Rus Cephelerinde Türkistanlı Askerler

Prof. Dr. A. Ahad Andican 06.01.2020 2273
Ç
resimarlık Rusyası, Birinci Dünya Savaşı’na kadar Müslüman bölgelerden asker alma politikası uygulamamaktaydı. Buna karşılık Müslümanların kendi istekleriyle orduya katılmalarına ve subay kadroları içerisinde yükselmelerine az da olsa imkân verilmişti.

Nitekim Rus ordu kayıtlarına göre, Birinci Dünya Savaşı başlangıcına kadar orduda vazife yapan Müslüman Türk sayısı 35.000 civarındadır. Bunların 186’sı yüzbaşıdan albaya kadar rütbelere, 10 kadarı da general rütbesinde vazife yapmışlardır.

Çar idaresi bilhassa 1877-78 Türk-Rus Savaşı’ndaki hadiseler sebebiyle Müslüman askerleri Osmanlı Devleti’ne karşı, cephede vazife vermemeye özen göstermekteydi.

Birinci Dünya Savaşı’nın ortalarında cephelerde asker yokluğu çekilmesi üzerine, Çar idaresi Müslüman nüfustan da asker toplama kararı aldı. Çıkarılan karara göre, Türkistan Genel Valiliği bölgesinden 250.000, Step Genel Valiliği bölgesinden ise 235.000 asker alınacaktı. Asker toplama kararı Türkistan’ın neredeyse bütün bölgelerinde çok şiddetli tepkilere yol açtı.

Türkistanlılar sömürgesi oldukları merkezi güç için canlarını vermek istemedikleri gibi, Müslüman dünyasının lideri durumundaki Halifenin ordusuna karşı, kâfirlerle birlikte savaşmak istemiyorlardı.

Temmuz ortalarında Hocent şehrinde başlayan isyan hızla Türkistan’ın diğer bölgelerine yayıldı ve 1917 Şubatına kadar devam etti. Rus idaresi bu bölgelere asker göndererek isyanı kanlı bir şekilde bastırdı. On binlerce Türkistanlı öldürüldü ve özellikle Kırgız-Kazaklardan oluşan yüz bini aşkın insan Doğu Türkistan’a gitmek zorunda kaldı. İsyanın başladığı dönemde Türkistan’da ilan edilen örfî idâre, hadiselerin durulmasından sonra asker alım kararını tatbike devam etti.

Askere alınan Türkistanlılar, geçmiş tecrübelerin ışığı altında, Osmanlı ordusuna karşı kullanılmamış, Alman ve Avusturya-Macaristan cephelerine gönderilmişlerdir. Osmanlı cephesine gönderilen sınırlı sayıdaki Müslüman asker de kesinlikle geri hizmetlerde çalıştırılmıştır.

Avrupa cephelerine gönderilip Almanlar veya Avusturya-Macaristan kuvvetleri tarafından esir edilen Türkistanlı askerler bir yolunu bulup Türkiye’ye gelmekteydiler. Nitekim 1917 yılı ortalarında Avusturya cephesinde esir düştükten sonra Osmanlı topraklarına ulaşmayı başarabilen ve “Teşkilat-ı Mahsusa”nın Doğu Bölümü Başkanlığı’na müracaat eden 25 Türkistanlı harp esiri bu örneklerden birisidir.

Türkistan’ın çeşitli şehirlerinden gelen bu harp esirleri, ülkelerine dönebilmek için yardım talep etmekte ve döndüklerinde her alanda Osmanlı-Türkistan münasebetlerinin gelişmesine fayda sağlayacakları konusunda söz vermekteydiler. Üsküdar “Özbekler Tekkesi”ne yerleştirilen Türkistanlı harp esirleri, bir müddet sonra “Sefiri-i İslamiyye” yani “İslam’ın Elçileri” vazifesi verilerek Batum üzerinden ülkelerine gönderilmişlerdir. Bu şekilde Türkiye’ye gelen harp esirlerinden bir bölümü de ülkelerine dönmeyerek Osmanlı ordusu saflarında yer almışlardır.

Diğer taraftan, Balkan ve Birinci Dünya Savaşları müddetince çok sayıda Türkistanlı gönüllü olarak Osmanlı ordusu saflarına katılmış ve bunların bir kısmı şehit olmuştur. Bunların bazıları savaştan önce Osmanlı Devleti’nin askeri müesseselerinde eğitim görmüş subaylardı. Savaşa gönüllü olarak katılan erklerin büyük bir kısmı, savaş başladığı esnada hac veya başka bir sebeple Türkiye’de olan Türkistanlılar, bir kısmı da savaşın başlamasından sonra Türkistan veya Afgan Türkistan’ından gelen gönüllülerdir.

Türk Genelkurmayının kayıtlarında savaşta şehit olan Türkistanlı subayların sayısı dört olarak görülmektedir. Şehit olan erlerden sadece altısının kayıtlarına ulaşmak mümkün olmuştur. Balkan ve Birinci Dünya Savaşları’na katılıp savaştan sonra ülkelerine dönen veya Türkiye’ye yerleşen gönüllülerin sayıları kesin olarak bilinmemektedir.

1919-1920 yıllarında İngiliz gizli servisi tarafından Türkistan’a gönderilen Albay Frederick Bailey, hatıralarında, Buhara emirinin danışmanı Mir Haydar Badaliyev’in oğlu İskender Beg’in, savaş esnasında Osmanlı ordusuna katıldığını, 1918 yılı boyunca Gelibolu garnizonunda kaldığını ve savaş bitiminde İstanbul’da bir araya geldiği 69 Türkistanlı gönüllü askerle birlikte Türkistan’a döndüğünü anlatmaktadır. Birinci Dünya Savaşı’na katılan Türkistanlı gönüllülerin bir kısmı ülkelerine dönmeyerek Türkiye’de kalmışlar, bazıları da Kurtuluş Savaşı’na katılmışlardır.  
 

İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür