tatarca olarak yapılmasının, hazmedilmesi zor bir uygulama olduğunu söylüyordu.

İlminsky Metodu

İlminsky metodunun Çarlık döneminde uygulamaya konulan, fakat asıl Bolşevik ihtilâlinden sonra neticesi alınan tarafı, ayrı Türk boylarını ayrı milletler haline getirme projesidir. Her Türk boyunun Türkçesi, tabiatıyla diğerleri ile az çok fonetik ve diğer özellikleri bakımından farklılıklar taşımaktaydı. Matbaa, gazete ve diğer toplu iletişim araçlarının olmadığı dönemde bu farklılıklar tabiî sınırlan içerisinde belli bir seviyeye kadar gelişmiş olmakla birlikte. 

Türkistan ve Rusya'daki Türklerin birbirlerini rahatlıkla anlayabilmesi bir yana. Balkanlar'dan giden bir Türk dahi Türkistan'ın her bölgesinde yaşayan Türklerle anlaşabilmekteydi.

 Nadir Devlet'in 1917 İhtilâli sonrasındaki gelişmeler hakkında tesbit ettiği aşağıdaki hususların başlangıcı; işgal sonrası, yani 1960'lara, İlminsky'nin projelerini ortaya koyduktan sonraki dönemine rastlar.

Çarlık yönetiminin Türk halklarıyla ilgili kültür politikası, her Türk boyu için ayrı fonetik ve orfografik özelliklere sahip alfabeler teşkil ederek Türk boyları, eski eserlerini okuma ve inceleme İmkânından mahrum etmiş, onların birileriyle eskisi gibi rahatça anlaşmalarına set çekmiş oldu. Hatta birbirleriyle tamamen kaynaşmış olan İdil-Ural bölgesinin sakinleri, Tatar ve Başkurt boydan hem siyasî ve hem de kültürel yönden parçalanmış, değişik alfabeler kullanma mecburiyetinde kalmışlardı.

 Çarlık idaresinin Gürcü, Ermeni gibi başka azınlıkların değil de, Türklerin soyadlarının sonuna Rus dilinin ses uyumuna, dil bilgisi kaidelerine uygun olarak takılan "ev", "ov", "ski", "n" gibi sufekslerle (son ek) Türk soyadlarına Rus ismiymiş gibi hava verme eğilimi Sovyet devrinde de aynen muhafaza edilmişti. 

Bunun dışında Sovyet devrinde Türk ana-babalar çocuklarına, "enternasyonalizm" adına, yabancı, bilhassa Rusça adlar takmaya teşvik edilmişti.

Sinsi Rus Müfredâtı

İlminsky ile başlayan program, bölgenin hâkim ırkı ve kültürünü temsil eden Tüklere kendi dillerini, kültürlerini, tarihlerini unutturma yönündedir. Böyle bir metod, Rus işgali ile Türk ve İslâm kültürünü ve toplumunu eritme süreci açısından son derece başarılı uygulanmıştır. Bu uygulama Sovyetler Birliği döneminde çok değişik alanlarda kendini göstermiştir.

1993 Haziran'ında kendisiyle görüştüğümüz Almatı Uygur Eğitim Müsteşarı Bibi Hatun Kazakistan da her boyun ayrı bir lisesi olduğunu, meselâ Kazakistan da Uygur çocuklarının Kazak liselerine Kazak çocuklarının Uygur liselerine gidemediğini söylemişti. Sokakta karşılaşan bir Uygur ile Kırgız aralarında Uygurca veya Kazakça konuşmalarının mümkün olmadığını, çünkü bugün artık birbirlerini anlamalarının imkânsız olduğunu belirterek, bunun altındaki Rus müfredatının şu özelliğini anlatmıştı: 

"Okulların fen ve matematik kitapları ve müfredatını her bölgenin eğitim ve öğretim görevlileri serbestçe tayin eder ve kitapları basar. Tarih, coğrafya, edebiyat ve dil derslerinin müfredat programları ve kitapları Moskova'dan gelir ve uyulması mecburîdir."

Toplumun tarihini unutturma ile milletin ve toplumun varlık sebebi olan unsurları ortadan kaldırma ve böylece asimilasyona yahut sömürülmeye en müsait hale getirme süreci arasında son derece önemli bir bağlantı vardır.

İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür