Osmanlı Esirlerine Azerbaycan Türklerinin Yardımları

Akif Aşırlı 27.01.2017 2918
A
resim
ynı etnik kökene, milli-manevi değerlere sahip olan Türkiye ve Azerbaycan arasındaki münasebetler, devletlerarası bir hususiyet kazanmadan önce de sağlam temellere dayanıyordu. Öyle ki, tarihin çeşitli dönemlerinde bu iki halk arasında dayanışma, işbirliği ve yardımlaşmanın en güzel örneklerini görmek mümkündür. 

Türk milletine mensup olmanın verdiği kardeşlik duygularından kaynaklanan bu münasebetler, 20. yüzyıl başlarında ise devletlerarası bir vasıf kazanmış, bugünkü siyasi ve askeri ilişkilerin zeminini oluşturmuştur. Balkan Savaşları, hemen ardından patlak veren Birinci Dünya Savaşı sırasında da, Rus işgali altına olmanın getirdiği baskı ve yasaklamalara aldırmadan, Azerbaycan Türkleri Türkiye'ye destek için harekete geçtiler. Milli ve dini duyguların etkisiyle, öz kan ve din kardeşlerine elden geldiğince yardım etmeye çalıştılar. 

Bu meyanda Azerbaycan'da Türk ordusu için yardım kampanyaları düzenlendi, gençler Çar gizli polisinin takibinden kaçarak İstanbul'a, Osmanlı ordusu saflarında savaşmaya koştular. Öyle ki, bu gençlerden "Kafkas Gönüllüleri" adıyla bir birlik teşkil edilecektir. Azerbaycan muhaceratının önemli isimlerinden Hüseyin Baykara tarafından kaleme alınan "Azerbaycan İstiklal Mücadelesi Tarihi" adlı kitapta bu konuyla ilgili geniş bilgiler bulunmaktadır.

Türkiye Türklerinin yanında savaşmak için giden gençlerde biri de Azerbaycan milli marşının yazarı Ahmet Cevat'tı. Bu sebepledir ki, 1937 münevver kıyım döneminde tutuklanan ve kurşuna dizilen şaire yöneltilen suçlamalardan biri de bu konuyla ilgiliydi. Ahmet Cevat ise bu soruya hiç eğilip bükülmeden şöyle cevap verecektir: 

"Evet, ben 1912 yılında Türkiye'de bulundum. Benim oraya gidiş sebebim de Balkan Savaşı'nda Türk ordusu saflarına gönüllü olarak katılmaktı. Türkiye'ye Batum'da pasaport işleriyle meşgul olan bir Rum'dan aldığım Fars pasaportuyla gittim ve Türk ordusu saflarına katıldım."

Balkan Savaşları sırasında Türkiye'ye ilk siyasi desteklerden birini de Müsavat Partisi verecektir. Azerbaycan Türkünün dayanışma ruhundan doğan bir beyanat yayınlayan parti, Müslüman dünyaya hitap ediyor ve şöyle sesleniyordu: 

"Dindaşlar! Bilin ve emin olun ki, yegâne ümidimiz ve kurtuluş çaremiz Türkiye'nin istiklal ve terakkisindedir. Bütün dünya biliyor ki, İslam hilafetine sahip olan Türkiye'ye karşı bu savaşı Balkan'ın ufak ve küçük hükümetleri ilan etmemişlerdir. Çünkü aslan ne kadar zayıf olsa da çakallar ve tilkiler ona yaklaşmaya cüret edemezler. Bunları yapan, insanlık düşmanı, ‘dünya jandarması’ sıfatıyla meşhur olan ‘kuzey ayısı’ Rusya hükûmetleridir ki, (Balkan devletlerine) her gün tıbbi malzeme, hekim ve gönüllü adi altında bölük bölük nizami askerler göndermektedirler."

Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’na katılması, Azerbaycanlı münevverler tarafından –böyle bir gelişmenin Türk halkına facialar getireceği düşüncesiyle – arzu edilmiyordu.    

Ne var ki kısa bir zaman sonra Türkiye, müttefiki Almanya tarafından sonu belirsiz bu büyük savaşa sürüklendi. Savaş, Türkiye'ye askeri ve siyasi başarısızlıklar getirdi. Birçok cephede birden savaşmak zorunda kalan Türk askerleri yalnızca şehit düşmediler, zorluklarla dolu bir esaret hayatı da yaşamak durumunda kaldılar. 

Nargin Adası’ndaki Esirler

Nargin Hazar Denizi’nde bir adadır. Bu adada bulunan esirler, 1914 Aralık ayından itibaren Kafkas cephesinde Rusya ile çarpışmaya başlayan Türk birliklerine mensup askerlerdi. Bu subay ve erler, Rusya Çarlığı sınırları içindeki muhtelif esir kamplarına dağıtılıyorlardı. 

Şunu da kaydetmek gerekir ki, Nargin'e getirilen esirler yalnızca askerlerden ibaret değildi. Doğu Anadolu'nun Rus işgaline maruz kalmış Kars, Erzurum, Ardahan gibi bölgelerinde yaşayan sivil insanlar da bu kampa konuluyorlardı. Siviller arasında yaşlılar, kadın ve çocuklar da vardı. Böylece Nargin Esir Kampında Alman, Avusturya ve Bulgar esirlerle birlikte on bine yakın asker-sivil Anadolu Türkü de kendi makûs talihlerini yaşamaya başlamışlardı. 

Öte yandan Ruslar, Nargin'e getirdikleri esirleri, kafileler hâlinde halkın arasından geçiriyorlardı. İçlerinde yaşlıların, kadın ve çocukların bulunduğu bu esirlerin, gösteri yapılırcasına, şehir içinde dolaştırılmaları, aşağılayıcı davranışlara maruz bırakılmaları halkın yanı sıra münevverler, din adamları, tüccarlar gibi toplumun önde gelen insanlarının da çok ciddi tepkilerine yol açıyordu. 

Bunun üzerine böyle davranışların engellenebilmesi ve esirlere yardım için Azerbaycanlı aydınlar arasında gizli toplantılar düzenlenmeye başladı. Kısa zaman içerisinde de Bakü'de, "Kardeş Kömeği", "Muhtaçlara Kömek", "Türk Esirlerine Yardım Komitesi" gibi çeşitli cemiyetler kuruldu. Temeli 1905 yılında atılan "Bakü Müslüman Hayriye Cemiyeti" ise, bu gelişmelerden sonra faaliyet yönünü Güney Kafkasya'dan Doğu Anadolu'ya çevirdi. 

Öncelikle, Hüsrev Paşa Sultanov'un başkanlık ettiği, merkezi Tiflis'te bulunan özel bir komite oluşturularak bölgede kimsesiz kalmış çocukların Bakü, Şeki, Gence, Şuşa gibi şehirlere getirilmesi ve buralarda koruma altına alınmaları için çaba gösterilmeye başlandı. Böylece, komitenin 1916-1917 yılları arasında yürüttüğü faaliyetler sonucunda yüzlerce yetim ve kimsesiz çocuk, teşkil edilen bakımevlerinde koruma altına alındı; eğitim, sağlık ve beslenme ihtiyaçları karşılandı. 

Azerbaycan Merkezi Tarih Arşivi'nin 335. klasöründeki iki dosyada Azerbaycan Türklerinin Anadolu'daki kardeşlerine yaptıkları yardımlar, kimsesiz çocukların tespiti, toplanması ve Azerbaycan'ın muhtelif şehirlerine getirilip yerleştirilmeleri konularını ihtiva eden 200 den fazla belge bulunmaktadır. 

Nargin adasında tutulan Türk esirlerinin Azerbaycanlı Türkler tarafından kaçırılması ve onları himaye ederek çeşitli bölgelere yerleştirmeleri konusu, denilebilir ki Azerbaycan tarihçiliğinde geniş şekilde ele alınmamış, yalnızca, farklı bilim adamlarının araştırmalarında ele alınan konular meyanında değinilmiştir. 

İlgili Makaleler

Kafkasya-Kırım
Kırım'ı Kurtarmak
S
osyolojinin kurucusu, Muhammed ibn Haldun’un “coğrafya kaderdir” sözü malûmdur…

Anadolu, medeniyet yahut gönül coğrafyamızın Endülüs’ten Doğu Türkistan’a, Kırım’dan Yemen’e kesişme çizgisinin merkezindedir.
 
Tasvir ettiğimiz bu coğrafya, kaderimizdir.
 
Kader karşısında boynumuz kıldan incedir!..
 
Anadolu’nun fethi, Muhamm…
Kırım'ı Kurtarmak
Kafkasya-Kırım
AZERBAYCAN’IN İLK TÜRKİYE SEFİRİ
Ç
arlık Rusya’sının yıkılmasından sonra 28 Mayıs 1918’de Azerbaycan Halk Cumhuriyeti kuruldu. Yeni cumhuriyeti ilk tanıyan da Osmanlı Devleti oldu. İbrahim Abilof ilk sefir olarak Türkiye’ye geldi. Maalesef bu cumhuriyetin ömrü uzun olmadı. 28 Nisan 1920’de Sovyetlerin Bakü'yü işgali ile ortadan kaldırıldı. O…
Kafkasya-Kırım
Seyyahlara Göre Kırım’da Sosyal Ve Kültürel Hayat
A
raştırmamıza konu olan seyyahlar, yabancı bir müşahit olarak Tatarların sosyal, kültürel ve iktisadi durumu hakkında dikkate değer bilgiler kaydetmişler.. Şehirlerde gördüklerini not alan seyyahlar bu coğrafyada yaşayan insanları inceleme fırsatı bulmuşlardır. 

Seyyahların Tatarlar arasında özellikle dikkat çektikleri…
Kafkasya-Kırım
Seyahatnamelerde Kırım
K
aradeniz’in kuzeyinde yer alan ve jeopolitik açıdan oldukça önemli bir yerde bulunan Kırım, tarih boyunca Rusya’nın genişleme politikasının kilit noktasını oluşturmuştur. Altın Orda devletinin dağılmasından sonra bu bölgede kurulan Kırım Hanlığı, Osmanlı Devletinin himayesiyle birlikte Rus işgaline kadar olan süreçte…
Seyahatnamelerde Kırım
Kafkasya-Kırım
Kırım, Türkiye’nin Parçasıdır…
A

kdeniz’deki Kıbrıs adası, bizim için ne anlama geliyorsa Osmanlı ceddimizin "Siyahdeniz" dediği Karadeniz’e bakan Kırım yarımadası da aynı değerdedir.

Ecdadımız, yüksek devlet adamı idrakiyle hem Akdeniz ve hem de Karadeniz’e büyük ehemmiyet vermişlerdi. "Akdeniz" derken yaptığımız tarifi, bugünkü Akdeniz’den ibaret…
Kırım, Türkiye’nin Parçasıdır…
Kafkasya-Kırım
Kırım'ın Hazin Günü
T

arihin en karanlık sayfalarından biri, 18 Mayıs 1944 gecesi Kırım’da yazıldı. Kırım Tatar halkı, Sovyet lider Josef Stalin’in gizli kararnamesiyle, sadece 15 dakikalık bir hazırlık süresiyle evlerinden koparıldı.

250 Bin İnsanın Yarısı Yollarda Can Verdi 

Kadın, çocuk, yaşlı demeden binlerce insan hayvan…
Kırım'ın Hazin Günü
Kafkasya-Kırım
Kırım'ın Kara Günleri
K

ırım Türkleri, asırlar boyunca yaşadığı Kırım topraklarının stratejik öneme sahip olmasından dolayı sürekli olarak Rusların baskısı altında kalmıştı. Kırım’ın Küçük Kaynarca Anlaşması (1774) sonrasında Osmanlı himayesinden çıkıp, ardından Rus Çarlığı tarafından ilhak edilmesiyle (1783) baskının şiddeti ve…

Kırım'ın Kara Günleri
Kafkasya-Kırım
Kırımlı Âlim Seyyid Ahmed Efendi
A
slen Kırımlı olan bu bu zat, Osmanlı devri âlimlerindendir. İsmi, Ahmed olup, babası Abdullah Efendi’dir.. Kırımî nisbesiyle meşhûr olmuştur. Ahmed Efendi’nin doğum târihi bilinmemektedir.

Kırım’da doğup büyüyen Ahmed Efendi, o beldenin meşhûr âlimlerinden “Fetvâ-i Bezzâziye” sahibi Hâfızüddîn Muhammed Bezzâzî’den ve…
Kafkasya-Kırım
Azerbaycan: Galip Halk Galip Devlet
Y
az tatilimizin 1 aylık kısmını, hanımımın aile büyüklerini ziyarete geldiğimiz Bakü’de geçirdik. Kardeş vatandaki müşahedelerimi aktarmak istiyorum. Azerbaycan, kararlı, cesur liderliği; güçlü, kahraman ordusu ve Türkiye’nin desteğiyle 2020 yılında Karabağ zaferini kazandı. 2023 Eylül'ündeki antiterör emeliyatı…
Azerbaycan: Galip Halk Galip Devlet
Kafkasya-Kırım
Çerkeslerin Muhacereti
Ç

erkeslerin Abigo vadisinde son mukavemet teşebbüsleri, Kafkas tarihinde asla unutulmayacak olan bir hadisedir. 7 - 11 Mayıs 1864’de kadar dört gün içinde Ruslar, bir avuç Çerkes tarafından yenilgiye uğratılmışlardır. Nihayet Rusların kuvvetli bataryalarının ateşi altında bu Çerkeslerin hemen hemen tamamı şehit…

Çerkeslerin Muhacereti
Kafkasya-Kırım
Azerbaycan Türk'ünün Hassasiyeti
G
ünler, talihin bize küstüğü zamanlardan biridir. Türk yurdu Azerbaycan, İngiliz, Rus ve Ermeni işgali altındadır. Yapılmayan kötülük yoktur. Osmanlı zor vaktindedir. Fakat yüreğinin bir yarısı Yemen'se diğer yarısı Bakı'dır. Bu işgal böyle devam edemez. Onun için Nuri Paşa komutasındaki İslam Türk Kafkas Ordusu,…
Azerbaycan Türk'ünün Hassasiyeti
Kafkasya-Kırım
Başkurdistan Neden Karıştı?
B
aşkurdistan Cumhuriyetinde yaklaşık bir haftadır büyük gerginlik var.

Başkurdistan neresi? Rusya Federasyonu’na bağlı bu özerk devlette neler oluyor? Rusya’nın, ülke dışındaki fiilî -özellikle Ukrayna- kabili atakları olduğunda Başkurdistan’daki tepki hareketlerin sebepleri ne olabilir?

Başkurdistan Rusya Federasyonu’na…
Başkurdistan Neden Karıştı?