Pamir'den Ulupamir'e

Ayça Örer 06.10.2017 3172
V
resim
an-Erciş arası 102 kilometre. Erciş’e gitmek için Van gölünün bir kartpostaldan kesilmiş kadar güzel durduğu bir rotayı takip ederek, henüz karları erimemiş dağlara doğru ilerlemeniz gerekiyor. Yolda, Erciş’e bağlı Ulupamir köyünü ziyarete gideceğimi öğrenen şoför, “Ulupamir yılın 9 ayı varla yok gibidir. İlk kar oraya düşer, ilk oranın yolu kapanır” diyerek sözü açıyor.

Şoförün dediği gibi, hemen dağların bittiği noktaya kurulan köy bölgenin diğer yerlerinden daha da soğuk. Çoğu zaman Ekim sonunu bulmayan kar yağışıyla yolları kapanmaya başlıyor. Köyün nüfusuysa, bölgenin diğer yerlerinden hayli farklı. Burada 1982 yılında Afganistan’daki Rus işgali sırasında önce Pakistan’a sonra Türkiye’ye göçmek zorunda kalan Kırgızlar yaşıyor.

Geride bıraktıkları Pamir’i burada Ulupamir olarak yeniden kuran Kırgızlar, gelir gelmez PKK terörüyle tanışmış.

Nazım Taşkent, köyün kurucularından. Pamir’den ayrıldığında 11 yaşında bir çoban olan Nazım Bey, Türkiye’ye 16 yaşında geldiğinde iki geçim alternatifinden birini seçmiş: Koruculuk.
Koruculuk alımları 1990 yılında başlamış. Köy iki yıl sonra büyük bir saldırı atlatmış. Nazım Taşkent’in kız kardeşi Nursen Kutlu, o günleri şöyle anıyor:

“Buraya ilk terör saldırısı 1992’de oldu. Muhaciriz, göçmeniz, Rabbim koruyor gerçekten. Yoksa güvenlik korucularımızın aman aman bir eğitimi yoktu o zaman. Tam donanımlı değillerdi. Sabaha kadar çatışma sürdü. İki roket atmışlar, patlamamış biliyor musunuz? Patlasa o gün köy kalmazdı.”

O gün gitmek istemedi

Nazım Taşkent 22 yıllık korucu. İlk operasyonunda şehit olmuş. Eşi Semerkant Taşkent, onun göreve gideceği gün biraz rahatsız olduğunu, bir türlü hazırlanamadığını anlatıyor:

“Sabah merkeze gitmişti, merkezden telefon açtı üç günlük operasyon var diye. Erzaklarını ayarladık, merkezden geldi, eşyalarını aldı, gitti. O gün biraz rahatsızdı. İzin al dedik, görevini çok seviyordu. ‘Adam az,  kalamam, gitmem gerek’ dedi, gitti. Ama o gün evden hiç gidesi yoktu. En küçük kızım Feryal çantasıyla beraber silahını çıkarıyordu, çıkarken ‘Annenizi üzmeyin, ona iyi davranın, çekide yardımcı olun’ demiş. Hiç böyle bir şey demezdi. Dağlar çok soğuk. ‘Yanına ağrı kesici falan al’ deyince, ‘Ağrım yok ama içimde tuhaf bir duygu var’ demişti. Sabah altı buçuktu. Çıktık, komşularımız vardı. Onlar söyledi şehit olduğunu. Daha önce yol aramasına giderdi, karakollara giderdi. Şehit olduğu gün operasyon başlamıştı. İlk gittiği operasyondu.”

Kardeşi Nursen Kutlu da yengesinin sözlerini destekliyor:

“Köy timindeydi. Sürekli köyde göreve çıkıyordu. Terör olaylarının artmasıyla beraber timleri karıştırdılar. Sık çıktıkları için eleman eksikti. Günaşırı gitmeye başlamışlardı. 1996’nın 1 Mayıs’ından beri bu görevi yapıyordu.”

Kendisinden iki yaş küçük kardeşi Pomo Taşkent, korucuların işlerinin çözüm sürecinin ardından gelen çatışma döneminde arttığını vurguluyor:

“Yeni korucu alımı oldu. Yeni alınanlar daha silahlanmadılar. Emekli olanlar vardı. Yeni düzen daha rayına oturmuş değildi. Nazım ağabeyim 22 yıllık korucuydu. Bütün korucular 2 senedir riskteyiz diyorlar. Bugünlerde bile biz tedirginiz, endişeliyiz. Korucular operasyona gidiyor gelene kadar rahat değiliz. Bugün de gidiyor, yarın da gidecek. Onlar gelene kadar ailesi perişan. Rahat değiliz. Başına ne gelecek belli değil. Yolda mı patlatacak, dağda mı vuracak, şehirde mi vuracak? Eskiden dağdan korkulurdu. Şimdi dağdan korkulmuyor çünkü her taraftalar. Güvenlik korucuları her an risk altında. İlk şehidimizin üzerinden bir yıl geçmedi.”

Babamın vasiyeti ‘Türkiye’ye göçün’ oldu

Taşkent ailesi Pamir’den Van’a Afganistan’ın Rus işgaline uğramasıyla gelse de Pomo Taşkent babalarının vasiyetinin de bu olduğunu anlatıyor, “İşgal olmasa da Türkiye bizim vatanımızdı, buraya zaten gelecektik” diyor.

Van’a geliş hikâyelerini de o anlatıyor:

“Biz Afganistan’da Pamir yaylasında yaşıyorduk. Bolşevik döneminde bizimkiler Çin’e geçmişler, Afganistan’a geçmişler. Hayvancılıkla geçiniyorduk. Pamir’e Afganistan tarafından araba çıkmaz. Rusya tarafından gelir, Çin tarafından da gelebilir ama ilişkimiz Afganistan’laydı. Yak inekleriyle erzakımızı taşıyıp onunla geçiniyorduk. Rusya’nın işgali sırasında sınıra yakın olduğumuz için tehlikeli bir yerde kaldık. Devletimiz bize ulaşana kadar başımız dertteydi. Helikopter bile yoktu o zaman. Bizim bir liderimiz vardı, o Pakistan’dan izin istemiş, ‘Kırgızlarımı senin bölgene göçüreceğim’ diye. Pakistan’dan da cevap gelmiş. Biz o şekilde Pakistan’a intikal ettik. 

Dönemin Cumhurbaşkanı Kenan Evren Pakistan’ı ziyaret etti, ‘Türk kökenli olanları ben alayım’ dedi. Ondan sonra Pakistan’dan da Özbek, Kırgız, Kazak olan Türk kökenlileri aldı. Biz 82’de 1300 nüfus geldik. Pakistan’a gittiğimizde iklim değişikliğinden dolayı ölenler çok oldu. Her aileden günde bir iki kişi ölüyordu. Türkiye’ye geleceğimiz belli olunca, mesleğimiz hayvancılık diye soğuk bölge istedik. Sarıkamış’ı vermiş Türkiye, Van’ı göstermiş. Bizimkiler de Van’ı tercih etmişler. Böyle bilseydik, biz Türkiye’nin her yerinde yaşayabilirdik. Burada mikrop yok, hastalık yok. Türkmenleri Tokat’a, Özbekleri Hatay’a, Kırgızları buraya, Kazakları Kayseri’ye yerleştirdiler. Köylerimizi de devlet yaptı sağ olsun. Bir şekilde geçinmemiz lazımdı. Her aile koyunculuk yapsa yine geçinemez. İş alternatifi koruculuktu. İnsanlarımız devlete başvurdu bizi korucu alın diye.”

Geldikten sonra da Ulupamir’den çıkmadan hayatlarını sürdürmüşler. Nursen Hanım bunu “soydaşlarından kopmama kaygısına” bağlıyor.

Cenazeye bütün Van’dan katılım olmuş. Komşular da aile de “Kürtler de Müslüman biz de Müslümanız. İkimizin de sorunu PKK. Bunu da gâvurlar destekliyor. Bugün benim şehidime Kürt kardeşim de geldi” diyor.

Bütün Herşeyi kızlarıydı

Atatürk Üniversitesi Tıbbi Sekreterlik ve Dokümantasyon bölümü mezunu kızı Nurhan Taşkent, liseyi de Yozgat Şehit İsmail Dursun Anadolu Lisesi’nde okuduğu için, babası altı yıllık gurbetin ardından bir sene yanlarında kalmasını istemiş:

“Ben okulu bitirdim. Babam bir işe başvurmamı istemedi, bu sene benim yanımda ol dedi. 22 sene buradayım, bir kere geçen sene gittim çarşıya tek başıma. Kardeşim bu sene liseye gitti. Sürekli onu anar, gidip alsam mı derdi. Hiç dayanamazdı hasretine.”

Kız kardeşi ağabeyinin kızlarına çok düşkün olduğunu söylüyor:

“Dünyaya tamah etmedi. Bütün hazinesi, varlığı dört kızı. Geçim derdinde, rızık derdinde. Bütün  dünyası onlar. Kimse şehit olduğu için iyiydi demiyor, gerçekten öyleydi. Kimseyle kavga etmedi, kimsenin kalbini kırmadı. Gitmek istemedi ki köyden. Yozgat’tan ev alacaktık, istemedi. Burada ikinci devir evler yapılıyor, onlara yazılmıştı. 22 senedir korucudur, beş gün on gün dışarı çıkıp Ankara’ya İstanbul’a gitmemişti. Koruculuk iznini bile burada kullanıyordu. Emeklilik yaşı da gelmişti, ondan da yararlanmadı. Nasibinde şehadet şerbeti içmek varmış. Kızlarının geçimi için çalışmaya niyetliydi. Ocakta onun yaş grubundakiler emekli oldu, o 55 yaşına kadar devam edecekti. Abim kızların hepsini okuttu ama çalıştırmaya kıyamadı. Suyunu bile kendi alırdı. Dört kızı dünyasıydı.”
‘O kimseyi incitmedi’

Köyün beklentisi koruculuk dışında köylerinde yapabilecekleri yeni bir iş imkânının doğması. “Elazığ’ın öbür tarafına geçmek istiyoruz ama şansımız yok” diyorlar. Üç yüz aile bin aile olmuş. Evler yetmiyor, eskiden ahır olarak kullandıkları bölümleri eve katmışlar.

Ulupamir köyü, son iki yıldır artan çatışmalardan tedirgin, Nazım Taşkent’i ardından iyi bir dost, iyi bir arkadaş, iyi bir aile babası kaybetmenin acısını taşıyor ama hepsinde aile büyüklerinin söylediği gurur var:

“O kimseyi incitmedi, o yüzden şehitlik mertebesine kavuştu.”

İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür