Osmanlılar Balkanlardan Çekilirken…

Jerome ve Jean Tharaud 03.10.2015 2781
F

ransız gazeteci Jerome ve Jean Tharaud kardeşler, 1912 Balkan Savaşı sırasında, Aynaros Manastırlık Cumhuruyeti’nin başkenti Karyes’de idiler. Yunan ordusu bölgeye geliyor, Osmanlılar ise burayı terk ediyordu. Fransız gazeteciler burada yaşayan ortadoks Hristiyan ihtiyarları ve Osmanlı kaymakamından duyduklarını şöyle dile getiriyor:

“Bu akşam ihtiyarlar korosunu ateşli bir sabırsızlık sarmış. Yunan ordusu Selanik’e girdi! Donanma yakınlarda bir yerde! Yoksa gelirken Kunduriotis’in gemilerini mi gördüm? Yakında Aynaroz’a varacaklar mı? Esir dağ bugün mü yoksa yarın mı kurtarılacak? Birkaç gün içinde, birkaç saat içinde, beş yüz yıllık Türk egemenliği korkunç bir kabustan ibaret kalacak. ‘Beş asır!’ diye bağırıyor. Dini Meclis’in başkanı ve o esnada beni daha iyi ikna etmek için büyük değneğiyle yere vururken yüzü soluk pembe bir parıltıyla aydınlanıyor.

‘– Beş asırdır acı çekiyoruz! Bu kutsal toprağın, Juda ile beraber dünyanın en kutsal toprağının bir Osmanlı memurunun idaresi altında olmasının ayıbını taşıdığı beş asır! Bu Kutsal Dağ’ın Muhammed’e  haraç ödediği beş asır!.. Ama Bakire Meryem bizi korudu. İmtihan olma vaktimiz sona erdi. İslam’ın hakimiyeti bitti. Hristos Kazandı! Böyle olması gerekiyordu beyler! Ve onun gücüne bakın: Beş yüz yıl süren köleliği silmeye bir saat yetti!’

Bu düşünceyle ihtiyar keşişin yüzü bir tür vecd ile aydınlanıyor. Divanda oturan diğer yaşlılar, tasdik etmek için başlıklarını sallıyorlar ve gözlerinde parıldayan ümit ışığı bütün o yüzlere bir sarhoşluk ifadesi ve ağarmış sakallara hafif bir ahiret mutluluğu veriyor.

Hür olacaklar, bundan sonra daima azat edilmiş olacaklar! Peki ama kimden, Tanrım! Kutsal Dağ’daki varlığının bile hakaret addedildiği ve benim gidip konseyin çıkışında göreceğim meşhur Osmanlı yöneticisinden!

Ve ben, geçen gün Dulcigno kumsalında müezzinin okuduğu ezanı dinlediğim gibi burada bu kaymakamı ve daha sıradan ama onun da kendince bir asaleti olan şikayetini dinliyorum…”

Konuşmasının anlamı aşağı yukarı şöyle:

“Bakın bana. Yeteri kadar sefil miyim! Sultan’ın hâkimiyeti bu yörelerde sadece benim gibi zavallı sefiller tarafından temsil edildi! Etrafınıza bir göz atın; şu binlerce dindarı görün; manastırlarını ziyaret edin, onları bizzat kendiniz sorgulayın. Gerçekten şikayet edecekleri ne var ki? Onların kurallarına dokunduk mu, topraklarına el koyduk mu, haç çıkarmalarını yasakladık mı? Yüzyıllardır sürüp giden anayasalarında herhangi bir değişiklik yaptık mı?.. 

Batı’da hep söylenir. Türkler çok aşırı fanatiklerdir diye! İyi de hangi halk, sorarım size, hangi fatih burada yaşayan zavallı insanlara daha çok insanlık, hoşgörü ve dini müsamaha gösterdi? Bizim hukukumuz altında, Bizans imparatorlarının hukuku altındaki kadar hür, hatta daha da hür yaşadılar. Daha uzağa gitmeyelim, bizim egemenliğimiz altındayken, sizin Fransa’daki keşişlerinize, Avusturya’daki Katolik keşişlere ve şu çok Hristiyan İspanya’nın keşişlerine verdiğiniz sıkıntıdan yüz kez daha az sıkıntı çektiler… Haydi oradan mösyö! Onlar bizi arayacaklar. Yunan, Rus, Sırıp, Romen, Bulgar bütün bu keşişler birbirlerinden ölümüne nefret ediyorlar. Onları birleştiren yegane bağ, islam’a duydukları nefrettir. Biz buradan gittikten sora, birbirlerini yiyecekler. Ve bu bizim intikamımız ve haklılığımızın teyidi olacaktır, şayet buna ihtiyaç duysaydık…”

Kaymakam işte böyle söylüyor. Ve acaba haklı mı? Ama sözleri o kadar boşuna ki! O konuşuyor, ama donanma da yaklaşıyor. Mesele bu, inkar etmek mümkün değil. Ve günün birinde bugün olanın olması gerekmiyor muydu? Ne cevap vereceğimi bilemiyorum. Ona, İslam’ın bu evladına, artık kabullenmek zorundasınız demek bana mı düşüyor? O ise bunu benden daha iyi biliyor. Giderken, eliyle yerden bir avuç toz alarak kalbinin üstüne götürmek tarzındaki hoş selamını veriyor.

– Elveda mösyü, gezintinizin sonunda tekrar Karyes’ten geçerken beni artık göremeyeceksiniz.

Altında bütün bir alemin sona erişinin titreşimleri duyulan bu son derece sade sözler şüphesiz insanoğlunun bu en zarif veda hareketi, yüreğimin derinine işliyor. Ve birden bu zavallı memur, mağlub olmuş, güçsüz ve boyun eğilmiş asil Türkiye’nin bir hayali gibi görünüyor gözüme…

Ondan ayrılıyorum; O bu mavi odada daha kaç sigara içecek Yukarıda beş asırdır dalgalanan İslam’ın bayrağı daha kaç saniye akşam rüzgarında titreyecek?...

İlgili Makaleler

Balkanlar- Rumeli
KOSOVA’DA SÛZİ ÇELEBİ’NİN TÜRBESİ VEFÂ BEKLİYOR
F
atih Sultan Mehmet tarafından fethedilen Kosova’nın Prizren şehrindeki Sûzi Çelebi Hazretleri camisinin haziresi ve türbesi harabeye dönmüş, içler acısı bir durumda. Otlar ve çöpler arasında adeta kaybolmuş.  Sûzi Çelebi hazretleri, mücahid-gazi, şair, âlim ve evliyadır. Türkçe yazdığı 15.000 beyitlik…
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Akıncıları ve Prizrenli Sûzî Çelebi
O
smanlı Devleti’nin 14. ve 15. asırlarda Avrupa’da yaptığı baş döndürücü fetihlerde “akıncı” diye anılan askerî sınıfın çok önemli bir rolü vardır. Bugünün komando sınıfına karşılık gelen akıncıların, düşmanın iktisadi gücünü ve manevi yapısını altüst ederek savaşın kazanılmasında çok mühim hizmetleri olurdu. Fatih…
Osmanlı Akıncıları ve Prizrenli Sûzî Çelebi
Balkanlar- Rumeli
Türklerin Batıya Koşusu
D
okuzuncu asrın ortalarına doğru, Orta Asya’dan kovulan Türk boyları, çaresizlik içinde göç ediyorlardı. Kırgızların mağlûp ederek, ana yurtlarından kovduğu bu insanlar, aslında kaybederken kazanıyorlardı. Çünkü bir müddet sonra bu hâdise, Türk tarihinin dönüm noktası olacak neticeler doğuracaktı.

Önce güneye inen mağlû…
Balkanlar- Rumeli
Balkanlarda Kadîm Bir Osmanlı Şehri: Prizren
F
ethin üzerinden uzun asırlar geçmiş, devir dönmüştür. Osmanlı’nın tam 500 yıl adaletle idare edip medeniyetler kurduğu bu topraklar bugün öksüz, üzerindekiler yetim kalmıştır. Yaklaşık ll.000 km2’lik bir toprak parçası üzerinde, müstakil bir devlet olmanın gururunu yaşayan Kosova,  Balkanların en genç devletidir. 

Türk…
Balkanlarda Kadîm Bir Osmanlı Şehri: Prizren
Balkanlar- Rumeli
Sancak Boşnaklarının Türk Sevdası
B
alkanlar'da Tarih boyunca, günümüzde olduğu gibi Sancak nüfusunun çoğunluğunu Boşnaklar teşkil etmiştir. Sancak, tarih boyu Bosna-Hersek'in ayrılmaz bir parçası idi. Bu bakımdan Sancak tarihi, aynı zamanda Boşnak kimliğinin devamını sağlamak için yürütülen Bosna-Hersek mücadelesinin de bir parçası sayılabilir. 
Gerek B…
Balkanlar- Rumeli
Orda Dostlar Var Uzakta..
R
essamlar fotoğrafçılar Maglay’a bayılıyorlar. Kale var, kule var, taş kubbeler, ahşap minareler, kitabeli çeşmeler, tekkeler, dergâhlar, kafesler, cumbalar…

Tito’nun Yugoslavya’sı kapalı bir kutuydu âdeta. Biz Almancılardan dinlerdik. Yok Üsküp’te arabası bozulmuş da tamirci bakmış, onarmış. “Haade gidesin” demiş, “dua…
Balkanlar- Rumeli
Orda Dostlar Var Uzakta..
R
essamlar fotoğrafçılar Maglay’a bayılıyorlar. Kale var, kule var, taş kubbeler, ahşap minareler, kitabeli çeşmeler, tekkeler, dergâhlar, kafesler, cumbalar…

Tito’nun Yugoslavya’sı kapalı bir kutuydu âdeta. Biz Almancılardan dinlerdik. Yok Üsküp’te arabası bozulmuş da tamirci bakmış, onarmış. “Haade gidesin” demiş, “dua…
Orda Dostlar Var Uzakta..
Balkanlar- Rumeli
İşkence Adası Nargin
B
iliyorsunuz Birinci Cihan Harbi’ne Almanya, Avusturya Macaristan, Bulgaristan ve İtalya ittifakı ile gireriz. Bulgarlar erken bırakır, İtalyanlar ise karşı cenaha geçerler kurnazca. Rusya uyanıktır, İngiltere, Fransa, Belçika, Sırbistan, Yunanistan, Romanya, Portekiz, Japonya, Brezilya ve ABD’nin bulunduğu tarafta…
İşkence Adası Nargin
Balkanlar- Rumeli
Osmanlılar Macaristan’a Refah ve Huzur Getirdi
M
acar tarihçisi Sándor Takáts’ın (1860-1932) Rajzok a török világból (Türk Âleminden Çizgiler) adlı eseri Macar bilimler Akademisi yayınları arasında neşredildi. Bu eseri, Macaristan, Avusturya ve Almanya arşivlerinde bulunan orijinal vesikalara istifade edilerek yazılmıştır. Bilindiği gibi, eski Macar tarihçileri…
Osmanlılar Macaristan’a Refah ve Huzur Getirdi
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Bosna’sı ve Asil Boşnaklar
B
ugünkü Bosna-Hersek Cumhuriyeti yaklaşık 50 bin km² alana, 20 km sahile ve 5 milyon nüfusa sahiptir. Tarihî ve tabii güzellikleriyle cennet gibidir. Osmanlı eserleriyle de âdeta bir açık hava müzesidir.

Fatih Sultan Mehmed, İstanbul’un fethinden 12 sene sonra, 1463 yılında Bosna’yı fethetti. 1521’de Bosna Sancağı,…
Osmanlı Bosna’sı ve Asil Boşnaklar
Balkanlar- Rumeli
Rumların Mora Katliamı
M
ora'da Balyabadra Piskoposu Germanos, 4 Nisan 1821'de savaş ilanı yapar. Rumlar kalabalık ve donanımlıdırlar. Peloponnesos'te 40 bin Türk'e karşı 350 bin Rum vardır mesela. Yağma ve cinayetler ansızın yayılır, erkekleri katleder, kızları köle yaparlar. Kalelere sığınan Türkler ümitsizdir, ne barut vardır, ne de gıda. 

Rumların Mora Katliamı
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Mimarisinin Şaheserler Yurdu Prizren
P
rizren bugünkü 170.000 nüfusuyla Kosova'nın en mühim il ve kültür merkezlerinden birini oluşturmaktadır. Eski ve yeni kültürlerin kaynaşması ve çok sayıda tarih ve kültür abidelerine sahip olan Prizren'in zengin tarihi çoğu araştırmacıların alakasını çekmiş, hakkında binlerce sayfanın yazılmasına ve binlerce…
Osmanlı Mimarisinin Şaheserler Yurdu Prizren