"Rus Diktatörlüğü Bayramı, Bizim İçin Milli Bir Matem Günüdür"

Yaş Türkistan-Başmakele 03.08.2013 3616

Türkistanlı aydınların Almanya’nın Berlin şehrinde İslam harfleriyle ve Çağatay Türkçesi ile çıkardıkları “Yaş Türkistan” isimli derginin Kasım 1931 tarih ve 24. saysındakiı başmakalesini Türkiye Türkçesiyle aşağıda sunuyoruz.

___________________________________


B
u Kasım ayının 7’sinde, Rus Bolşevikleri, kendi hükümranlıklarının 14. yıl dönümünü kutladılar. Bu tantanalı bayramın biz Türkistanlılar için milli bir matem günü olduğu hakkında ayrıca söz söylemeye gerek yok.

Halkımız üzerine musallat olan kanlı diktatörlüğün geçen on üç yıllık devrini göz önüne getirirseniz, onun nasıl dehşetlere sarmalanmış olduğunu tasavvur etmekten bile aciz kalırsınız.

Rus Bolşevikleri’nin devrim adına yaptıkları kanlı uygulamalarından en çok zarar gören yer, kuşkusuz, bizim yurdumuz Türkistan’dır.

Rus Bolşevikleri başta neler vaat etmediler!

Onlar halkımızın kendi geleceğini tayin hakkını, hatta Rusya’dan ayrılıp bağımsız devlet kurabileceklerini kabul ve söz verdiler. Buna rağman, Türkistan’da iş başına geçer geçmez, Türkistanlılar’ı ülkenin merkezi yönetim işlerine katmak istemediklerini söylediler. (III. Türkistan Şuraları Kurultayı)

Rus Bolşevikleri, Çarlık döneminde zorla el konulan ve Rus göçmenlerine paylaştırılan topraklarımızı geri vereceklerini söylediler. Buna rağmen uygulamada, Çarlık dönemindekinden daha çok göçmen getirip her tarafa yerleştirmektedirler.

Onlar dini ve milli kurumlara hürmet ve riayet etmeyi vaat ettiler. Halbuki iş başına geçtikten sonra “Allahsızlık” ı çağırdılar. “Din zehirdir” diyerek halkı dine karşı kışkırttılar, camileri bozarak harap ettiler. Camiler ve bütün milli müesseseler hakkında akla gelmeyecek çirkinlikler yaptılar. Milli olan her şeyi yasakladılar.

Halkların kardeşliğini meydana getirmeyi vaat ettikleri halde, halklar arasında, dünyada eşi görülmeyen düşmanlıkları meydana getirdiler.

“Dünya Cenneti” kuracaklarına söz verip gerçek cehennemi yaptılar. Bu cehennemin azabını çekecek günahkârlar da bizim masum halkımızdır.

Kızıl Moskova’nın 14 yıllık diktatörlüğü, Türkistan’ımızı, 50 senelik Çarlık döneminden çok daha ağır ve şiddetli bir şekilde Rusya’ya bağladı.

Biz Çarlık Rusya’sına karşı mücadele ederken, aynı Rusya’nın kanlı Bolşeviklerinin diktatörlüğü eline düştük. Yani ateşten kurtulup aleve, kardan kurtulup yağmura tutulduk.

Moskova Bolşevikleri’nin kanlı diktatörlüğü 14 yaşına bastı. Bu kısacık süre içerisinde kanlı Rus Bolşevikleri’nin zulmü ve insanlık dışı uygulamaları altında yok edilen Türkistanlılar’ın sayısı Sovyetler birliği komünist partisi üye sayısından iki üç kat fazladır.

Eğer bu zalim Moskova Bolşevikleri tarafından katledilen Türkistanlılar’ın kanlarını bir araya toplamak imkânı olsaydı, Lenin, o yüksek heykeli üzerinde durup bu masım halkın kanına doyuncaya kadar içmek için boynunu uzatmak ihtiyacını bile duymazdı.

Eğer Türkistan’daki felâketzede ana-ataların feryat ve hıçkırıklarının gücünü toplayabilecek bir imkân bulunsaydı, şüphesiz kanlı Kreml’in kalın duvarları devrilip saray içindeki komiserleri ve çekistleri gömerdi.

Türkistanlı anaların, kadınların ve kız kardeşlerin gözyaşları, şüphesiz başta Stalin olduğu halde, Moskova’nın bütün kan içici komiserlerini alıp götürecek bir sel, bir tufan teşkil ederdi. Acaba bizi bu kanlı Rus diktatörlüğünün zulmünden kurtaracak bir güç var mı? Varsa o nerede? Bizi ne mağrur bir şekilde söylenen sözler ve ne de dergi makaleleri kurtarabilir. Bizim için her şeyden önce milli birliğimizi korumak, onu güçlendirmek ve milli şuuru kuvvetlendirmek gerekli.

Buna ilave olarak, bizim gibi Moskova diktatörlüğüne karşı mücadele etmekte olan Kafkasya halkları, Ukrayna, İdil-Ural ve Kırım milli mücadele kuvvetleri ile birleşerek cephemizi güçlendirmemiz gerekli. Bu halklar ile gerçekten güçlü ve sıkı bir birlik teşkil ederek, ortak düşmana karşı kuvvetli bir cephe teşkil etmezsek, ne onlar ve ne de bizler için kurtuluş imkânı var. Ancak bu Kafkasya, İdil-Ural ve Kırım milli kuvvetleri ile birlikte olan hareketimizin bizi kurtuluş aydınlığına çıkarabileceğini, yurdumuzda ve dışarıda olan bütün Türkistanlılar’ın kesin olarak bilmeleri gereklidir.

 Bu sebeple bu kanlı Rus Bolşevizm diktatörlüğünün bayramı, bizim ise milli matem günümüz dolayısıyla, “Yaşasın Türkistan, Kafkasya, Ukrayna, İdil-Ural ve Kırım kuvvetlerin birleşen cephesi” şeklindeki ilkeyi bir kere daha tekrarlayıp geçmek istiyoruz.

Kaynak: Yaş Türkistan’dan Seçilmiş Makaleler.

İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür