Ötüken'den Viyana'ya

Yılmaz Öztuna 25.09.2012 3108

“Bilenler bilmeyenlere anlatsın. Batı’ya doğru bir koşu... Yön hiç değişmemiştir. Asya’da kalmak için, Avrupa’nın içinde bulunmaktan başka çare yoktur. Ötüken’den Viyana’ya gelebilmiş, İstanbul’dan iki kıt’aya bakan bir millet için olmayacak iş midir bu?..

Biz Türkler tarih sahnesine 2700 yıl önce giriyoruz… 

A
lp Er Tunga ( Efrasyab) ilk defa Türkleri idaresi altında toplamak için büyük bir teşebbüs yapıyor. Alp Er Tunga’nın ihtimal 10. Kuşak torunu olan Mete, Kuzey Asya’da muazzam bir imparatorluk kuruyor. Ordusunu onlu birimlerle oluşturuyor. 10.000’er kişilik 20 kadar atlı tümenle Japon Denizi’nden Karadeniz’e, Sibirya buzullarından Hindistan’a uzanıyor. Oğuz Han adıyla tebcil ediliyor (ululanıyor). Ölümü Milâd’dan önce 174 yılıdır. Devlet merkezi bugünkü Moğolistan’ın orta-kuzey topraklarındadır.

En Önemli Türk Kavmi

Mete, “Oğuz” denen en önemli Türk kavminin ve Osmanoğulları dahil bütün belli başlı Türk hanedanlarının atasıdır. Onun neslinden olan Göktürk hâkanlarından Bilge Kağan, Orhun Kitabeleri denen Türk dilinin ölümsüz şâheserini taşlara kazdırıyor. 734 yılında ölüyor. Başkenti Ötüken, orta-kuzey Moğolistan’da, Sibirya ormanlarının eteğindedir. 3 adet olan Göktürk âbidelerinin ikisi buradadır. Burası Uzak Doğu, Çin kuzeyi, Sibirya güneyi, soğuk iklim ülkesidir.

840 yılında Türk hâkanları, Ötüken’den çıkarılıyor. Kuşuçuşu 2000 kilometre güney batıya, bugün Çin’e ait Doğu Türkistan’a inip burada yurt tutuyorlar. Burası, yeryüzünün en kapalı, açık denizlerden en uzak bölgesidir. Orta Asya’nın göbeğidir. Sonra kuş uçuşu 2000 kilometre daha batıya gidiyorlar.

921 yılında “Hanefî- Mâtürîdî” mezhebinden İslâm’ı devletlerinin tek resmî dini ilân edip Gök Tanrı dinini bırakıyorlar. 1000 yılı civarında Batı Türkistan’a hakim olup İran’ın başladığı Horasan’a, Hazar Denizi’ne erişiyorlar.

Türk Sultanlığı

Ve Türkistan’dan sonra Türkiye...1040 yılında büyük- hâkanlık tahtına oturan Oğuzlar’ın Selçuklu hanedanı, 1074 yılında başkenti İznik (sonra Konya) olmak üzere Türkiye Sultanlığı’nı kurar. Selçuklular, bir kuşaklık müddet içinde, Horasan’dan Marmara’ya gelmişlerdir. Türkiye devletinin kurucusu Anadolu Fâtihi Birinci Sultan Süleyman-Şâh, Üsküdar’dan karşı yakadaki Ayasofya kubbesini seyreder. Kuzeni büyük-hâkan Sultan Melik-Şâh (ki Malazgirt galibi Alp Arslan’ın oğludur), Karadeniz’e erişir. Kılıcını Karadeniz suyuna batırıp çıkarır. Cenâb-ı Hakk’a şükreder, birkaç yıl sonra Akdeniz’e erişir, aynı şeyi yapar. Türk, açık denizlere çıkmıştır. Ötüken’den İznik’e yürümüştür. 234 yıllık bir yürüyüştür bu... Aslında bin yıllık Batı’ya doğru Türk cihanşümul stratejisidir. Durmuş, bazen tökezlemiş, hedefini asla şaşmamıştır. Hedef sürekli batıya doğrudur

1453’te İstanbul Bizim

1231 yılında Ahlat’tan kalkıp Sakarya boyuna yerleşen Osmanoğulları, 1354’te boğazı atlayıp Gelibolu yarımadasına ayak basarlar. 1453’te İstanbul artık bizimdir. Yeryüzünün iki kıt’a üzerinde kurulmuş tek beldesinde, 2.700 yıllık Türk medeniyetinin en büyük, en azametli kültür ve san’at şehrini inşa ederler. Türkçe’nin bütün zamanlarda ve bütün mekânlarda konuşulmuş en güzel ve âhenkli şivesini oluştururlar. Türk’ün estetik dehâ çizgisini yakalarlar.

Ve 1529’da Viyana’dayız. 1683’te Batı’ya doğru hamlemiz kırılır. Şaşırmışızdır, üzülmüşüzdür...

Türk Devleti’nin İstikbâli

Bütün  milletler gibi Türk Milletini de nasıl bir gelecek bekliyor?. Her halde bugünkünden farklıdır. Zira geçmiş dönemlerde de çok farklıydı.

Atalarımız bizim Meriç’le Ağrı dağı arasındaki asgari sınırlar içerisinde hür ve mutlu yaşayabilmemiz için akıl almaz fedakârlıklara katlanmışlardır. Bu topraklarım her karışını kan ve terleriyle yoğurmuşlardır. Gaflet uykusuna dalmamak için göz kırpmamışlardır. Gerçi asırların yorgunluğuyla kendilerinden geçtikleri, uyudukları olmuştur. Ama tekrar uyanıp, daha büyük fedakârlıklar sergilemekten vazgeçmemişlerdir.

Bunca gayret, hep gelecek nesillerin mutluluğu için göze alınmıştır. İnsanın fani olmayan tek özelliği, işte bu devamlılık azmidir. Kâinatın fethi asırlarında da atalarının manevi değerlerinden kopmamış milletler varlıklarını devam ettireceklerdir. Rehavet, umursamazlık, ahlaksızlık, bencillik uçurumuna düşmemiş toplumlar için gelecek açık ve ümit doludur.

 

 

İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür