Rumeli’de Rus Mezalimi ve “Harmanlı Katliamı”

Nedim İpek 22.04.2016 5520
9
resim
3 Harbi olarak bilinen 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşında Ruslar Rumeli’de silahsız Türk ve Müslüman unsuru üzerine saldırtılan Kazaklar, bâzen sözde keşif için ordudan 100-150 kilometre uzaklaşmış ve Türk köylerini çevirerek masum ve müdafâasız ahâliyi kadın, erkek ve çocuk demeden süngü ve mızraktan geçirerek acımasızca katletmişlerdi. 

Nitekim, Ağustos 1877’de Ferdice-Kızanlık yolu üzerinde Rus kazakları ve Bulgarlar tarafından katledilmiş sayısız Müslüman kadın, erkek ve çocuk cesedi bulunmuştur. Diğer taraftan General Rauhda kumandasındaki 26. Don Kazak alayı, Hainköy çevresindeki köylerde bulunan ahâliyi Tunca istikâmetindeki dağlara sürmüştür.

Temmuz 1877’de Tırnova’dan kaçan 600-700 kişilik bir kafile Kazaklar tarafından toplu olarak katledilmiştir. Bulgarlar ve Don Kazakları, Tuna Vilâyeti’nde bulunan Türk köylerini yakıp yıkmışlar, ahaliyi kılıçtan geçirmişlerdir. İşte bu katliamlardan kaçıp kurtulmaya çalışan bir grup ahâli, Bela ormanlarına sığınmıştı. Ormandaki mülteciler, Temmuz 1877’de sarılmış ve Don Kazakları tarafından kılıç ve mızraklarla katledilmişlerdir, ki Rus orduları başkumandanı Grandük Nikola da bu olayı doğrulamıştır. 

Avrupalıların da şahit olduğu üzere işgal edilen bölgelerde Rus kuvvet ve askerlerinin “1864 Cenevre Sözleşmesi” ne aykırı olarak yaptıkları mezâlim ve katliâm, Bulgarların yaptıklarından geri kalmamıştır.

Genel Rus siyasetine uygun olarak müdafaasız köyler zapt ediliyor, silahsız halk katlediliyor ve tecavüze uğruyordu. Hattâ, Balkanlar’da “Müslüman soykırımı” yapmak isteyen Rusya, Bulgarlarla Türkler arasında yapılacak herhangi bir anlaşmaya izin vermediği gibi, askere alınmayı reddeden itaatsiz Hıristiyanları da cezalandırmaktan geri durmamaktaydı.

Rusların Tuna’yı geçer geçmez başlattıkları ve giderek artırdıkları katliâmı dehşetle duyan Müslüman ahâli, büyük kitleler halinde emin yerlere göç etmek zorunda kalmıştır. Rus süvarilerinin göç etmek zorunda kalan ahaliye yetişip katletmesi sonucu bu hareket zaman zaman kesintiye uğramıştır.
Aynı şekilde, Temmuz-Ağustos 1877’de Şumnu, Eskizağra, Tunca vadisi, Varna yolu, Bâli Efendi Boğazı ve Hain Boğazı’nda muhacir kitleleri General Gurko kumandasındaki Rus öncü Rus öncü kuvvetleri tarafından katledilmişlerdir. Yine bu bölgede bulunan Balvan köyünde, 7 Temmuz 1877’de 75 yaşındaki Mehmet oğlu Osman hariç bütün halkı katletmişlerdir. 

11 Temmuz 1877’de Ruscuk cephesinde Çayırköy yakınlarındaki 8. Süvari alayı kalabalık ve büyük bir muhacir kafilesine saldırır. Muhacirler, arâzinin engebeli oluşundan istifade ile Rus süvarilerini fena halde hırpaladılar. Ancak, Rus yardım kuvvetleri ve toplar gelince, esasen nefislerini müdafaa ve canlarını korumak için Ruslara karşı koyan muhacirler yakındaki ormanlara dağıldılar.
Ocak 1878’de Skobelef’in emrindeki Rus ve Don Kazak askerî birlikleri Harmanlı’da 20.000 arabada çoğu kadın ve çocuk olmak üzere sayısı çeşitli kaynaklarda 40.000 ile 100.000 kişi arasında değişen bir muhacir kitlesine rastlar. Bunların üzerine saldıran Rus süvarileri ve Don Kazakları muhacirleri katlettiler. Katliamdan kurtulanların da Meriç üzerinde ve dağlar arasında soğuktan ve açlıktan tamamen kırılmalarına sebep oldular.

Rus, Bulgar ve Don Kazakları tarafından yakılan köyleri, işlenen cinayetleri tek tek tespit etmek mümkün değildir. Yalnız, Çarlık ordusunun hangi yoldan geçtiğini anlamak için yanmış köy harebelerini ve kanlı cesetleri takip etmenin yeterli olduğunu söyleyebiliriz.

Gasp ve Yağma Hareketleri

Savaş esnasında iâşe ve ikmâl güçlükleriyle karşılaşan Rus ordusu bu ihtiyaçlarını yerli Bulgar ve Türk kaynaklarından temin etmeye çalışmıştır. Rus askerleri sefer esnasında Bulgar köylülerinden zahire ve sair levazımı ucuz fiyatla almak istedikleri halde, Bulgarlar muharebeden faydalanarak zahirelerini yüksek fiyatla satıp adeta Rusları soymaya kalkışıyorlardı. 

Bunun üzerine 13-14 Eylül 1877 tarihlerinde Rus orduu birliklerine gönderilen tamimlerde Türklere ait bütün hayvanların, zahire, ot ve saman stoklarının ordunun ihtiyaçları için müsâdere edilmesi istenmiştir. Bu emrin Rus ordu birlikleri tarafından derhal tatbik edilmesi sonucunda Türklere ait büyük ve küçükbaş hayvan sürüleri toplanmış ve tarlalarla ambarlarda mevcud olan zahire, ot ve samana el konmuştur. Böylece iki yıla yakın süren işgal esnasında, Tuna ve Edirne vilâyetlerinde Türklere ait 600.000 ton saman ve ot, 1.500.000 ton zahire, 800.000 büyükbaş ve 15.000.000 küçükbaş hayvan gasp edilmiştir. 

Ruslardan arta kalanı da silahlı Bulgar çeteleri gasp ve yağma etmişlerdir. Ancak, bu gasp ve yağma hareketleri sırf savaşın meydana getirdiği düzensizlik ve asayişsizlikle izah edilemez. Aldıkları talimât gereği Bulgarlar Temmuz 1877’de Lofça’da Müslüman köylerine yönelik bir katliâm ve yağmalama hareketli gerçekleştirirler. Yine aynı şekilde, işgale uğrayan Eskizağra’da Ağustos gar çeteleri Müslümanların dükkan ve evlerini yağma edip, para, mücevher, altın gibi değerli eşyalarını da gasp etmişlerdir.

Manevî Baskılar

Rusların ve Bulgarların savaşın başlangıcından Berlin Andlaşması’na kadar, Tuna ve Edirne vilâyetlerindeki faaliyetleri gözden geçirildiğinde, Müslümanların dinî inançlarına saygı göstermedikleri ve açıkça saldırdıkları görülür. Nitekim, Müslümanların camileri ve türbeleri talan edilmiş, kutsal kitabları yırtılmış, ezanları taklit ile alaya alınmış ve ibadet etmeleri de yasaklanmıştır. Ayrıca, mezarlıklar üzerinde “gazinolar” inşa edilmiş ve bâzı camiler kiliseye çevrilmiş yahut ahır haline dönüştürülmüştür. 

Diğer taraftan Müslümanlar, Bulgarlar gibi giyinmeye zorlamış ve isimleri daha o zamanlar değiştirilmiştir. Hattâ cebren kiliselere götürülen Müslümanlar din değiştirmeye zorlanmışlardır. Türk genç kız ve kadınları zorla Hıristiyan elbiseleri giydirilerek dağlara kaldırılmışlardır. Rus askerleri veya Bulgarlar tarafından kirletilen Müslüman kadın ve genç kızların bir kısmı öldürülmüş diğer bir kısmı da Rusya’ya götürülmüştür. Bu kadın ve kızların bazıları, genelevlerine gönderilmişlerdir. 

Kaynak: Rumeli’den Anadolu’ya Türk Göçleri – Türk Tarih Kurumu – Nedim İpek

İlgili Makaleler

Balkanlar- Rumeli
KOSOVA’DA SÛZİ ÇELEBİ’NİN TÜRBESİ VEFÂ BEKLİYOR
F
atih Sultan Mehmet tarafından fethedilen Kosova’nın Prizren şehrindeki Sûzi Çelebi Hazretleri camisinin haziresi ve türbesi harabeye dönmüş, içler acısı bir durumda. Otlar ve çöpler arasında adeta kaybolmuş.  Sûzi Çelebi hazretleri, mücahid-gazi, şair, âlim ve evliyadır. Türkçe yazdığı 15.000 beyitlik…
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Akıncıları ve Prizrenli Sûzî Çelebi
O
smanlı Devleti’nin 14. ve 15. asırlarda Avrupa’da yaptığı baş döndürücü fetihlerde “akıncı” diye anılan askerî sınıfın çok önemli bir rolü vardır. Bugünün komando sınıfına karşılık gelen akıncıların, düşmanın iktisadi gücünü ve manevi yapısını altüst ederek savaşın kazanılmasında çok mühim hizmetleri olurdu. Fatih…
Osmanlı Akıncıları ve Prizrenli Sûzî Çelebi
Balkanlar- Rumeli
Türklerin Batıya Koşusu
D
okuzuncu asrın ortalarına doğru, Orta Asya’dan kovulan Türk boyları, çaresizlik içinde göç ediyorlardı. Kırgızların mağlûp ederek, ana yurtlarından kovduğu bu insanlar, aslında kaybederken kazanıyorlardı. Çünkü bir müddet sonra bu hâdise, Türk tarihinin dönüm noktası olacak neticeler doğuracaktı.

Önce güneye inen mağlû…
Balkanlar- Rumeli
Balkanlarda Kadîm Bir Osmanlı Şehri: Prizren
F
ethin üzerinden uzun asırlar geçmiş, devir dönmüştür. Osmanlı’nın tam 500 yıl adaletle idare edip medeniyetler kurduğu bu topraklar bugün öksüz, üzerindekiler yetim kalmıştır. Yaklaşık ll.000 km2’lik bir toprak parçası üzerinde, müstakil bir devlet olmanın gururunu yaşayan Kosova,  Balkanların en genç devletidir. 

Türk…
Balkanlarda Kadîm Bir Osmanlı Şehri: Prizren
Balkanlar- Rumeli
Sancak Boşnaklarının Türk Sevdası
B
alkanlar'da Tarih boyunca, günümüzde olduğu gibi Sancak nüfusunun çoğunluğunu Boşnaklar teşkil etmiştir. Sancak, tarih boyu Bosna-Hersek'in ayrılmaz bir parçası idi. Bu bakımdan Sancak tarihi, aynı zamanda Boşnak kimliğinin devamını sağlamak için yürütülen Bosna-Hersek mücadelesinin de bir parçası sayılabilir. 
Gerek B…
Balkanlar- Rumeli
Orda Dostlar Var Uzakta..
R
essamlar fotoğrafçılar Maglay’a bayılıyorlar. Kale var, kule var, taş kubbeler, ahşap minareler, kitabeli çeşmeler, tekkeler, dergâhlar, kafesler, cumbalar…

Tito’nun Yugoslavya’sı kapalı bir kutuydu âdeta. Biz Almancılardan dinlerdik. Yok Üsküp’te arabası bozulmuş da tamirci bakmış, onarmış. “Haade gidesin” demiş, “dua…
Balkanlar- Rumeli
Orda Dostlar Var Uzakta..
R
essamlar fotoğrafçılar Maglay’a bayılıyorlar. Kale var, kule var, taş kubbeler, ahşap minareler, kitabeli çeşmeler, tekkeler, dergâhlar, kafesler, cumbalar…

Tito’nun Yugoslavya’sı kapalı bir kutuydu âdeta. Biz Almancılardan dinlerdik. Yok Üsküp’te arabası bozulmuş da tamirci bakmış, onarmış. “Haade gidesin” demiş, “dua…
Orda Dostlar Var Uzakta..
Balkanlar- Rumeli
İşkence Adası Nargin
B
iliyorsunuz Birinci Cihan Harbi’ne Almanya, Avusturya Macaristan, Bulgaristan ve İtalya ittifakı ile gireriz. Bulgarlar erken bırakır, İtalyanlar ise karşı cenaha geçerler kurnazca. Rusya uyanıktır, İngiltere, Fransa, Belçika, Sırbistan, Yunanistan, Romanya, Portekiz, Japonya, Brezilya ve ABD’nin bulunduğu tarafta…
İşkence Adası Nargin
Balkanlar- Rumeli
Osmanlılar Macaristan’a Refah ve Huzur Getirdi
M
acar tarihçisi Sándor Takáts’ın (1860-1932) Rajzok a török világból (Türk Âleminden Çizgiler) adlı eseri Macar bilimler Akademisi yayınları arasında neşredildi. Bu eseri, Macaristan, Avusturya ve Almanya arşivlerinde bulunan orijinal vesikalara istifade edilerek yazılmıştır. Bilindiği gibi, eski Macar tarihçileri…
Osmanlılar Macaristan’a Refah ve Huzur Getirdi
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Bosna’sı ve Asil Boşnaklar
B
ugünkü Bosna-Hersek Cumhuriyeti yaklaşık 50 bin km² alana, 20 km sahile ve 5 milyon nüfusa sahiptir. Tarihî ve tabii güzellikleriyle cennet gibidir. Osmanlı eserleriyle de âdeta bir açık hava müzesidir.

Fatih Sultan Mehmed, İstanbul’un fethinden 12 sene sonra, 1463 yılında Bosna’yı fethetti. 1521’de Bosna Sancağı,…
Osmanlı Bosna’sı ve Asil Boşnaklar
Balkanlar- Rumeli
Rumların Mora Katliamı
M
ora'da Balyabadra Piskoposu Germanos, 4 Nisan 1821'de savaş ilanı yapar. Rumlar kalabalık ve donanımlıdırlar. Peloponnesos'te 40 bin Türk'e karşı 350 bin Rum vardır mesela. Yağma ve cinayetler ansızın yayılır, erkekleri katleder, kızları köle yaparlar. Kalelere sığınan Türkler ümitsizdir, ne barut vardır, ne de gıda. 

Rumların Mora Katliamı
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Mimarisinin Şaheserler Yurdu Prizren
P
rizren bugünkü 170.000 nüfusuyla Kosova'nın en mühim il ve kültür merkezlerinden birini oluşturmaktadır. Eski ve yeni kültürlerin kaynaşması ve çok sayıda tarih ve kültür abidelerine sahip olan Prizren'in zengin tarihi çoğu araştırmacıların alakasını çekmiş, hakkında binlerce sayfanın yazılmasına ve binlerce…
Osmanlı Mimarisinin Şaheserler Yurdu Prizren