Ömrünü Türkistan Davasına Adayan Azim Timsali İnsan: Dr.Baymirza Hayit

Dr. Kemal Özcan 12.12.2009 4097
B

olşevik İhtilalinden kısa bir süre sonra 1917 yılında dünyaya gelen Baymirza Hayit, geçimini çiftçilikle temin eden orta halli bir Türk ailesinin çocuğuydu. Oldukça çalkantılı bir dönemde hayata gözlerini açan Baymirza'nın bundan sonraki hayatı da aynı heyecan, acı ve ızdıraplarla dolu bir şekilde devam edecekti.

   Baymirza'nın ailesi Türkistan'ın Namangan şehri Yarkent köyünde yaşıyordu Uzun süre Rus Çarlığı zulmü altında inleyen Türkistan halkı, bu sefer Bolşeviklerin baskısı altında eziliyorlardı. "Halklara özgürlük" sloganı ile ihtilal yapan Bolşeviklerin de Çarlık Rusyası'ndan pek farklı olmadıkları kısa zamanda anlaşılmıştı.

   Türkistan halkı bağımsızlıkları için harekete geçerek "Türkistan Milli Mücadele Hareketi"ni başlatmıştı. Baymirza'nın bütün ağabeyleri bu harekete iştirak ederek Ruslara karşı istiklâl mücadelesi vermişlerdi. İşte onun hayatında derin izler bırakacak hadiselerden biri o tarihlerde yaşanmıştır:
 
Kesik Baş

  Bir Kurban Bayramı sabahı babası ile birlikte namaza giden Baymirza, eve döndüklerinde masanın üzerinde bir kutu ile karşılaşır. Onlar namazdayken gelen Rus askerleri, "Generalleri Frunze'nin oğulları askerde olan ailelere bayram hediyesi gönderdiğini" söyleyerek o kutuyu annesine vermişlerdi. Eşinin namazdan dönmesini bekleyen anne kutuyu açmamıştı. Büyük bir heyecan içinde açılan kutudan, Baymirza'nın çok sevdiği ağabeyi Narmirza'nın "kesik başı" çıkmıştı. 6-7 yaşlarındaki bir çocuğun bu olay karşısında yaşadıkları muhakkak çok ama çok acı olmuştur.

  Üniversite yıllarında tanışmış olduğu kişiler Hayit'in dünyevî düşüncesini şekillendirmişlerdi. Daha sonra öğretmen olarak görev yaptığı yerlerde bu düşünceler doğrultusunda milletine hizmet eden Baymirza'nın hayatı, patlak veren II. Dünya Harbi ile tamamen değişmiştir.

Namaz Ölümden Kurtardı

    Daha 16 günlük evli iken Sovyet ordusuna tank subayı olarak alınan Hayit, burada kendisi gibi Türkistanlı olan askerlerin en ön saflarda, ellerinde tahta silahlarla resmen ölüme gönderildiklerine şahit olmuştur. Ağır bir Alman bombardımanı sonunda bacağından yaralan Hayit esir düşmüştü. Bu onun için hayatında yeni bir dönemin başlangıcı demekti.

   Esir kamplarında zor şartlar altında yaşamaya çalışan Hayit, kendisini Yahudi zanneden Almanlar tarafından kurşuna dizilmekten son anda kurtulmuştu. Hayit, Türk ve Müslüman olduğunu söylemişse de Alman askerî makamlarını ikna edememişti. Kurtuluşun olmadığını anlayan Hayit, son arzusu olarak iki rekât namaz kılmak istemişti. Namaz kılarken onu gören bir Alman subayının, Yahudilerin bu şekilde ibadet etmediklerini söylemesi üzerine ölümden dönmüştü

Türkistan Lejyonunda  Hayit, esir kampında iken Alman ordusu içerisinde meydana getirilen Lejyonlarda görev almıştır. Bu lejyonlar, Sovyet ordusundan esir alınan, fakat Ruslara karşı savaşmak arzusu içinde olan çeşitli milletlere mensup askerlerden müteşekkillerdi. Hayif in bulunduğu lejyon. Veli Kayyum Han, Osman Çokay gibi meşhur Türkistanlı mücadele adamlarının da yer aldığı  "Türkistan Lejyonu" idi.

Osmanlı Belgesi İmdadına Yetişti.

   Uzun bir süre burada Ruslara karşı çarpışan Hayit, savaş bitiminde esirlerin mübadelesi gereği Sovyetler Birliği'ne iade edilmekle karşı karşıya kalmıştı. Bu onun için apaçık bir ölüm demekti. Çünkü, Sovyet askerleri tarafından törenle alınan esirler, anında kurşuna dizilerek öldürülüyordu.

   Durum o kadar vahim bir hâl almıştı ki, 800 Türkistanlı Sovyetlere iade olmamak için kendilerini diri diri yakmıştır. Hayit ise, bir Yahudi'den hediye olarak aldığı Osmanlı seyahat belgesi sayesinde kurtulmuştu. Hayit bu belgeyi göstererek kendisinin Sovyet değil Osmanlı vatandaşı olduğuna yetkilileri ikna etmişti.

  Bu şekilde Sovyetlere iade edilmekten kurtulan Hayit, hayatını Türkiye'de geçirmek istemişti. Ancak dönemin yetkilileri onun gibi binlerce Türkistanlının da bu istekte olmasından dolayı ve "ya aralarında Rus casusu varsa" bahanesiyle bu talepleri geri çevirmişti. Hayatına Almanya'da devam etmeye karar veren Hayit burada tarih eğitimini devam ettirdi ve doktorasını tamamladı.

   Bu arada Almanya'da tanıştığı Bayan Ruth ile hayatını birleştirerek 6 çocuk sahibi olan Hayit'in eşi bir kanser uzmanıdır. Bayan Ruth çok iyi bir anne, çok iyi bir eş olmanın yanı sıra, Dr. Hayit'in ilmî çalışmalarında en büyük destekçisi ve yardımcısı olmuştur.

Oğluna ve Vatanına Kavuştu Ama...

   Hayit için hayatında unutulmaz anlardan birisi de, Hac için gittiği Kutsal Topraklar'da Özbekistan'da bir oğlunun olduğunu öğrenmesidir. 16 günlük evliyken savaşa gönderilmek üzere evinden ayrılan Hayit, hiç görmediği oğlu ile ancak 1991 yılında İstanbul'da görüşebilmiştir. Ne var ki baba-oğulun bu ilk ve son görüşmeleri olmuştur. Oğul Bekmirza Özbekistan'a döndükten kısa bir süre sonra vefat etmiştir.


   Sovyetler Birliği'nin dağılıp Özbekistan'ın bağımsızlığını kazanmasıyla Hayit de, 52 yıldır göremediği vatanına gitme imkânına kavuşmuştu. Ülkesindeki idare tarafından pek de sıcak karşılanmayan Hayit'in bütün hareketleri kısıtlanmıştı. Bütün ömrü vatanının bağımsızlığını görmek için geçen Hayit'in, ne yazık ki artık bağımsız olduğunu düşündüğü vatanında ancak bir hafta kalmasına müsaade edilmişti.

  
   Bütün hayatını, Türkistan'ın meselelerini dünya kamuoyuna ilmî platformda duyurmak için çalışan Dr. Hayit'in çeşitli dillerde onlarca kitabı, yüzlerce makalesi, konferansları ve bilimsel tebliğleri bulunmaktadır. Türkiye'de çeşitli kurumlar tarafından ödüllere layık görülen Dr. Hayit,  Almanya'nın Köln şehrinde 31 Ekim 2006’ da vefat ederek oraya defnedilmiştir.

   Yaptığı birbirinden değerli çalışmalarla ünü bütün dünyaya yayılan Dr. Hayit hakkında, Sovyetler Birliği'nde de hummalı bir karalama kampanyası başlatılmıştı. Hayit'i "vatan haini, satılmış, Hitler'in adamı, CIA'nın adamı" olarak suçlayan Sovyetler Birliği'nde, onun aleyhinde 9 adet doktora çalışması yaptırılmıştır.



 Not:

-
Bu makalemizin yazarı  Dr. Kemal Özcan,  Dr. Baymirza Hayit hakkında Master tezi hazırlamıştır.


- Dr. Baymirza Hayit' in Türkistan Milli Mücadelesini anlatan en önemli eserlerinden birisi olan “Basmacılar Kitabı” İstanbul’da “Babıali Kültür Yayıncılığı” (BKY) tarafından Almanca'dan Türkçe'ye tercüme ederek basılmıştır. 480 sayfa olan bu kitabın 1. baskısı çok kısa zamanda tükenmiştir.

Editör

İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür