Orhun Âbideleri

Rahim Er 24.09.2019 2980
O
resim
rhun Âbideleri”ni Göktürk devlet adamları dikmişlerdir. Bu kitabelere eski Türkler “Bengü Taş” derlermiş. Bu taşlar, Orhun Irmağı’nın eski yatağındadır. Göktürklerin diktikleri kitabe anıtlar, bu yazıda mevzu edilmekte olan üç adetten ibaret değildir.

Orhun Âbidelerinden ilki, dört Göktürk hakanına vezirlik yapmış olan Bilge Tonyukuk tarafından dikilmiştir. Diğer iki Orhun Âbidesi muhteva itibarıyla birinci kitabeden daha kıymetlidir. Bu ikisini Yulığ Tigin adında bir Göktürk şehzadesi, Kutluk Han’ın evlatları Kültigin ve Bilge Kağan adlarına yazdırıp diktirmiştir.

Bilge Tonyukuk, kitabede devrin Türk tarihinden ve yaşadıklarından söz etmekte, tecrübeli bir yönetici olarak nasihat vermekte ve görüşlerini dile getirmektedir.

Diğer iki kitabede ise idarenin bozulması, idarecilerin birbirine düşmesi, Çinlilerin sundukları türlü hilelere kapılmaları, bunun neticesinde ülkenin Çinliler tarafından işgal edilmesi gibi mevzularla düşmana karşı verilen istiklal mücadelesi anlatılmaktadır.

Göktürk Devleti’nin ilk kurucusu Bumin Kağan’dır. Fakat bağımsızlık, 50 yıl sürmüştür. Çinliler ipek, menfaat ve kadın gibi tuzaklarla 50 yıl sonra bu Göktürkleri yıkıp esaretlerine aldılar. Esaret dönemi de 50 sene sürdü. Milleti bu zilletten kurtaran, İltiriş Kutluk Han ve sadık arkadaşlarıdır. Bu hakan, hem Çinlilere ve hem de içeride onlara dost olan Türk boylarına karşı mücadele vererek Göktürk Devleti’ni tekrar kurdu. Öldüğünde çocukları küçüktü. Bu sebeple yerine kardeşi Kapagan Kağan geçti. Ancak bu hükümdar, millî çizgiden uzaklaşarak Çin’e yaklaştı. Bunun üzerine ülkede kargaşa çıktı. Boylar ayaklandılar, Kapanak Kağan öldürüldü.

Bu zaman zarfında İltiriş Kutluk Han’ın çocukları Bilge Kağan ve kardeşi Kültigin yetişmişlerdi. Bilge Kağan, kardeşinin desteğiyle tahta çıktı. İçeride bozgunculara, dışarıda Çinlilere karşı savaştı. Birçok zaferler kazandı. Devlette birlik ve dirliği tesis ettikten başka Çin’i de haraca bağladı.

Bilge Tonyukuk Âbidesi, miladi 720’de, Kültigin Âbidesi vefatından bir yıl sonra 732’de, Bilge Kağan Âbidesi de onun vefatından bir yıl sonra 735’te dikilmiştir.

Bu dikili taşların varlığından ilk söz eden, İlhanoğulları devrinin tarihçisi Cüveynï’nin Tarih-i Cihanküşa adlı eserdir. Batı’dan Orhun Âbideleriyle ilk karşılaşan ilim adamı, Alman Daniel Messerschmidt’tir. Sene 1721’dir. Gördüklerini “esrarengiz yazılar” diye tarif etmiştir. Onu Rus, Fin, Fransız ve Danimarkalı ilim adamları takip etmiştir. Bu “esrarengiz yazıları” ilk defa 1893-96’da çözüp okumaya başlayan Danimarkalı Türkolog Prof. Vilhelm Thomsen’dir. Kitabelerin en inanılır tercümesi ona aittir. Yaptığın tercümeyi 1922’de neşretmiştir.

Bilge Tonyukuk, 722’de ilk Orhun Âbidesini diktiğinde Sevgili Peygamberimiz -aleyhisselam- bir asırdan biraz fazla bir müddet evvel İslamiyet’i insanlığa tebliğ etmişlerdi. Türklerle Müslümanların 751’de ittifak ederek Talas Harbi’nde Çinlileri yenmelerine çok az bir zaman vardır. Bu ilk dostlukla Türklerin İslam’a geçişlerinin başlamasına da az zaman kalmıştır. Ancak Müslümanlar, daha evvel 668’de ilk defa İstanbul’u fethetmeye teşebbüs etmişlerdir. 711’de de Endülüs’e gireceklerdir.

Nihad Sami Banarlı’nın 1976’da çıkmış olan “Şiir ve Edebiyat Sohbetleri” adlı kitabının “Orhun Âbideleri” adlı makalesinden faydalanarak kaleme aldığımız bu yazıda Türklerin günümüz için çok da aydınlık olmayan bir tarih dönemiyle bugün anlamaya çalışılmaktadır. Tarih, bir araştırma odasıdır. Ne var ki belki bir parça Osmanlı tarihini biliyor, daha da az olarak Selçuklu tarihini dünya tarihini biliyor, Müslüman olmadan önceki Türklerin tarihini ise Çin ve yabancı kaynakların elverdiği ölçüde biliyoruz. Şüphesiz ki Orhun Kitabelerini bir Danimarkalı değil de bir Türk okumuş olsaydı daha memnuniyet verici olurdu.

Öyle anlaşılıyor ki Yulığ Tigin, Bilge Kağan adına abide diktirirken onun bir hitabesinden istifade etmiştir. Hitabeden kitabeye dönüş metninden birkaç satır aşağıdadır. Metnin tamamı elbette bir hayat sancısının ifadesidir. Galiba o gün de bebekler 9 ay 10 günde doğuyor, güneş doğudan doğup, batıdan zeval buluyor, deniz suları tuzlu oluyor, bir kısım insanlar o gün de ihtiras, kıskançlık gibi huylara kapılırken bir kısım insanlar kahramanlıklar gösteriyorlardı.

İşte Bilge Kağan’ın dedikleri:

"Altın, gümüş, darı ve ipek bunca şeyleri ölçüsüz veren Çin milletinin, sözü tatlı, hediyesi geçicidir. Ey Türk milleti! Bu tatlı sözlere ve yumuşak hediyelere kanıp bir çoklarınız öldünüz. Ey Türk, Oğuz beyleri! İşitin! Yukarıda mavi gök çökmezse, aşağıda yağız toprak delinmezse senin ilini, senin töreni kim bozabilir?"

İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür