Osmanlı'nın Gülistanı: Kızanlık

Yılmaz Öztuna 23.09.2012 4871

İ
kinci Sultan Mahmud Han (saltanatı 1808-1839) 19 Mayıs 1837'de Tırnova'yı, 2 gün sonra Kızanlık'ı ziyaret etti. Balkan Dağları'nın kuzey ve güney eteklerinde iki küçük Türk şehri idi (şimdi Bulgaristan'da). Bu ziyareti, Osmanlı hizmetinde muallim subay olarak bulunan Feldmareşal Helmuth von Moltke'nin (18001891) kaleminden okuyalım:

Harikulade güzel bir ülke burası. Her yer yeşil. Derin vadilerin yamaçları ıhlamur ve ahlat ağaçları ile kaplı. Geniş çimenlikler, dereleri çeviriyor. Bereketli buğday tarlaları ovaları çeviriyor ve ekilmeyen sahalar bile hayvanlar için zengin çayırlarla örtülü. Teker teker dağılmış ağaçlar ayrı cazibe veriyor ve koyu gölgelerini yeşil zeminin üzerine seriyor. Tuna vadisinin Almanya'daki görüntülerine pek benziyor...”

“Tuna'ya yaklaştıkça Türk köyleri yoğunlaşıyor. Bu bölgede hiç Bulgar köyü yok gibi. Tırnova'da Türkler'den başka Bulgarlar ve Rumlar da var. İkinci Sultan Mahmud şehre girerken, Tırnova'nın çok açığından başlayarak halk, iki sıralı dizilmişti. Redif askerleri selâm duruyordu. Rum kadınları, Basillios (Roma imparatoru) diye tezahürat yaptıkları padişahın gelişini görmek için düz damları ve ev teraslarını doldurmuşlar. Şehrin mevkii doğrusu çok romantik…

Tırnova’dan güneye, Kızanlık’a iniyorduk.  Şehre yaklaşırken ta uzaktan dev gibi ceviz ağaçlarından oluşan bir ormancık göründü. Kızanlık, işte bu ormancığın içinde. Minareler bile, ulu ağaçların yaprakları ve dalları altında örtülü kalmış. Öylesine sık ve ihtiyar ağaçlardı. Ceviz, muhakkak ki çok güzel bir ağaç. Dalları ufkî şekilde 100 ayaktan daha geniş çapta bir sahaya yayılan ağaçlar vardı...”

"Kızanlık'ın ceviz ağaçlarının geniş yapraklarının son derece taze yeşili, kubbesinin altındaki loşluk, gövdenin çevresinde yetişen bitkiler, ağaçları sulayan dereler, pınarların şırıltıları, harikuladenin ötesinde bir tabiat harikası oluşturuyordu. Bülbüller ve güvercinler, ağaçları, sarayları haline getirmiş. Akan suyun bolluğunu, her taraftan fışkırmasını tasavvur edemezsiniz. Yoldaki bir pınarda çakıllı zeminden 9 pus kalınlığında, dik şekilde su fışkırıyordu. Sonra küçük derecikler halinde akıp gidiyordu...”

"Gökten kocaman yağmur bulutları, başımıza değecek kadar alçalmıştı. Bulutlar toplanıyor, Balkan Dağları'nın mayıs içinde karlı zirvelerine doğru yığılıyor, ara sıra yağarak toprağı ıslatıyor, sonra hemen güneş görünüyor, ıslak toprağı ısıtmak ve kurutmak için ışıklarını çevreye yayıyordu.”

"Hava, bütün atmosfer parfümlü idi. Mis gibi kokuyordu. Zira Kızanlık, Avrupa'nın Kişmir'i, Türkiye'nin Gülistan'ı, güller diyarıdır. Gül, burada saksıda, bahçede yetişmez. Tıpkı bizim patates tarlalarımızda olduğu gibi uçsuz bucaksız arazi, gül ağaççıklarıyla dolu... Bir gül tarlasından daha iç açıcı bir manzara hayal edemezsiniz. Bir tiyatro dekoratörü böyle bir manzara resmetse, mutlaka mübalağa ile suçlanır...”

"Milyonlarca, evet birçok milyonca gül, çayırların yeşil halısı üzerine serpilmişti. Türkler, bu mevsimde goncaların ancak dörtte birinin açtığını, burasını birkaç ay sonra görmem gerektiğini söyleyince büsbütün şaşırdım. Yaz gelince gül bolluğu, insanı çıldırtabilir. Türkler bu manzaraya alışmışlar...”

"Türkler gülü yalnız seyretmiyor. Yalnız koklamıyor, aynı zamanda yiyorlar. Sabah kahvaltısından önce bir bardak serin su ile mutlaka bir veya birkaç kaşık gül reçeli yiyorlar. Bunu herkese tavsiye edebilirim. Kızanlık, dünya gülyağı sanayiinin merkezi... Küçücük bir şişe gülyağı verdiler. At üzerinde bir gün cebimde taşıdım. Haftalarca gül fidanı gibi koktum...”
"Padişah Hazretleri, Kızanlık'ta Türk eşrafınca karşılandı. Onlarla konuştu. Arada bir beni de çağırtıyor, birkaç cümle söylüyordu. Sultan Mahmud'un bana, benim gibi küçük rütbeli bir subaya arkadaşça hitabı, doğrusu beni kendisine minnettar bıraktı, büyük sevgi ve saygımı kazandı."

Evet, sonradan Prusya krallığını savaş meydanlarında Almanya imparatorluğu haline getirecek olan dünya tarihinin en büyük askerlerinden Mareşal von Moltke, 1837 yılında bunları anlatıyor. Dedemin dedesi Rıza Bey (1798-1862), bu sırada Kızanlık’ta  idi. Semendire’de doğmuş. Kızanlık’ta yaşamış, ölmüş, oraya, gül bahçeleri içine gömülmüştür. Şüphesiz, Sultan Mahmud’u  karşılayan eşraf içindeydi, zira Kazasker Mehmed Nureddin Efendi’nin oğlu idi.
Mükrimin Halil Yınanç, “ Bütün Türk tarihinde Rumeli’nin kaybından daha büyük felaket yoktur” demişti. 600 yıllık bir Türk yurdunu nasıl mı kaybettik? Bu, başka bir hikayedir…

İlgili Makaleler

Balkanlar- Rumeli
KOSOVA’DA SÛZİ ÇELEBİ’NİN TÜRBESİ VEFÂ BEKLİYOR
F
atih Sultan Mehmet tarafından fethedilen Kosova’nın Prizren şehrindeki Sûzi Çelebi Hazretleri camisinin haziresi ve türbesi harabeye dönmüş, içler acısı bir durumda. Otlar ve çöpler arasında adeta kaybolmuş.  Sûzi Çelebi hazretleri, mücahid-gazi, şair, âlim ve evliyadır. Türkçe yazdığı 15.000 beyitlik…
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Akıncıları ve Prizrenli Sûzî Çelebi
O
smanlı Devleti’nin 14. ve 15. asırlarda Avrupa’da yaptığı baş döndürücü fetihlerde “akıncı” diye anılan askerî sınıfın çok önemli bir rolü vardır. Bugünün komando sınıfına karşılık gelen akıncıların, düşmanın iktisadi gücünü ve manevi yapısını altüst ederek savaşın kazanılmasında çok mühim hizmetleri olurdu. Fatih…
Osmanlı Akıncıları ve Prizrenli Sûzî Çelebi
Balkanlar- Rumeli
Türklerin Batıya Koşusu
D
okuzuncu asrın ortalarına doğru, Orta Asya’dan kovulan Türk boyları, çaresizlik içinde göç ediyorlardı. Kırgızların mağlûp ederek, ana yurtlarından kovduğu bu insanlar, aslında kaybederken kazanıyorlardı. Çünkü bir müddet sonra bu hâdise, Türk tarihinin dönüm noktası olacak neticeler doğuracaktı.

Önce güneye inen mağlû…
Balkanlar- Rumeli
Balkanlarda Kadîm Bir Osmanlı Şehri: Prizren
F
ethin üzerinden uzun asırlar geçmiş, devir dönmüştür. Osmanlı’nın tam 500 yıl adaletle idare edip medeniyetler kurduğu bu topraklar bugün öksüz, üzerindekiler yetim kalmıştır. Yaklaşık ll.000 km2’lik bir toprak parçası üzerinde, müstakil bir devlet olmanın gururunu yaşayan Kosova,  Balkanların en genç devletidir. 

