Orta Asya'ya Açılmak

Prof. Dr. İlber Ortaylı 31.10.2014 3247
M
arko Polo, Radloff, Wilheim Ludwig Thomsen, Yadrintsov, Willi Bang onun talebesi Annemarie von Gahain, Albert von de Coq. Karl Heinrich Menges, sonra Gyula Nemeth, onun selefi Arminius Vambery, Ligety, Raszony ünlü Alman şarkiyatçısı Georg Jacob, Avusturyalı Andreas Tietze onun talebesi lngebord Baldauf. Sonra Japonlar Masao Mori ve diğerleri. Sonra Fransız ekolü ve nihayet Taşkent'de Araştırma Enstitüsü açan Fransa, ABD ve Japonya sırada enstitü açıyorlar; kitap topluyorlar, uzmanlar geliyor.

Biz hala bir araştırma istasyonu kuramadık. Diyanet Vakfı gibi kuruluşlar keseyi açmaya hazır ama bürokrasi gereken atılım, gösteremiyor. Her fırsat ve kuruluştan yararlanmak lazım.

Reşid Rahmetî (Arat), Zeki Velidî (Togan), Saadet Çağatay gibi isimler istisna olarak kalıyor. Türk Tarih Kurumu atalar yurdunda iki hafriyatı bir süre önce desteklemeye başladı. Henüz Orta Asya arkeolojisi Türkiye'de ilmi bir branş olarak kurulmuş değil.

Türkoloji bölümlerinde sınırlı dialektoloji dersleri dışında Orta Asya'ya adım atacak uzmanların yetiştirildiği söylenemez. Zira bu günün Orta Asyasına adım atan belki Rusça ile Türkiye Türkçesi ile işini görebilir; ama bu dünyanın içine nüfuz etmesi, o hayatı kavraması mümkün değildir.

Orta Asya'ya adını atan Türk dilini bilmelidir. Türkiye'de 50 yıl önceki gazeteleri okuyamayan birinin Orta Asya'da kullanılan lugatçayı intibak etmesi mümkün değildir. Kaynak ülkeye giren, dilin ve kültürümüzün kaynağıyla olan uzaklığı kapatmalıdır. Rusça ve Farsça bu dünya insanının semantik ve kavramsal yapısını anlamak için lazımdır.

Orta Asya insanının din duygularını, din anlayışını, milli-dini kimlik mekanizmalarını bugünkü Türkiye'nin İslamcı ve lâikçi yaklaşımı, kavram ve istilahat ve galatlarıyla kavramak mümkün değildir.

Orta Asya tarihte ve şimdi Türk yurdudur; ama sadece Türklerin yurdu değildir. Bugün yerli kavim olarak Taciklerin dışında Türklük hâkimdir, ama mazide öyle değildi; Orta Asya Mavera'ün nehr ve Baktria denen saha tarihi çağlarda Türkleşmiştir. Dolayısıyla Türk akademi dünyası, Orta Asya'nın ilk ve ortaçağlarını Batılılardan daha iyi bilmelidir.

Elli yıldır öldürmekte olduğumuz Fars tetkikleri ve Farsça branşını diriltmek bir yana, eski kan tetkiklerini kurup var gücümüzle geliştirmeliyiz. Çin tetkiklerini ciddiyetle yeniden ele almalıyız ve Orta Asya tetkikçileri için Rusça eğitimini düzenlemeliyiz.

Orta Asya coğrafyasını bilmek büyük çevre problemleriyle kaderine terk edilmiş, kirlenmiş bu dünyanın kurtuluşu için gereklidir. Kimse kirlenen çevrenin kurtarılması endişesini Türkiye kadar taşıyamaz ve ilgilenemez. Ne var ki Anadolu coğrafyasında herhalde alman Tübinger atlas grubunun kağıda dökmesini bekleyeceğiz. Türkler Anayurtlarını kendileri öğrenmelidir.

Orta Asya sosyal bilim ve hukuk alanındaki öğrencilerin öğrenim ve ilgi alanına alınmalıdır. Kağıt üzerinden ve televizyondan değil. Kısa süreli burslarla geziler ve tetkik seferleriyle bu dünya hayatımızın içine alınmalıdır. Bu tedbirler bugün tek taraflı uygulanıyor, talebe oradan buraya geliyor; ama buradan oraya öğrenmeye giden yok.

Oradan gelen öğrencilerimiz ilk anda umutsuz görünüyor; ama kısa zamanda Türkçe yazmayı bazen buralılardan iyi öğreniyorlar. Sağlam bir eğitim var. Aslında Türk dünyası, sessiz sakin kaynaşıp yeni ilgi ve beceriler geliştirecek bir dünya. Elverir ki kültür ve eğitim politikaları Türk kültür dünyasının bütünlüğü gözönüne alınarak geliştirilsin.

Bunun için eklenen Orta Asya Enstitüsü sadece, dil, coğrafya ve tarih tetkikleri değil ve fakat lisansüstü seviyede az sayıda öğrenciye eğitim verecek araştırma yaptıracak şekilde bol bütçeli ve bol imkânlı olarak kurulmalı.

Öğretim kadroları sadece Türkiye'den değil her yerden celbedilmeli, önyargılardan kurtulmalıdır. Tarihin itmesi ve çalışkan bir halkın gayretiyle beynelmilel alana çıkan Türkiye'nin aydın, bilgin ve politikacıları halen çıktıkları meydanda şaşkın dikiliyor. Bunun çaresi beynelmilel seviyede bilim yapmak, bilgi toplamaktır. Bu da bizim kadroları aşar. Uzman, öğretmen talebe herkesi toplamalı ve her yere gitmeliyiz.

Açılmak iş adamlarıyla olmaz. Kaldı ki Orta Asya'ya ticari alanlar olarak bakmak hem yanlış, yanlışın ötesinde ibtidai bir davranıştır. Orta Asya bizim kültürel idame sahamızdır. Müşterilerle değil ailemizin insanlarıyla yaşamak zorunda olduğumuzu bilmeliyiz.

İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür