Osmanlı Devleti Doğu Türkistan'ı da Unutmadı

Ömer Faruk Yılmaz 22.01.2013 2937
O
smanlı Devleti her devirde Türkistan bölgesine yakın ilgi göstermiş ve hususiyle Safevilerle yapılan savaşlar sırasında Orta Asya'daki Hîve, Buhara, Semerkand ve Hokand hanlıklarına elçiler göndererek münasebetlerde bulunmuştur.

Rusya'nın ve Çin'in bölgede nüfuz elde etmeye başlaması ile de bu münasebetler bir zaruret halini almıştır. Çünkü Rus ve Çin devletleri buralarda Müslümanlara karşı büyük bir tahakküm idaresi kurma gayretinde olmuşlardır.

Türkistan bölgesindeki Müslüman hanlıklar da, 16. yüzyıldan itibaren İran, Çin ve Rusya'ya karşı hem büyük bir siyasi güç hem de Osmanlı padişahı "İslam halifesi" olduğundan Osmanlı Devleti'ne elçiler gönderme ihtiyacını duymuşlardır.

Osmanlı-Türkistan münasebetleri sadece siyasî saha ile sınırlı kalmayıp dinî, ilmî ve ticarî faaliyetleri de içine almış ve devletin yıkılışına kadar devam etmiştir. Bugün Osmanlı Arşivi'nde mevcut vesikalar ışığında buralarla olan münasebetleri en ince teferruatına kadar görmek mümkündür.

Meselâ: Hacıların İstanbul'a gelerek halifenin duasını aldıktan sonra mukaddes topraklara gittikleri ve Türkistanlı hacılara yardım edilmesi ve emniyetlerinin sağlanması konusunda o devirlere ait,  binlerce vesika mevcuttur.

Ayrıca, buralarda mektepler açılmış, İstanbul'a talebe getirilip okutulması  ve tekrar memleketlerine gönderilmesi hususunda çalışmalar yapılmıştır.

Bölgeye askerî teknik eleman gönderilip, yerli askerî eğitim geliştirilmiş, çeşitli zamanlarda askerî teçhizat ve mühimmat yardımı yapılmış, Türkistanlı tacirler için bilhassa İstanbul'da merkezler oluşturulmuştur. Felaket zamanlarında karşılıklı yardımlaşmalar olmuştur.

1897 Osmanlı-Yunan Savaşı sırasında bu bölgeden Osmanlı'ya büyük miktarda yardımlar gelmiştir. Hicaz Demiryolu için buradaki Müslümanların yardımları göz ardı edilemeyecek kadar büyüktür.

Padişahların Müslüman halka maddî yardımları yanında bilhassa Kur'ân-ı Kerîm ve dînî kitap yardımları vardır. Yukarıda verdiğimiz bilgilerdeki münasebetler umumî olarak Türkistan'ın tamamına matuf faaliyetlerdir.

Bölgenin küçük fakat mühim bir mevkii olan Gulca'ya Osmanlı Devleti'nin yakın alâkası eskilere dayanmaktadır. Bu münasebetlerin başında eğitim ile alakalı faaliyetler gelmektedir. İstanbul, asırlardır islam dünyasına dînî ve ilmî merkezlik yapmıştır. Bunun sebeplerinin en başında, hilafet makamının ve halifenin burada bulunması gelmektedir. Böyle olunca bütün dünya Müslümanları buraya ayrı bir bağlılık göstermiştir. Aradaki manevi bağı sağlamlaştırarak devam ettirmenin birinci vasıtası da ilim alışverişinde bulunmaktır.

 Osmanlı bunu, Müslümanların bulunduğu dünyanın çeşitli yerlerinde mektepler ve medreseler açmak, bu uzak memleketlerden talebeler getirterek İstanbul'da okutmak ve tekrar memleketlerine gönderip oralarda da aynı tedrisatı yaptırmak suretiyle gerçekleştirmiştir.

Osmanlı Devleti Gulca'da mektep ve medreseler açmış ve devamı için maddi yardımlarda bulunmuş; Gulca'dan da İstanbul'a talebeler getirilip mektep ve medreselerde okutulmuştur.

Hamidiye Mektebi

Sultan İkinci Abdülhamid Han'ın eğitim faaliyetleri herkesçe malumdur. Osmanlı Devleti sınırları dışında Müslümanların bulunduğu memleketlerde açtığı mektep, medrese ve camilerin sayısı oldukça fazladır. 11 Kasım 1904 tarihli bir vesikadan Gulca'da da Hamidiye Mektebi açtığını öğrenmiş bulunuyoruz. Bu mektebin ismi vesikada  "Çin'de Gulca Mekteb-i Hamîdî-i Hüseyni." şeklinde geçmektedir.

1904 tarihinde Gulca'da açılmış olan bu mektep hakkındaki bir vesikada şu bilgiler yer almaktadır:

“ Cenab-ı Hak, Müslümanların yegâne sığınağı, adaletli, şefkatli,   halife ve imamı olan padişahımız efendimiz hazretlerini kıyamete kadar makamında kemal-i afiyetle dâim buyursun.”

Çin Türkistan'ında bulunan Gulca ve Kaşgar beldesi ileri gelenlerinden Bahaeddin Bay, hilafet merkezinde olduğu gibi bu havalide de ilim ve maarifin yayılması için Abdülkâdir, Mesûd, İbrahim ve Muhammed Seyyid isimli talebeleri padişahımızın himayelerinde ilmî müesseseler arasında yüksek bir mevkisi bulunan Hamîdiye Mekteb-i Âlîsi'ne kayıt ve  kabulleri yapılmış, mektep içinde hususî bir dairede ikametlerini sağlamıştır. Bunların rahat ve huzurlarının temin edilmiş olması, bütün Müslümanları büyük bir sevinç içinde bırakmış ve padişahımıza teşekküre sevk etmiştir.

 Hiçbir ferdin nail olamadığı şu muazzam nimetler için Müslümanlar şükür secdesine varmıştır. Bu sebepledir ki, hilafet makamı ile olan maddi ve manevi bağlılık daha da kuvvetlenmiş ve devamlı kuvvetlenmeye devam eder bir hale gelmiştir.

İstanbul'da çeşitli mekteplerde okutulan bu talebeler ile çok yakından alâkadar olunmuş ve hertürlü ihtiyaçları devlet tarafından karşılanmıştır.

28 Ocak 1909 (5 Muharrem 1327) tarihinde Harbiye Mektebi'nde 9 Gulcalı talebenin tahsil gördüğünü vesikalardan tespit ediyoruz. Bunun yanında Tıp Mektebi'nde, Sanayi Mektebi'nde ve diğer mekteplerde tahsil gören Gulcalı talebeler de vardı.

1863 tarihli bir vesikada Çin'de Gulca Emaret-i İslamiyesi musahiblerinden Akçapan Berat Efendi'nin oğlu Gulcalı Hafız Abdülaziz Efendi'den bahsedilmektedir.  Gulcalı âlimlerden Hafız Abdulaziz Efendi saraya alınmış, burada yetişmiş, daha sonra Enderunda Arapça muallimliği yapmıştır.

Abdulaziz efendi Çin ve Türkistan Müslümanları hakkında çok mühim bilgiler veren “ Çinde din-i mübin-i İslam ve Çin Müslümanları” hakkında bir kitapta yayınlamıştır.

İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür