Putin, Kenesarı Han'ın Kafatasını Verecek mi?

Meryem Aybike Sinan 25.01.2023 794
Ö
resimnceki gün medyaya bir haber düştü. Haberin konusu enteresandı doğrusu.

Kazakistan'ın Rusya'dan son Kazak Sultanı Kenesarı Han'ın kafatasını istediği yazıyordu. Bu iki ülke arasında bir kafatası meselesi vardı ve diplomatik kanallardan da uzun zamandır gündemdeydi. Peki, Kenesarı Han'ın kafatası Ruslarda ne arıyordu? Bu konuda dönüp Kazak tarihine baktığımızda çok acı ve ibretlik bir hikaye görüyoruz. 

Kenesarı Han, 1802-1847 yılları arasında yaşamış, Kazak ve Türkistan halkının Çarlık Rusya'ya karşı başkaldırı ve isyan hareketine başbuğluk yapmış son Kazak Han'ı olup uzun süre Çarlık Rusya'sına kök söktürmüş büyük bir kahraman.

Ünlü Kazak yazar İlyas Yesenberlin'in yazdığı "Göçebeler" adındaki üç ciltlik romanda Kazan Hanlığı anlatılmakta ve Kenesarı isyanı işlenmektedir. Tarihî kaynaklara dayanılarak yazılan eserde Küçük, Orta ve Ulu Cüz'ü birleştirerek Büyük Kazak Hanlığını bir araya getiren Kenesarı Han'ın birlik ve beraberlik düşüncesine sık sık vurgu yapılmaktadır. 

Bugünkü Kazakistan topraklarına bakıldığında aşağı yukarı o dönemdeki sınırlarına ulaşılmış olup Avrupa devletlerinin neredeyse toplamı kadar bir genişliğe sahiptir. Bu topraklar 18. yüzyılda üç parçaya bölünmüştü. Kuzeybatı bölümü Küçük Cüz, kuzeydoğu Orta Cüz ve güneybatı Büyük Cüz'ün boyunduruğunda bulunuyordu.

Kazak topluluklarının aile bağı olarak geldikleri soy, mal varlığı, eğitim ve askerlik konularındaki konumlarını ifade eden Cüz, o dönemde üçe ayrılıyordu: "Ulu Cüz" genellikle idare eden, mal varlığı fazla olan, eğitimli, soylu kişiler manasına geliyor. "Orta Cüz" varlıklı, eğitim almış ancak ticarette ve memuriyette devlette varlık göstermiş kişiler. "Küçük Cüz" ise yoksul, kıt kanaat geçinen, yaylak ve kışlaklarda yaşayan göçebe ve eğitimsiz halk.

Bu dağınıklığı fırsat bilen Çarlık, önce en zayıf halka olan Küçük Cüz'ün topraklarına kaleler yaptırarak yoksul Rusları getirip en verimli otlaklara yerleştirdi. Yoksul olan halk daha da yoksullaştı. Ardından Orta Cüz'ün topraklarına çöktü. Bir taraftan Rus öbür yandan Çin yayılmacılığının farkına varan Orta Cüz'den Abılay Han ve oğulları Kazak halkını uyandırmak için ülkenin dört bir yanında faaliyete başladılar. Ancak Abılay Han ve iki oğlu öldürüldü. Bunun üzerine torunu Kenesarı Han, dedesinin yerine geçerek ulu bozkıda fırtına gibi esmeye ve tek tek Rus kalelerini yıkmaya ve otlaklara çöken Rus köylüleri ülkeden çıkarmaya başladı.

Çar 1. Nikola'ya defalarca mektuplar yazıp ülkesinden çıkmasını istediyse de olumlu cevap gelmedi. Artık Çar ile mücadale başlamıştı ve bütün Kazaklar da bu isyan hareketini destekliyordu. Uzun yıllar Çarlık, Kenesarı ile savaşmış ve başarılı olamamıştı. En sonunda entrika devreye sokuldu. Bazı Kırgız beyleri satın alındı. Kenesarı'ya ihanet edip arkadan vurdular. Başını keserek Çar'a götürdüler. 

Kenesarı'nın kafatası, o tarihten beri Rusya St. Petersburg'daki Kunstkamera Müzesinde sergileniyordu. 2021 yılında Kazakistan 1. Cumhurbaşkanı Elbası Nursultan Nazarbayev, Rusya Devlet Başkanı V. Putin'den bu kafatasını iade etmesini istedi. Putin soz verdi ancak şu ana kadar gerçekleştirmedi.

Önceki gün, Kazakistan milletvekili Bakıtjan Smagulov bir çağrıda bulunarak Putin'in Nazarbayev'e verdiği sözü tutmasını istedi. Parlamento'da yaptığı konuşmada "Tarihî adaletin yeniden tesisi için Rusya, Kenesarı'nın kafatasını vermeli. Kenesarı'nın kafatası, uğruna mücadele ettiği Kaakistan'da gömülmelidir" dedi. 

Bakalım Putin. sözünü yerine getirecek mi? 

Yoksa hâlâ Kenesarı Han'dan mı korkup vermiyor?

Bekleyip göreceğiz... 



İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür