Osmanlı Bosna'sı: "Ticarette Ne Senet, Ne Şahit ve Ne de Faiz"

S.B 05.10.2009 3407
A
hmed Cevdet Paşa'nın, bugün maalesef tamamı neşredilmemiş olan ve 21 defter tutan el yazması «Tezâkir-i Cevdet»'inde yakın tarihimize ışık tutan çok önemli bahisler vardır. Türk Tarih Kurumu, bu çok değerli müşahedelerin mühim bir kısmını (40 tezkireden 39'unu) neşretmiş, henüz tamamlayamamıştır.

Tezâkir-i Cevdet'ten aşağıda vereceğimiz örnekler, orijinal el yazması nüshadan, Paşa'nın, çok önemli rol oynadığı Bosna-Hersek lslahatına ait intibaalarından yer yer sadeleştirerek alınmıştır.

Vesikalar Nasıl Ele Geçti?

Cevdet Paşa'nın kitapları ve bu arada Tezâkir-i Cevdet külliyatı, kızı Fatma Aliye Hanım’ın, vefatından sonra Sahaflar Çarşısı'nda satılığa çıkarılmıştır. Tanınmış sahhaf Nizameddin Aktuç, bu belgelerin değerini ilk defa keşfetmiş ve hemen İstanbul şehir ve İnkilap Müze ve Kütüphanesi'ni haberdar etmiş, böylece bu değerli eserin satın alınmasını sağlamıştır.

Ahmet Cevdet Paşa tezkirede diyor ki:

Saraybosna Bir Ticaret Merkezi; Ancak Buradaki Ticaret Mahkemesi’nin Hasılatı Çok Az

Bosna'ya iki taraftan ticari mal naklolunurdu. şöyle ki: İstanbul'dan, Selanik ve Yenipazar yolu ile ve Avusturya - Macaristan'dan Svornik yoluyla yine Saraybosna’ya mal götürülürdü. Bu mallardan yol üzerinde vilayet ve kazaların hisseleri ayrılmaz, onlar da, sair vilayet ve kazalar gibi   ticari  mallarını Saraybosna’dan alırdı. Bu yüzden Saraybosna ticaret merkeziydi. Saraybosna eyaleti, Bosna, Travnik, Biatseh, Banyaluka ve Svornik sancaklarından müteşekkil olup, Hersek Sancagı dahi, bu eyalete bağlı idi.

Halbuki ticaret mahkemesinin hasılatı mahkeme kâtibinin maaşına bile kafi gelmiyordu. Maaşların açık kalması yüzünden mahkeme reisliğinden tarafıma şikayet olundu. Bu şikayet hayretime mucip oldu. Hemen ticaret mahkemesine giderek defterleri tetkik etim. Hiç bir ay 350 kuruştan fazla hasılat olmamış. Bu miktar dahi nadiren 350 kurusa yükselmiş. Hasılatın ekseri 150-200 kuruştan ibaret olduğunu hayret ve taaccüple gördüm.

Mahkemeye Müracaat Eden Tüccar Yok

Tahkikat neticesinde de yerli tacirlerin mahkemeye müracaat etmedikleri anlaşıldı. Bunun üzerine artık Bosna ticaretinin ne yolda cereyan  edegeldiğini ögrenmek lazım geldi. Teftişlerim neticesinde anlaşıldı ki, gerek İstanbul ve gerek Avrupa emtia ve eşyasını getirenler, ancak Saraybosna tüccarı olup, civar vilayet ve kazalar tacirleri Saraybosna'ya gelerek mağazalardan alıp memkeketlerine naklediyorlar.

Mesela vilayet tüccarlarından  biri Saraybosna'ya gelip bir tacirin mağazasına müracaat eder. Kendisine lazım olan malları tespit eder. Bütün bu malları mağaza kâtibi sırasıyle bir pusulaya yazar ve hizalarına da fiyatlarını kaydeder. Bir yandan da denkler bağlanır, malların hepsi, kâtibin tanzim ettiği pusula ile tacire verilir. O da bedelini ödemeden alıp gider. Arasıra, Saraybosna tüccarı tarafından çıkarılan tahsildara, taksitini verir ve verdiği paralara mukabil de birer ilmuhaber alır.

Senet Yok, Şahit Yok

Velhasıl civar vilayet ve kaza tacirleri Saraybosna'dan üçer, beşer bin kuruşluk mal alıp pusulasıyla beraber memleketlerine götürürler ve bu muamele esnasında ne senete, ne de şahide lüzum gürülür. Şayet malı alanlar borçlarını inkâr etseler, elde senet olmadığı için mal satan hiç bir hak iddia edecek durumda değildir. Halbuki ticaret mahkemeleri senetler ve şahitler üzerine hüküm verirler. Böyle koskoca bir eyaletin ticari muamelesi senetsiz, şahitsiz nasıl dönüyor? Bu ciheti çok merak ettim. Saraybosna tüccarından Mehmed Ağa isminde bir zat vardı. Onu çağırdım. Aramızda şöyle bir konuşma geçti:

- Veresiye vermiş olduğun mallardan dolayı ne kadar alacağın var?
- On bin keseden ziyade.
- Elinde senedin, şahidin var mı?
- Hayır, adet olmamış.
- Ya, müşterilerden biri borcunu inkâr edecek olursa ne yaparsın? 

Bu suale şaştı, gülerek cevap verdi:
- Bu kadar malı denklerle mağazadan kaldırıp pusulasıyla  beraber götürdü. Nasıl inkâr edebilir?
- Ya, bunlardan biri vefat ederse paranız batmaz mı?
- Vefat ederse, bizim pusulamız terekesinde çıkar ve varisleri borcunu öder.

Hakikaten, Saraybosna tüccarıyle alış-verişi olanlardan biri vefat ederse, terekesinde çıkan pusula ve ilmühaberler derhal Saraybosna'ya gönderilip borcu ödenir. Şayet yetimi varsa, tüccarın alacağı ödenmedikçe hakim,  terekesini takrir ettirmezmiş. Bunca  senedir Saraybosna tüccarından kimsenin alacağı inkâr olunmamış.

Faiz de Yok

Birara Bosna Sancağı çiftliklerinden 42 vekil çağırtarak, ağaların çiftliklerinden aldıkları arazi ücretinin memleketçe mutad olan nisbetinin ne olduğunu anlamak için evvela Müslümanlar'a sordum:
- Bosna'da akçanın kesesine kaç kuruş faiz alıyorsunuz?
- Haşa, biz faiz almayız, böyle haram para yemeyiz.
Sonra Hırıstiyanlar'a aynı suali sordum. şöyle cevap verdiler:
- Faiz almak Yahudiler'e mahsustur. O da yeni çıktı. Biz, İslam ve Hıristiyan birbirimize odünç para veririz; faiz almayiz. Senet alıp vermek dahi adetimiz değildir.

“Bu makaleden anlaşılacağı üzere yüz yıl kadar önce önemli bir Osmanlı eyaleti olan Saraybosna'da Ticaret Mahkemesi'ne kimse kimseyi şikayet etmiyor, dava açılmıyor, harç yatırılmıyor. Bu yüzden de mahkeme personelinin maaşları dahi ödenemiyormuş. Ya bugünkü Ticaret Mahkemelerimiz dava bakımından ne durumda!…”  Editör

Kaynak: Ahmet Cevdet Paşa’nın “ Tezâkir” inden Sayfalar: Boşnaklar
                Hayat Tarih Mecmuası  

İlgili Makaleler

Balkanlar- Rumeli
KOSOVA’DA SÛZİ ÇELEBİ’NİN TÜRBESİ VEFÂ BEKLİYOR
F
atih Sultan Mehmet tarafından fethedilen Kosova’nın Prizren şehrindeki Sûzi Çelebi Hazretleri camisinin haziresi ve türbesi harabeye dönmüş, içler acısı bir durumda. Otlar ve çöpler arasında adeta kaybolmuş.  Sûzi Çelebi hazretleri, mücahid-gazi, şair, âlim ve evliyadır. Türkçe yazdığı 15.000 beyitlik…
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Akıncıları ve Prizrenli Sûzî Çelebi
O
smanlı Devleti’nin 14. ve 15. asırlarda Avrupa’da yaptığı baş döndürücü fetihlerde “akıncı” diye anılan askerî sınıfın çok önemli bir rolü vardır. Bugünün komando sınıfına karşılık gelen akıncıların, düşmanın iktisadi gücünü ve manevi yapısını altüst ederek savaşın kazanılmasında çok mühim hizmetleri olurdu. Fatih…
Osmanlı Akıncıları ve Prizrenli Sûzî Çelebi
Balkanlar- Rumeli
Türklerin Batıya Koşusu
D
okuzuncu asrın ortalarına doğru, Orta Asya’dan kovulan Türk boyları, çaresizlik içinde göç ediyorlardı. Kırgızların mağlûp ederek, ana yurtlarından kovduğu bu insanlar, aslında kaybederken kazanıyorlardı. Çünkü bir müddet sonra bu hâdise, Türk tarihinin dönüm noktası olacak neticeler doğuracaktı.

Önce güneye inen mağlû…
Balkanlar- Rumeli
Balkanlarda Kadîm Bir Osmanlı Şehri: Prizren
F
ethin üzerinden uzun asırlar geçmiş, devir dönmüştür. Osmanlı’nın tam 500 yıl adaletle idare edip medeniyetler kurduğu bu topraklar bugün öksüz, üzerindekiler yetim kalmıştır. Yaklaşık ll.000 km2’lik bir toprak parçası üzerinde, müstakil bir devlet olmanın gururunu yaşayan Kosova,  Balkanların en genç devletidir. 

Türk…
Balkanlarda Kadîm Bir Osmanlı Şehri: Prizren
Balkanlar- Rumeli
Sancak Boşnaklarının Türk Sevdası
B
alkanlar'da Tarih boyunca, günümüzde olduğu gibi Sancak nüfusunun çoğunluğunu Boşnaklar teşkil etmiştir. Sancak, tarih boyu Bosna-Hersek'in ayrılmaz bir parçası idi. Bu bakımdan Sancak tarihi, aynı zamanda Boşnak kimliğinin devamını sağlamak için yürütülen Bosna-Hersek mücadelesinin de bir parçası sayılabilir. 
Gerek B…
Balkanlar- Rumeli
Orda Dostlar Var Uzakta..
R
essamlar fotoğrafçılar Maglay’a bayılıyorlar. Kale var, kule var, taş kubbeler, ahşap minareler, kitabeli çeşmeler, tekkeler, dergâhlar, kafesler, cumbalar…

Tito’nun Yugoslavya’sı kapalı bir kutuydu âdeta. Biz Almancılardan dinlerdik. Yok Üsküp’te arabası bozulmuş da tamirci bakmış, onarmış. “Haade gidesin” demiş, “dua…
Balkanlar- Rumeli
Orda Dostlar Var Uzakta..
R
essamlar fotoğrafçılar Maglay’a bayılıyorlar. Kale var, kule var, taş kubbeler, ahşap minareler, kitabeli çeşmeler, tekkeler, dergâhlar, kafesler, cumbalar…

Tito’nun Yugoslavya’sı kapalı bir kutuydu âdeta. Biz Almancılardan dinlerdik. Yok Üsküp’te arabası bozulmuş da tamirci bakmış, onarmış. “Haade gidesin” demiş, “dua…
Orda Dostlar Var Uzakta..
Balkanlar- Rumeli
İşkence Adası Nargin
B
iliyorsunuz Birinci Cihan Harbi’ne Almanya, Avusturya Macaristan, Bulgaristan ve İtalya ittifakı ile gireriz. Bulgarlar erken bırakır, İtalyanlar ise karşı cenaha geçerler kurnazca. Rusya uyanıktır, İngiltere, Fransa, Belçika, Sırbistan, Yunanistan, Romanya, Portekiz, Japonya, Brezilya ve ABD’nin bulunduğu tarafta…
İşkence Adası Nargin
Balkanlar- Rumeli
Osmanlılar Macaristan’a Refah ve Huzur Getirdi
M
acar tarihçisi Sándor Takáts’ın (1860-1932) Rajzok a török világból (Türk Âleminden Çizgiler) adlı eseri Macar bilimler Akademisi yayınları arasında neşredildi. Bu eseri, Macaristan, Avusturya ve Almanya arşivlerinde bulunan orijinal vesikalara istifade edilerek yazılmıştır. Bilindiği gibi, eski Macar tarihçileri…
Osmanlılar Macaristan’a Refah ve Huzur Getirdi
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Bosna’sı ve Asil Boşnaklar
B
ugünkü Bosna-Hersek Cumhuriyeti yaklaşık 50 bin km² alana, 20 km sahile ve 5 milyon nüfusa sahiptir. Tarihî ve tabii güzellikleriyle cennet gibidir. Osmanlı eserleriyle de âdeta bir açık hava müzesidir.

Fatih Sultan Mehmed, İstanbul’un fethinden 12 sene sonra, 1463 yılında Bosna’yı fethetti. 1521’de Bosna Sancağı,…
Osmanlı Bosna’sı ve Asil Boşnaklar
Balkanlar- Rumeli
Rumların Mora Katliamı
M
ora'da Balyabadra Piskoposu Germanos, 4 Nisan 1821'de savaş ilanı yapar. Rumlar kalabalık ve donanımlıdırlar. Peloponnesos'te 40 bin Türk'e karşı 350 bin Rum vardır mesela. Yağma ve cinayetler ansızın yayılır, erkekleri katleder, kızları köle yaparlar. Kalelere sığınan Türkler ümitsizdir, ne barut vardır, ne de gıda. 

Rumların Mora Katliamı
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Mimarisinin Şaheserler Yurdu Prizren
P
rizren bugünkü 170.000 nüfusuyla Kosova'nın en mühim il ve kültür merkezlerinden birini oluşturmaktadır. Eski ve yeni kültürlerin kaynaşması ve çok sayıda tarih ve kültür abidelerine sahip olan Prizren'in zengin tarihi çoğu araştırmacıların alakasını çekmiş, hakkında binlerce sayfanın yazılmasına ve binlerce…
Osmanlı Mimarisinin Şaheserler Yurdu Prizren