Rumeli’nde İdealist Bir Türk Muallim: Abdülhakim Hikmet

Prof. Dr. Hamdi Hasan 27.09.2021 1878
M
resim

akedonya ve Krallık Yugoslavya’nın Türk eğitiminin en büyük temsilcilerinden biri olan Abdülhakim Hikmet, 1881 yılında Gostivar’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini doğum yeri Gostivar’da tamamladı. Soylu ve dinî eğitimi iyi olan bir ailenin çocuğudur. Babası Gostivar müftüsü İdris Doğan, annesi ise Vrapçişte Köyü’nden Molla Sadık’ın kızı Hayriye Hanım’dır. Abdülhakim, biri kız, beşi erkek olan, altı kardeşin en büyüğüdür.

Abdülhakim Hikmet Doğan Makedonya’daki Türkçe eğitimde temel taşlardan biridir. Ancak, bu büyük Türk aydını ve eğitimcisi günümüze kadar ciddi bir biçimde araştırılmamış, ve bizim bazı araştırmalarımızın dışında, Türk kültürüne lâyıkıyla tanıtılmamıştır.

Abdülhakim Hikmet, Makedonya’da Türk okullarının yasaklandığı ve Türk kültürünün en karanlık günlerini yaşadığı İki Dünya Savaşı arasındaki dönemde eğitim çalışmalarını sürdürmüştür. Eğitimimizin en buhranlı ve en sancılı yıllarında yaşamış olan Hikmet, bu alanda karşılaştığı bütün güçlüklere göğüs gererek, eğitim davamızın en büyük savunucusu ve en büyük mimarı olmuştur. Başta dünyevî eğitim olmak üzere, dinî eğitim alanında da uzun yıllar boyunca yetiştirdiği nesiller ve öğretimde başarıyı artıran yeni metodları izleyerek hazırladığı çok sayıda okul kitaplarıyla, Makedonya’daki Türkçe eğitimin daima parlayan bir yıldızı olarak kalacaktır.

Eserleri

Dini kitapları:

1)Pedagojik İlmi-Hal

2Kuran-ı Kerim Derslerine Başlangıç

3)Birinci Kısım Din Dersleri

4)İkinci Kısım Din Dersleri

5)Üçüncü Kısım Din Dersleri

Birinci, İkinci, Üçüncü Kısım Din Dersleri Kitapları, konu itibariyle küçük bir külliyat oluşturmaktadır. Bir dizi görünümünde karşımıza çıkan bu eserlerde, din kültürünün esasları verilmiştir. Din Dersleri’nde Allah’ı ve Peygamber’i tanımak ve sevmek, İslam dininin inanç, ibadet, ahlâk esaslarını bilmek, namazda okunan sure ve duaları ezberlemek ve bunların anlamlarını bilmek doğrultusunda bilgi vermek amaç edilmiştir. Bu tür bilgiler, kitaplarda, tekrarlanan, fakat giderek derinleşip genişleyen üniteler halinde verilmiştir. Müslüman; “Allah, Peygamberler, Hz. Muhammed, Melekler, Kitaplar, Kur’an-ı Kerim, Ahiret Günü, İyilik ve Fenalık Allah’tan Gelir, Kelime-i Şahadet, Namaz ve Abdest, Ramazan, Oruç, Bayramlar, Sadaka-i Fıtr, Kurban, Zekat, Hac” gibi konular bu üç kitapta ele alınmıştır.

Dini Eserlerinden Bir Örnek

Oğullarım!..

Yüzümüzü ne tarafa çevirsek; canlı, cansız birçok şeyler görürüz. Azıcık düşünürsek; bütün bu şeylerin birer yapıcısı olması lâzım geldiğini anlarız. Bir şey olsun da onun bir yapıcısı olmasın kabil mi?...

Meselâ:

Bir kundurayı görsek; onun yapıcısının bir “kunduracı”, bir yemeği görsek; onun yapıcısının bir “aşçı”, bir masayı görsek onun da yapıcısının bir “marangoz” olduğunu anlarız.

Bunlar gibi… İnsanların, hayvanların, ağaçların, suların, madenlerin, Ayın, Güneşin, yıldızların… Hulâsa: dünyanın ve içindeki şeylerin bir yapıcısı vardır. İşte bu yapıcıya “Allah” denir.

Allah; yaratıcıdır. Onun için: Allah’ın bir ismi de “Halık”dır. Allah’dan başka yaratıcı yoktur. Allah’ın yarattığı şeylere “mahluk” denir. Biz Allah’ı gözlerimizle göremeyiz. Bunun için: Allah’ın nasıl olduğunu bilemeyiz. Hem de; bilmekle mükellef değiliz. Çünkü: bu zayıf aklımız; öyle ince işlere ermez. İnsan herhangi bir san’ati öğrenmek için: senelerce ömür tüketir de… Yine o san’atin bütün inceliklerine kolay kolay vakıf olamaz. Nerede kaldı buna…

Biz Allah’ı; ancak peygamberlerin haber verdikleri sıfatıyla biliriz.Allah’ın sıfatları şunlardır;

“Vücud, kıdem, beka, vahdaniyyet, muhâlefetun- lil havadis, kıyam-ı binefsihi”

“Hayat, ilim, sem’i, basar, irâdet, kudret, kelâm, tekvin…”

Türkçe Eserleri’nden Bir Örnek:

Henüz on altı yaşındaydım. Tahsil için Stanbol’a gittim. Stanbol; cihanda misli bulunmayan sevimli bir şehirdir. Fakat kime, bana mı?...

Ben; gece, gündüz hep memleketimin güzelliğini düşünür, ve onun için daima hasret çekerdim.

Tam on bir ay… Böyle geçti. Nihayet… Haziran geldi, imtihanlar oldu, mektep kapandı, ben de hasretle kalbimi dağladığım sevimli memleketime kavuşmak fikriyle vapuruma bindim.

Birkaç saat sonra vapur hareket etti. Marmara’ya açıldığımız zaman;rüzgâr… Tâ uzaktan bana bir hoş koku getirmeye, sanki canıma can katmaya başladı….

Anladım ki: Bu vatanımın kokusu!...

Ben öyle istiyorum ki: Vapur uçsun da birden bire sevimli memleketime yaklaşsın… Fakat kabil mi?...

Hulasa: Dört gün böyle geçtikten sonra… Bütün ruhumla arzuladığım memleketime yaklaştım ve en evvel: bana şeref fısıldayan sevimli Vardar’ı, sonra: Dar, mümbit ovamızı, göklere doğru sivrileşen karlı dağlarımızı gördüm, sevindim ve nazlı nazlı esen rüzgâra hitaben:

-“Haydi git ey sevgili rüzgâr!... Anneme, babama, selâm söyle. Uzaktan… Gurbetten… Geldiğimi haber ver.” dedim.

Ooh!... Hani o saâdetli günler?.. Hani o sevgili annem?...

Türkçe Kitapları

1)Sabah Yıldızı

2)Yeni Elifba

3)Müslümanlık-Birinci Kısım

4)Pedagojik- Elifba

5)Birinci Kısım- Türkçe Dersleri

6)İkinci kısım- Türkçe Dersleri

7)Üçüncü Kısım- Türkçe Dersleri

8) Dördüncü Kısım- Türkçe Dersleri

9)Birinci Kısım- Tarih Dersleri

Türkçe için Arap Harfleri mi? Latin Harfleri mi?

Bizim düşüncemize göre Latin harflerinin birçok mahzurları var. Bu mahzurların biri de lisanımızın bütün mahreçlerini edaya kâfi miktarda eşkalin bulunmamasıdır.

Eğer Türkçe için Latin harfleri kabul edilse… Bu noksanları ikmâl etmek lâzım.

Bazıları; bu noksanları ikmâl için iki üç harfi birleştirmek ve basit bir mahreç için mürekkep bir şekilde icat etmek istiyorlar. “ C- dj”, “ Ç-tch”, “Ş- ch” gibi…

Allah için söylenmeli bundan daha garip, daha acayip dünyada ne var?

Hulâsa:

Milli ve dinî varlığımızı tesmîm edeceği (zehirleyeceği) şüphesiz olan Latin harflerini düzeltmek için sarf edeceğimiz emek ve himmeti; dinî ve milli bir mahiyeti iktisap eden bunca senelik harflerimizin ıslahına sarf edecek olursak… Öyle sanıyorum ki: daha akilâne hareket etmiş oluruz.

 

 

 

 


İlgili Makaleler

Balkanlar- Rumeli
KOSOVA’DA SÛZİ ÇELEBİ’NİN TÜRBESİ VEFÂ BEKLİYOR
F
atih Sultan Mehmet tarafından fethedilen Kosova’nın Prizren şehrindeki Sûzi Çelebi Hazretleri camisinin haziresi ve türbesi harabeye dönmüş, içler acısı bir durumda. Otlar ve çöpler arasında adeta kaybolmuş.  Sûzi Çelebi hazretleri, mücahid-gazi, şair, âlim ve evliyadır. Türkçe yazdığı 15.000 beyitlik…
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Akıncıları ve Prizrenli Sûzî Çelebi
O
smanlı Devleti’nin 14. ve 15. asırlarda Avrupa’da yaptığı baş döndürücü fetihlerde “akıncı” diye anılan askerî sınıfın çok önemli bir rolü vardır. Bugünün komando sınıfına karşılık gelen akıncıların, düşmanın iktisadi gücünü ve manevi yapısını altüst ederek savaşın kazanılmasında çok mühim hizmetleri olurdu. Fatih…
Osmanlı Akıncıları ve Prizrenli Sûzî Çelebi
Balkanlar- Rumeli
Türklerin Batıya Koşusu
D
okuzuncu asrın ortalarına doğru, Orta Asya’dan kovulan Türk boyları, çaresizlik içinde göç ediyorlardı. Kırgızların mağlûp ederek, ana yurtlarından kovduğu bu insanlar, aslında kaybederken kazanıyorlardı. Çünkü bir müddet sonra bu hâdise, Türk tarihinin dönüm noktası olacak neticeler doğuracaktı.

Önce güneye inen mağlû…
Balkanlar- Rumeli
Balkanlarda Kadîm Bir Osmanlı Şehri: Prizren
F
ethin üzerinden uzun asırlar geçmiş, devir dönmüştür. Osmanlı’nın tam 500 yıl adaletle idare edip medeniyetler kurduğu bu topraklar bugün öksüz, üzerindekiler yetim kalmıştır. Yaklaşık ll.000 km2’lik bir toprak parçası üzerinde, müstakil bir devlet olmanın gururunu yaşayan Kosova,  Balkanların en genç devletidir. 

Türk…
Balkanlarda Kadîm Bir Osmanlı Şehri: Prizren
Balkanlar- Rumeli
Sancak Boşnaklarının Türk Sevdası
B
alkanlar'da Tarih boyunca, günümüzde olduğu gibi Sancak nüfusunun çoğunluğunu Boşnaklar teşkil etmiştir. Sancak, tarih boyu Bosna-Hersek'in ayrılmaz bir parçası idi. Bu bakımdan Sancak tarihi, aynı zamanda Boşnak kimliğinin devamını sağlamak için yürütülen Bosna-Hersek mücadelesinin de bir parçası sayılabilir. 
Gerek B…
Balkanlar- Rumeli
Orda Dostlar Var Uzakta..
R
essamlar fotoğrafçılar Maglay’a bayılıyorlar. Kale var, kule var, taş kubbeler, ahşap minareler, kitabeli çeşmeler, tekkeler, dergâhlar, kafesler, cumbalar…

Tito’nun Yugoslavya’sı kapalı bir kutuydu âdeta. Biz Almancılardan dinlerdik. Yok Üsküp’te arabası bozulmuş da tamirci bakmış, onarmış. “Haade gidesin” demiş, “dua…
Balkanlar- Rumeli
Orda Dostlar Var Uzakta..
R
essamlar fotoğrafçılar Maglay’a bayılıyorlar. Kale var, kule var, taş kubbeler, ahşap minareler, kitabeli çeşmeler, tekkeler, dergâhlar, kafesler, cumbalar…

Tito’nun Yugoslavya’sı kapalı bir kutuydu âdeta. Biz Almancılardan dinlerdik. Yok Üsküp’te arabası bozulmuş da tamirci bakmış, onarmış. “Haade gidesin” demiş, “dua…
Orda Dostlar Var Uzakta..
Balkanlar- Rumeli
İşkence Adası Nargin
B
iliyorsunuz Birinci Cihan Harbi’ne Almanya, Avusturya Macaristan, Bulgaristan ve İtalya ittifakı ile gireriz. Bulgarlar erken bırakır, İtalyanlar ise karşı cenaha geçerler kurnazca. Rusya uyanıktır, İngiltere, Fransa, Belçika, Sırbistan, Yunanistan, Romanya, Portekiz, Japonya, Brezilya ve ABD’nin bulunduğu tarafta…
İşkence Adası Nargin
Balkanlar- Rumeli
Osmanlılar Macaristan’a Refah ve Huzur Getirdi
M
acar tarihçisi Sándor Takáts’ın (1860-1932) Rajzok a török világból (Türk Âleminden Çizgiler) adlı eseri Macar bilimler Akademisi yayınları arasında neşredildi. Bu eseri, Macaristan, Avusturya ve Almanya arşivlerinde bulunan orijinal vesikalara istifade edilerek yazılmıştır. Bilindiği gibi, eski Macar tarihçileri…
Osmanlılar Macaristan’a Refah ve Huzur Getirdi
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Bosna’sı ve Asil Boşnaklar
B
ugünkü Bosna-Hersek Cumhuriyeti yaklaşık 50 bin km² alana, 20 km sahile ve 5 milyon nüfusa sahiptir. Tarihî ve tabii güzellikleriyle cennet gibidir. Osmanlı eserleriyle de âdeta bir açık hava müzesidir.

Fatih Sultan Mehmed, İstanbul’un fethinden 12 sene sonra, 1463 yılında Bosna’yı fethetti. 1521’de Bosna Sancağı,…
Osmanlı Bosna’sı ve Asil Boşnaklar
Balkanlar- Rumeli
Rumların Mora Katliamı
M
ora'da Balyabadra Piskoposu Germanos, 4 Nisan 1821'de savaş ilanı yapar. Rumlar kalabalık ve donanımlıdırlar. Peloponnesos'te 40 bin Türk'e karşı 350 bin Rum vardır mesela. Yağma ve cinayetler ansızın yayılır, erkekleri katleder, kızları köle yaparlar. Kalelere sığınan Türkler ümitsizdir, ne barut vardır, ne de gıda. 

Rumların Mora Katliamı
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Mimarisinin Şaheserler Yurdu Prizren
P
rizren bugünkü 170.000 nüfusuyla Kosova'nın en mühim il ve kültür merkezlerinden birini oluşturmaktadır. Eski ve yeni kültürlerin kaynaşması ve çok sayıda tarih ve kültür abidelerine sahip olan Prizren'in zengin tarihi çoğu araştırmacıların alakasını çekmiş, hakkında binlerce sayfanın yazılmasına ve binlerce…
Osmanlı Mimarisinin Şaheserler Yurdu Prizren