Türk…
Balkanlarda Kadîm Bir Osmanlı Şehri: Prizren
Balkanlar- Rumeli
Sancak Boşnaklarının Türk Sevdası
B
alkanlar'da Tarih boyunca, günümüzde olduğu gibi Sancak nüfusunun çoğunluğunu Boşnaklar teşkil etmiştir. Sancak, tarih boyu Bosna-Hersek'in ayrılmaz bir parçası idi. Bu bakımdan Sancak tarihi, aynı zamanda Boşnak kimliğinin devamını sağlamak için yürütülen Bosna-Hersek mücadelesinin de bir parçası sayılabilir. 
Gerek B…
Balkanlar- Rumeli
Orda Dostlar Var Uzakta..
R
essamlar fotoğrafçılar Maglay’a bayılıyorlar. Kale var, kule var, taş kubbeler, ahşap minareler, kitabeli çeşmeler, tekkeler, dergâhlar, kafesler, cumbalar…

Tito’nun Yugoslavya’sı kapalı bir kutuydu âdeta. Biz Almancılardan dinlerdik. Yok Üsküp’te arabası bozulmuş da tamirci bakmış, onarmış. “Haade gidesin” demiş, “dua…
Balkanlar- Rumeli
Orda Dostlar Var Uzakta..
R
essamlar fotoğrafçılar Maglay’a bayılıyorlar. Kale var, kule var, taş kubbeler, ahşap minareler, kitabeli çeşmeler, tekkeler, dergâhlar, kafesler, cumbalar…

Tito’nun Yugoslavya’sı kapalı bir kutuydu âdeta. Biz Almancılardan dinlerdik. Yok Üsküp’te arabası bozulmuş da tamirci bakmış, onarmış. “Haade gidesin” demiş, “dua…
Orda Dostlar Var Uzakta..
Balkanlar- Rumeli
İşkence Adası Nargin
B
iliyorsunuz Birinci Cihan Harbi’ne Almanya, Avusturya Macaristan, Bulgaristan ve İtalya ittifakı ile gireriz. Bulgarlar erken bırakır, İtalyanlar ise karşı cenaha geçerler kurnazca. Rusya uyanıktır, İngiltere, Fransa, Belçika, Sırbistan, Yunanistan, Romanya, Portekiz, Japonya, Brezilya ve ABD’nin bulunduğu tarafta…
İşkence Adası Nargin
Balkanlar- Rumeli
Osmanlılar Macaristan’a Refah ve Huzur Getirdi
M
acar tarihçisi Sándor Takáts’ın (1860-1932) Rajzok a török világból (Türk Âleminden Çizgiler) adlı eseri Macar bilimler Akademisi yayınları arasında neşredildi. Bu eseri, Macaristan, Avusturya ve Almanya arşivlerinde bulunan orijinal vesikalara istifade edilerek yazılmıştır. Bilindiği gibi, eski Macar tarihçileri…
Osmanlılar Macaristan’a Refah ve Huzur Getirdi
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Bosna’sı ve Asil Boşnaklar
B
ugünkü Bosna-Hersek Cumhuriyeti yaklaşık 50 bin km² alana, 20 km sahile ve 5 milyon nüfusa sahiptir. Tarihî ve tabii güzellikleriyle cennet gibidir. Osmanlı eserleriyle de âdeta bir açık hava müzesidir.

Fatih Sultan Mehmed, İstanbul’un fethinden 12 sene sonra, 1463 yılında Bosna’yı fethetti. 1521’de Bosna Sancağı,…
Osmanlı Bosna’sı ve Asil Boşnaklar
Balkanlar- Rumeli
Rumların Mora Katliamı
M
ora'da Balyabadra Piskoposu Germanos, 4 Nisan 1821'de savaş ilanı yapar. Rumlar kalabalık ve donanımlıdırlar. Peloponnesos'te 40 bin Türk'e karşı 350 bin Rum vardır mesela. Yağma ve cinayetler ansızın yayılır, erkekleri katleder, kızları köle yaparlar. Kalelere sığınan Türkler ümitsizdir, ne barut vardır, ne de gıda. 

Rumların Mora Katliamı
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Mimarisinin Şaheserler Yurdu Prizren
P
rizren bugünkü 170.000 nüfusuyla Kosova'nın en mühim il ve kültür merkezlerinden birini oluşturmaktadır. Eski ve yeni kültürlerin kaynaşması ve çok sayıda tarih ve kültür abidelerine sahip olan Prizren'in zengin tarihi çoğu araştırmacıların alakasını çekmiş, hakkında binlerce sayfanın yazılmasına ve binlerce…
Osmanlı Mimarisinin Şaheserler Yurdu Prizren