Rumeli Hasreti

Samiha Ayverdi 11.04.2014 3167
A
 

dına Osmanlı dediğimiz aslan yapılı cihangir, Rumeli’nin ana damarlarından olan Tuna ile tam beş asır evvel kıyılmış nikâhı ile haşır neşir olarak yaşadı. Ammâ bu târihi nikâh arasına karaçalı gibi girenler: “Tuna artık benimdir. Bundan sonra da yalnız benim için akacak. Orada benim gemilerim, benim kalyonlarım boy gösterecek..” demişse de birbirlerine aşkla kenetli Tuna ile Türk, bu müdahaleye rağmen, o âşıkane muhabbeti, hiç değilse, kaçamak da olsa, devam ettirmeyi başarmıştır.

 

Uzaktan tâ buralara kadar âşinâlık destanları okuyan Tuna: “Ben Tuna, Türk’ün civarıma ilk ayak bastığı yıllarda Sava denen dostumla gönül birliği edip, baş başa vererek akıp dururken, zaman oldu keyfimize keder çökererek o kadim âşinâmız Osmanlı, buralardan uzaklaştı. Beşyüz seneden sonra elini eteğini bizden çekerek daracık sınırlarına doğru büzülüp gidiverdi. Ammâ bu, eğreti ve inanılmaz bir oyuna benziyordu. Ezelde verilmiş bir ahdi, bu gökkubbe içinde bozmak kimin haddi?” diyordu.

Tuna hiç beş asırlık dostunu unutur mu? Öyle ki o kadim dostuna, o benzersiz âşinâsına, işte hırçın tanıdığımız Karadeniz’i aşarak, gene birbirinin kollarında berâberce coşup akmakla o ezeli ünsiyetini bir tecdid-i iman ile imzalayarak, o Dârülcihat’dan gizli nikâh şâhitlerini göndermekten geri kalmamış bulunuyor. Ne denir?

İşte aşk, âşıktan koparılamıyor vesselâm…

Estergon’da Namaz

Ağabeyim mimar-mühendis Ekrem Hakkı Ayverdi, dürüstlüğü, mertliği ve hayırseverliği ile damgalanmış kimselerdendir.

Kendisiyle muhtelif senelerde seyahatlerimiz olmuştur. Ama bu yolculukların, Bulgaristan, Yunanistan, Yugoslavya gibi vaktiyle bizim vilâyet, şehir ve kasabalarımız oldukları zamanı bilmekliğimden midir nedir, benim için Avrupa hududuna gelinciye kadar şiddetli ve âdetâ buhranlı günler geçirmek mukadder olmuştur. Arabayı durdurup ferâceli Türk kadınlarının boyunlarına sarılarak ağlamaktan, Belgrad Kal’asını gezerken âdetâ işkenceye tâbi tutulmuşum gibi titremekten kendimi alamamışımdır. Uzakta birbiriyle Kucaklaşan “Sava” ve “Tuna”, artık bizim olmayan o muhteşem ve heybetli Kal’a.

Bir kere de hiç istemediğim halde, sırf kendisinin oradaki dostları görmeyi çok arzu ettiğini bildiğimden berâberce Saraybosna’ya gitmiştik. Bir eski İstanbul semti denecek kadar Türk tarzı mimârı âbidelerle: “Ben nasıl anavatandan koptum?” Diyen Saraybosna âdetâ bir açık hava müzesi gibiydi. Ama yâdellere bıraktığımız bu muhteşem âbidelerin hiç birini gezip görmek istemedim. Pek mecbur olmadıkça da dışarı çıkmadım ve otelde kapalı kalmayı tercih ettim.

Hal benim için böyle olmasına rağmen, kardeşim gerek mesleği gerek mes’eleye bambaşka bir gözle bakması dolayısıyle bağrına taş basarak, Rumeli seyahatlerinden kendini alamaz. Altı asırlık bir idâre, medeniyet ve imar anlayışı ile cömertce yapıp bıraktığımız onbinlerce âbidenin çok büyük bir kısmını haçlı Balkanlıların yerle bir etmiş olmalarına rağmen, hiç olmazsa kalanların rölövelerini yapmak ve fotoğraflarını çekmek için hiçbir fırsatı kaçırmamıştır.

Macaristan'ı karış karış işlersiniz de Estergon'u atlamak olur mu? Bir yandan gereken faaliyet gösterilir, ölçüler alınır, fotoğraflar çekilirken, kardeşim, bu nice yiğitliklere sahne olmuş, şerbet içercesine Türk kanını topraklarına sindirmiş kal'anın burcu üstünde bir an kendini "ilâ-yı kelimetullah"a adamış bir mücahid gibi görmekten nasıl kurtulabilirdi?

Kurtulamadı da, genç mimarlar işleriyle meşgul oladursunlar O, kal'anın burcunda namaza durdu. 

Sanki başlarında hükümdarları, serdarları, henüz salâsını okumadan, iki rekât zafer ve şükran secdesine varan gaziler gibi idi.

Tek başına namaz kılan adamın arkasında: “Allah, Allah!...” sesleriyle hücuma geçen ordular yoktu. Fakat elbette Türk'ün ruh orduları bir gün dirilecekti. Bir gün ülkede vatana ve imana kendini adayabilen tek insan da kalmış olsa, arkasından yürüyecek genç ordular, Hak ve hakikat bayrağını elbette iman kal'asının burcuna dikeceklerdi. 

Bu bir müjde bir beşâret ve bir işaretti. 

 

 

İlgili Makaleler

Balkanlar- Rumeli
KOSOVA’DA SÛZİ ÇELEBİ’NİN TÜRBESİ VEFÂ BEKLİYOR
F
atih Sultan Mehmet tarafından fethedilen Kosova’nın Prizren şehrindeki Sûzi Çelebi Hazretleri camisinin haziresi ve türbesi harabeye dönmüş, içler acısı bir durumda. Otlar ve çöpler arasında adeta kaybolmuş.  Sûzi Çelebi hazretleri, mücahid-gazi, şair, âlim ve evliyadır. Türkçe yazdığı 15.000 beyitlik…
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Akıncıları ve Prizrenli Sûzî Çelebi
O
smanlı Devleti’nin 14. ve 15. asırlarda Avrupa’da yaptığı baş döndürücü fetihlerde “akıncı” diye anılan askerî sınıfın çok önemli bir rolü vardır. Bugünün komando sınıfına karşılık gelen akıncıların, düşmanın iktisadi gücünü ve manevi yapısını altüst ederek savaşın kazanılmasında çok mühim hizmetleri olurdu. Fatih…
Osmanlı Akıncıları ve Prizrenli Sûzî Çelebi
Balkanlar- Rumeli
Türklerin Batıya Koşusu
D
okuzuncu asrın ortalarına doğru, Orta Asya’dan kovulan Türk boyları, çaresizlik içinde göç ediyorlardı. Kırgızların mağlûp ederek, ana yurtlarından kovduğu bu insanlar, aslında kaybederken kazanıyorlardı. Çünkü bir müddet sonra bu hâdise, Türk tarihinin dönüm noktası olacak neticeler doğuracaktı.

Önce güneye inen mağlû…
Balkanlar- Rumeli
Balkanlarda Kadîm Bir Osmanlı Şehri: Prizren
F
ethin üzerinden uzun asırlar geçmiş, devir dönmüştür. Osmanlı’nın tam 500 yıl adaletle idare edip medeniyetler kurduğu bu topraklar bugün öksüz, üzerindekiler yetim kalmıştır. Yaklaşık ll.000 km2’lik bir toprak parçası üzerinde, müstakil bir devlet olmanın gururunu yaşayan Kosova,  Balkanların en genç devletidir. 

Türk…
Balkanlarda Kadîm Bir Osmanlı Şehri: Prizren
Balkanlar- Rumeli
Sancak Boşnaklarının Türk Sevdası
B
alkanlar'da Tarih boyunca, günümüzde olduğu gibi Sancak nüfusunun çoğunluğunu Boşnaklar teşkil etmiştir. Sancak, tarih boyu Bosna-Hersek'in ayrılmaz bir parçası idi. Bu bakımdan Sancak tarihi, aynı zamanda Boşnak kimliğinin devamını sağlamak için yürütülen Bosna-Hersek mücadelesinin de bir parçası sayılabilir. 
Gerek B…
Balkanlar- Rumeli
Orda Dostlar Var Uzakta..
R
essamlar fotoğrafçılar Maglay’a bayılıyorlar. Kale var, kule var, taş kubbeler, ahşap minareler, kitabeli çeşmeler, tekkeler, dergâhlar, kafesler, cumbalar…

Tito’nun Yugoslavya’sı kapalı bir kutuydu âdeta. Biz Almancılardan dinlerdik. Yok Üsküp’te arabası bozulmuş da tamirci bakmış, onarmış. “Haade gidesin” demiş, “dua…
Balkanlar- Rumeli
Orda Dostlar Var Uzakta..
R
essamlar fotoğrafçılar Maglay’a bayılıyorlar. Kale var, kule var, taş kubbeler, ahşap minareler, kitabeli çeşmeler, tekkeler, dergâhlar, kafesler, cumbalar…

Tito’nun Yugoslavya’sı kapalı bir kutuydu âdeta. Biz Almancılardan dinlerdik. Yok Üsküp’te arabası bozulmuş da tamirci bakmış, onarmış. “Haade gidesin” demiş, “dua…
Orda Dostlar Var Uzakta..
Balkanlar- Rumeli
İşkence Adası Nargin
B
iliyorsunuz Birinci Cihan Harbi’ne Almanya, Avusturya Macaristan, Bulgaristan ve İtalya ittifakı ile gireriz. Bulgarlar erken bırakır, İtalyanlar ise karşı cenaha geçerler kurnazca. Rusya uyanıktır, İngiltere, Fransa, Belçika, Sırbistan, Yunanistan, Romanya, Portekiz, Japonya, Brezilya ve ABD’nin bulunduğu tarafta…
İşkence Adası Nargin
Balkanlar- Rumeli
Osmanlılar Macaristan’a Refah ve Huzur Getirdi
M
acar tarihçisi Sándor Takáts’ın (1860-1932) Rajzok a török világból (Türk Âleminden Çizgiler) adlı eseri Macar bilimler Akademisi yayınları arasında neşredildi. Bu eseri, Macaristan, Avusturya ve Almanya arşivlerinde bulunan orijinal vesikalara istifade edilerek yazılmıştır. Bilindiği gibi, eski Macar tarihçileri…
Osmanlılar Macaristan’a Refah ve Huzur Getirdi
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Bosna’sı ve Asil Boşnaklar
B
ugünkü Bosna-Hersek Cumhuriyeti yaklaşık 50 bin km² alana, 20 km sahile ve 5 milyon nüfusa sahiptir. Tarihî ve tabii güzellikleriyle cennet gibidir. Osmanlı eserleriyle de âdeta bir açık hava müzesidir.

Fatih Sultan Mehmed, İstanbul’un fethinden 12 sene sonra, 1463 yılında Bosna’yı fethetti. 1521’de Bosna Sancağı,…
Osmanlı Bosna’sı ve Asil Boşnaklar
Balkanlar- Rumeli
Rumların Mora Katliamı
M
ora'da Balyabadra Piskoposu Germanos, 4 Nisan 1821'de savaş ilanı yapar. Rumlar kalabalık ve donanımlıdırlar. Peloponnesos'te 40 bin Türk'e karşı 350 bin Rum vardır mesela. Yağma ve cinayetler ansızın yayılır, erkekleri katleder, kızları köle yaparlar. Kalelere sığınan Türkler ümitsizdir, ne barut vardır, ne de gıda. 

Rumların Mora Katliamı
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Mimarisinin Şaheserler Yurdu Prizren
P
rizren bugünkü 170.000 nüfusuyla Kosova'nın en mühim il ve kültür merkezlerinden birini oluşturmaktadır. Eski ve yeni kültürlerin kaynaşması ve çok sayıda tarih ve kültür abidelerine sahip olan Prizren'in zengin tarihi çoğu araştırmacıların alakasını çekmiş, hakkında binlerce sayfanın yazılmasına ve binlerce…
Osmanlı Mimarisinin Şaheserler Yurdu Prizren