Osmanlılar Bosna’yı Nasıl Fethetti?

Zekeriya Yıldız 21.08.2020 3139
Ö
resim

nce Akıncılar

Osmanlılar, ilk defa 1414 Temmuz’unda Evrenos-Zade Gazi İshak Bey komutasındaki akıncıları vasıtasıyla Bosna topraklarına girdi. Daha ilk akınlarda İshak Bey, Bosna Kralını değiştirebilecek güce sahipti. Bu ünlü akıncı beyi, ertesi yıl da Sava nehrini aşarak Hırvatistan topraklarında at koşturdu. Onu burada Macar Kralı Sigismund bekliyordu.

Bosna’yı Macaristan topraklarına katmak isteyen Sigismund’un ordusu ile İshak Bey komutasındaki Osmanlı akıncıları Doboj meydan muharebesinde karşı karşıya geldiler. Sigismund hiç beklemediği bir bozguna uğradı. Almanya’nın haşmetli imparatoru ve Macaristan’ın kudretli kralı, Türk akıncı beylerinden birinin karşısında hiç beklemediği şekilde çok feci bir yenilgi almıştı.

Böylece Bosna’yı almayı hayal eden Sigismund, bu istediğini gerçekleştiremediği gibi, üstelik Hırvatistan’ın da Osmanlı nüfuzuna girmesine sebep olmuştu. Saraybosna, Osmanlıların eline geçti ve sancak merkezi haline getirildi.

Ertesi yıl, Bosna’nın büyük beylerinden Paul Radenoviç, bir tuzağa düşürülerek öldürülünce, oğlu Piyer, Osmanlı Padişahına müracaat etti. Sultan I. Çelebi Mehmed, Bosna beylerini huzuruna çağırarak onları dinledi. İlginçtir ki beyler huzursuzluğun en büyük sebebi olarak kendi krallarını gösterdiler.

Bunun üzerine Osmanlı Ordusu, 1416 yılının son üç ayını Bosna’da geçirdi. Böylece Osmanlı nüfuzu kuruldu. İslâmiyet bütün sıcaklığı ve hoşgörü iklimiyle Osmanlının nezdinde Bosna topraklarına hayat verdi. Kısa sürede Bosna halkı arasında Müslüman olanların sayısı hızla arttı. Tevhid dininin mühürleri olan camiler peş peşe inşa edilmeye başlandı.

Sultan II. Murad Devri

Bir müddet sonra Osmanlı tahtına Sultan II. Murad geçmişti. Onun zamanda da Bosna, Türklerle Macarlar arasında anlaşmazlık konusu olmakta devam etmiş, Macarlar, Bosna’nın içlerine karışmayıp, Tuna’nın güneyine müdahale etmeyi sürdürmüşlerdi. Bunun üzerine Tuna hattının kesin olarak elde tutulması için, Tuna kıyılarına hâkim olmak zaruretini Osmanlı devlet adamları vazgeçilmez bir siyaset olarak kabul ettiler.

Hırvatistan beylerinden Rodoslu Pavloviç ile Bosna Kralı II. Tivartko arasında süregelen mücadele, Osmanlıların Bosna havalisine yeniden müdahale etmelerine yol açtı. İshak Paşa komutasındaki akıncılar, Doğu Bosna’ya girip Bosna Kralını cezalandırdı. Osmanlı devletinden yardım isteyen Radoslav Pavloviç’in ülkesinden geçildi. Ancak geçiş esnasında yerleşim merkezlerine kesinlikle hiçbir zarar verilmedi. Yerli halk, işte bu hususları kesinlikle gözden kaçırmıyor, Osmanlı adaletini ve hukuk anlayışını adeta özlüyordu. 1426’da Bosna’dan geçen 4.000 kişilik Osmanlı akıncı birliği yeniden Hırvatistan’a girince buranın kesin olarak Osmanlı nüfuzunda bulunduğu inancı bütün Avrupada yerleşti.

1432 yılında imzalanan bir anlaşma ile Bosna, Osmanlı Sultanını, iç ve dış işlerinin çoğunda en yüksek makam olarak kabul etti. 1434’te Bosna Kralı, yeniden Macarlara yaklaşınca, Bosna halkından bir heyet ve Hırvat Beyi Sandaly, Osmanlıları yardıma çağırdı. Bu sefer İshak Paşa’nın oğlu Barak Bey, Bosna’ya girdi. Kışı burada geçirdi. 1438’de Osmanlılar Saraybosna’ya tamamen hakimdiler. Bosna Kralı, Osmanlı Sultanına yılda yirmibeş bin Düka altını vergi vermeyi kabul ediyordu.

Büyük Haçlı müttefik ordularını Varna ve II. Kosova Meydan Muharebelerinde imha ederek Rumeli topraklarındaki Osmanlı nüfuz ve tesirini kuvvetlendiren II. Murad, 1451 yılında bir sabah Edirne’de vefat etti. Yerine dünya tarihinin ender şahsiyetlerinden biri olan feth-i Mübin müjdesine mazhar olacak olan Fatih Sultan Mehmed Han geçti.

Bosna-Hersek’in tamamen fethi 1462, 1463 ve 1464’te üstüste yapılan üç sefer-i hümayun ile gerçekleşti.

Osmanlıların devlet idaresindeki haksever, âdil, dürüst ve insaflı vasıfları Bosna halkı tarafından zaten uzun zamandır biliniyordu. Bosnalılar için gerçek mânâda can ve mal emniyeti ancak Osmanlı idaresi altında mümkün olabilecekti.

Bosna, bir iç savaş hengâmesinde kavruluyordu. Katoliklerle Bogomiller arasındaki mücadele artık kanlı bir hâl almıştı. Bogomiller, Katolik Kilisesini yakıp rahiplerini öldürürken, Papalık da bu “dinsiz”lere karşı Haçlı seferi davetiyle meşguldü.

Fatih Sultan Mehmed Devri

Sultan II. Mehmed, İstanbul’u fethedip, “Fatih” ünvanını aldıktan sonra, Bosna’daki bu karışık durumun sürüp gitmesine, hele Macarların Tuna’nın güneyine göz dikmesine elbette tahammül edemeyecekti. Nitekim, Bosna’nın taht şehri Yayçe’yi 1461’de herhangi bir ciddi mukavemet görmeden ele geçiren Fatih Sultan Mehmed, Hersek’in fethini de tamamladı.

O sırada Bosna’nın Hıristiyan Kralı, kendi sonunu hazırlayan bir teşebbüse kalkmıştı: Osmanlıya karşı mukavemet etmek için Macar Kralından yardım istedi.

 Aynı şekilde Papa II. Pius da, Bosna Kralını Osmanlılara karşı kışkırtıyor, büyük yardımlar sağlayacağını vaad ediyordu. Macaristan’ın desteğinden hiç mahrum kalmamış olan Bosna Kralı, ülkesindeki eski sosyal bünyenin ne dereceye kadar sarsılmış olduğun dikkate almadan Yayçe’yi tekrar ele geçirdi.

Bunun üzerine Fatih Sultan Mehmed, Bosna üzerine yeni bir sefer açtıysa da Sofya’ya kadar gittikten sonra seferden vazgeçip geri döndü. (1463)

Fakat ertesi yıl, yani 1465’te Bosna, kesin olarak fethedildi ve Osmanlı Topraklarına katılarak bir sancak beyliği haline getirildi. Böylece Doğu Avrupa’nın güçlü bir Sırbistan Krallığı “Semendire Sancakbeyliği” ismi ile ve bir vilayet halinde Rumeli Beylerbeyliğine bağlanmış oluyordu.

Bu arada Bosna’nın fethi sırasında Macaristan Kralı, en küçük rütbeli bir Osmanlı Paşası olan Sancakbeyi Mihaloğlu Ali Bey tarafından bozguna uğratılmış ve ölümden zor kurtulmuştu.

Bosna’nın kesin olarak Osmanlı topraklarına katılmasından sonra, Macar Kralı, Bosna’yı almak için 1465, 1471 ve 1479 yıllarında üç defa harekete geçtiyse de maddi ve manevi bütün varlığıyla buraya yerleşen ve adaletiyle Bogomil mezhebindeki Bosna halkının da gönlünü fetheden Osmanlıları buradan çıkarmak mümkün olmadı.

Böylece özellikle Kanuni Sultan Süleyman’ın Balkan seferlerinin ve bu arada Mohaç zaferinden sonra Macaristan’ın alınmasıyla birlikte; Bosna-Hersek’in artık tamamıyla içeride kaldığı Balkanlar, tamamen Osmanlı devletinin iç memleketi haline gelmiş ve “Pax Ottomanica” adı verilen 400 yıllık süreli bir barış havası bölgeye egemen olmuştur.

İlgili Makaleler

Balkanlar- Rumeli
KOSOVA’DA SÛZİ ÇELEBİ’NİN TÜRBESİ VEFÂ BEKLİYOR
F
atih Sultan Mehmet tarafından fethedilen Kosova’nın Prizren şehrindeki Sûzi Çelebi Hazretleri camisinin haziresi ve türbesi harabeye dönmüş, içler acısı bir durumda. Otlar ve çöpler arasında adeta kaybolmuş.  Sûzi Çelebi hazretleri, mücahid-gazi, şair, âlim ve evliyadır. Türkçe yazdığı 15.000 beyitlik…
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Akıncıları ve Prizrenli Sûzî Çelebi
O
smanlı Devleti’nin 14. ve 15. asırlarda Avrupa’da yaptığı baş döndürücü fetihlerde “akıncı” diye anılan askerî sınıfın çok önemli bir rolü vardır. Bugünün komando sınıfına karşılık gelen akıncıların, düşmanın iktisadi gücünü ve manevi yapısını altüst ederek savaşın kazanılmasında çok mühim hizmetleri olurdu. Fatih…
Osmanlı Akıncıları ve Prizrenli Sûzî Çelebi
Balkanlar- Rumeli
Türklerin Batıya Koşusu
D
okuzuncu asrın ortalarına doğru, Orta Asya’dan kovulan Türk boyları, çaresizlik içinde göç ediyorlardı. Kırgızların mağlûp ederek, ana yurtlarından kovduğu bu insanlar, aslında kaybederken kazanıyorlardı. Çünkü bir müddet sonra bu hâdise, Türk tarihinin dönüm noktası olacak neticeler doğuracaktı.

Önce güneye inen mağlû…
Balkanlar- Rumeli
Balkanlarda Kadîm Bir Osmanlı Şehri: Prizren
F
ethin üzerinden uzun asırlar geçmiş, devir dönmüştür. Osmanlı’nın tam 500 yıl adaletle idare edip medeniyetler kurduğu bu topraklar bugün öksüz, üzerindekiler yetim kalmıştır. Yaklaşık ll.000 km2’lik bir toprak parçası üzerinde, müstakil bir devlet olmanın gururunu yaşayan Kosova,  Balkanların en genç devletidir. 

Türk…
Balkanlarda Kadîm Bir Osmanlı Şehri: Prizren
Balkanlar- Rumeli
Sancak Boşnaklarının Türk Sevdası
B
alkanlar'da Tarih boyunca, günümüzde olduğu gibi Sancak nüfusunun çoğunluğunu Boşnaklar teşkil etmiştir. Sancak, tarih boyu Bosna-Hersek'in ayrılmaz bir parçası idi. Bu bakımdan Sancak tarihi, aynı zamanda Boşnak kimliğinin devamını sağlamak için yürütülen Bosna-Hersek mücadelesinin de bir parçası sayılabilir. 
Gerek B…
Balkanlar- Rumeli
Orda Dostlar Var Uzakta..
R
essamlar fotoğrafçılar Maglay’a bayılıyorlar. Kale var, kule var, taş kubbeler, ahşap minareler, kitabeli çeşmeler, tekkeler, dergâhlar, kafesler, cumbalar…

Tito’nun Yugoslavya’sı kapalı bir kutuydu âdeta. Biz Almancılardan dinlerdik. Yok Üsküp’te arabası bozulmuş da tamirci bakmış, onarmış. “Haade gidesin” demiş, “dua…
Balkanlar- Rumeli
Orda Dostlar Var Uzakta..
R
essamlar fotoğrafçılar Maglay’a bayılıyorlar. Kale var, kule var, taş kubbeler, ahşap minareler, kitabeli çeşmeler, tekkeler, dergâhlar, kafesler, cumbalar…

Tito’nun Yugoslavya’sı kapalı bir kutuydu âdeta. Biz Almancılardan dinlerdik. Yok Üsküp’te arabası bozulmuş da tamirci bakmış, onarmış. “Haade gidesin” demiş, “dua…
Orda Dostlar Var Uzakta..
Balkanlar- Rumeli
İşkence Adası Nargin
B
iliyorsunuz Birinci Cihan Harbi’ne Almanya, Avusturya Macaristan, Bulgaristan ve İtalya ittifakı ile gireriz. Bulgarlar erken bırakır, İtalyanlar ise karşı cenaha geçerler kurnazca. Rusya uyanıktır, İngiltere, Fransa, Belçika, Sırbistan, Yunanistan, Romanya, Portekiz, Japonya, Brezilya ve ABD’nin bulunduğu tarafta…
İşkence Adası Nargin
Balkanlar- Rumeli
Osmanlılar Macaristan’a Refah ve Huzur Getirdi
M
acar tarihçisi Sándor Takáts’ın (1860-1932) Rajzok a török világból (Türk Âleminden Çizgiler) adlı eseri Macar bilimler Akademisi yayınları arasında neşredildi. Bu eseri, Macaristan, Avusturya ve Almanya arşivlerinde bulunan orijinal vesikalara istifade edilerek yazılmıştır. Bilindiği gibi, eski Macar tarihçileri…
Osmanlılar Macaristan’a Refah ve Huzur Getirdi
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Bosna’sı ve Asil Boşnaklar
B
ugünkü Bosna-Hersek Cumhuriyeti yaklaşık 50 bin km² alana, 20 km sahile ve 5 milyon nüfusa sahiptir. Tarihî ve tabii güzellikleriyle cennet gibidir. Osmanlı eserleriyle de âdeta bir açık hava müzesidir.

Fatih Sultan Mehmed, İstanbul’un fethinden 12 sene sonra, 1463 yılında Bosna’yı fethetti. 1521’de Bosna Sancağı,…
Osmanlı Bosna’sı ve Asil Boşnaklar
Balkanlar- Rumeli
Rumların Mora Katliamı
M
ora'da Balyabadra Piskoposu Germanos, 4 Nisan 1821'de savaş ilanı yapar. Rumlar kalabalık ve donanımlıdırlar. Peloponnesos'te 40 bin Türk'e karşı 350 bin Rum vardır mesela. Yağma ve cinayetler ansızın yayılır, erkekleri katleder, kızları köle yaparlar. Kalelere sığınan Türkler ümitsizdir, ne barut vardır, ne de gıda. 

Rumların Mora Katliamı
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Mimarisinin Şaheserler Yurdu Prizren
P
rizren bugünkü 170.000 nüfusuyla Kosova'nın en mühim il ve kültür merkezlerinden birini oluşturmaktadır. Eski ve yeni kültürlerin kaynaşması ve çok sayıda tarih ve kültür abidelerine sahip olan Prizren'in zengin tarihi çoğu araştırmacıların alakasını çekmiş, hakkında binlerce sayfanın yazılmasına ve binlerce…
Osmanlı Mimarisinin Şaheserler Yurdu Prizren