Nerede Kaldınız?

Prof. Dr. Derviş Manizade 12.04.2011 4523

G
erçekten Millî şuurun dil ve din kadar örf, adet ve an'aneye dayandığını teyid eden bir hatıramı anlatmama müsaadenizi rica ederim.

İkinci Cihan Harbi'nden sonra bir vesile ile Yugoslavya'da bulunan Yenipazar kasabasına gitmiştim. Bir eski Osmanlı şehri vasfını hâlâ muhafaza eden bu kasabaya gitmek için özel müsaade almak gerekiyordu. Zira o sırada Yugoslavya'da ana oto yolundan başka yerlere gitmek yasaktı.

Zamanın Valisi Sayın Ord.Prof.Dr. Fahrettin Kerim Bey'in delâleti ile, Yugoslav Konsolosu, merkeze sormadan mesuliyeti yüklenerek, bana ve eşime 10 gün süreli bir vize vermişti. 

Belgrad'da trenden indikten sonra otomobil ile 25 Km.lik 2 dağ arasında nehir boyunca kıvrıla kıvrıla ormandan geçen bir yoldan kasabaya girerken kapısı üzerinde mermer bir levhaya yazılmış "İnna fetahnâ leke fethan mübinâ" yazılmış ve hisarın üzerinde hâlâ Osmanlı gülleleri durmakta olan bir Osmanlı kalesi ile karşılaştık.

 Kalenin önünde, Raşka deresi denilen bir dere, kaleyi çevreleyerek akıyordu. Misafir edileceğimiz eve varıncaya kadar da, yol boyu gördüğüm cami ve minareler beni yavaş yavaş tarihin derinliklerine götüren âbidelerdi. Eve vardıktan iki saat sonra, eşimin akrabalarından birinin delâleti ile çarşıya çıkmıştık.

Mağazanın kapısında ak sakallı yeşil gözlü doksanını aşmış bir ihtiyar dizi üzerinde yürüyerek dileniyordu. Sadaka olarak avcuna 1 dinar koydum. O zaman her halde bu memlekette, fukaraya bir dinar verecek kimse bulunmadığından adam, hayretle yüzüme bakarak (Türkçe bilen Priştineli birisi tarafından tercüme edilen).  Yugoslavca:

"-Kimsiniz?" dedi.

Şaşırarak cevap verdim.

"- İki saat önce, İstanbul'dan gelen bir Türk doktoruyum" dedim.

Ağzımdan "İstanbul" ve "Türk" kelimesi çıkar çıkmaz, esasen yerde oturur gibi diz çökmüş olan ihtiyar hemen iki eliyle mesheder gibi pabucumun tozunu silerek sakalına sürdü ve;

"- Nerede kaldınız?" dedi.

Dayanamadım, gözlerim yaşararak adamı kucakladım ve sakalından öptüm. Ne söyleyeceğimi bilmeyerek,

"- Seni İstanbul'a götürelim", dedim. Cevabı, daha sert ve kesindi.

"- Bizim kemiklerimiz sizi burada ebediyyen bekleyecek.”  Parmağı ile kaldırımdan geçen iki genci göstererek ,

"- Siz bunları götürün, bunlar yabancıya benzeyecek" dedi.

 Yaşını sordum, 90'ı geçmiş olduğunu öğrenince,

"- Hangi padişahı hatırlıyorsunuz?", dedim.

Gözleri yaşararak:

"- Sultan Aziz" diye bağırdı.

Benim de gözlerim yaşlı oradan ayrıldım. Ertesi gün, bana camileri gezdirdiler; çoğu bakımsız olan camilerin girişindeki heybetli mermer mezar taşları üzerindeki yazılar ve başlıklar, orada yaşayan ünlü valiler ve kumandanlara aitti. Bunlar, Süleymaniye'de Kanunî'nin mezarına giden mezar taşlarına o kadar benziyordu ki? Ben bir an için kendimi adeta Osmanlı devrinde yaşıyor gibi hissettim.

Akşama beni bir evde mevlüde çağırdılar. Gittim, Süleyman Çelebi'nin mevlüdünün, tercümesinin Arap harfleri ile yazılmış Sırpça bir mevlüt kitabından okunduğuna şahit oldum. Okunuş tarzı, makam ayni bizdeki gibi idi. Arada, salâvat getirmeler, ayağa kalkmalar, arkayı sıvazlamalar, aynı bizim bütün adetlerimize uygun yapılıyordu.

 Yıllarca önce Anavatan'dan ayrılan bu kasabanın halkı, Türkçe bilmedikleri ve Türkiye ile çoktan beri ilişkileri olmadığı halde, örf âdet ve an'anelerini muhafaza eden îmanlı müslümanlar ve vatan perver Türkler olarak kalmışlardır.Sık sık akraba vesaire evlerinde yemeğe davet ediliyorduk. Erkekler ayrı yemek yiyorlar. Yemekden sonra boşnak kızları ellerinde leğen ve ibrikler ve sim işlemeli peşkirlerle, tıpkı eski Osmanlı konaklarındaki gibi, el yıkanmasına yardımcı oluyorlar.

 Kısacası, çoktan terkettiğimiz bu memleketde, Yeni Pazar halkı, Osmanlı âdetlerini aynen sürdürmekte idiler.

 

İlgili Makaleler

Balkanlar- Rumeli
KOSOVA’DA SÛZİ ÇELEBİ’NİN TÜRBESİ VEFÂ BEKLİYOR
F
atih Sultan Mehmet tarafından fethedilen Kosova’nın Prizren şehrindeki Sûzi Çelebi Hazretleri camisinin haziresi ve türbesi harabeye dönmüş, içler acısı bir durumda. Otlar ve çöpler arasında adeta kaybolmuş.  Sûzi Çelebi hazretleri, mücahid-gazi, şair, âlim ve evliyadır. Türkçe yazdığı 15.000 beyitlik…
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Akıncıları ve Prizrenli Sûzî Çelebi
O
smanlı Devleti’nin 14. ve 15. asırlarda Avrupa’da yaptığı baş döndürücü fetihlerde “akıncı” diye anılan askerî sınıfın çok önemli bir rolü vardır. Bugünün komando sınıfına karşılık gelen akıncıların, düşmanın iktisadi gücünü ve manevi yapısını altüst ederek savaşın kazanılmasında çok mühim hizmetleri olurdu. Fatih…
Osmanlı Akıncıları ve Prizrenli Sûzî Çelebi
Balkanlar- Rumeli
Türklerin Batıya Koşusu
D
okuzuncu asrın ortalarına doğru, Orta Asya’dan kovulan Türk boyları, çaresizlik içinde göç ediyorlardı. Kırgızların mağlûp ederek, ana yurtlarından kovduğu bu insanlar, aslında kaybederken kazanıyorlardı. Çünkü bir müddet sonra bu hâdise, Türk tarihinin dönüm noktası olacak neticeler doğuracaktı.

Önce güneye inen mağlû…
Balkanlar- Rumeli
Balkanlarda Kadîm Bir Osmanlı Şehri: Prizren
F
ethin üzerinden uzun asırlar geçmiş, devir dönmüştür. Osmanlı’nın tam 500 yıl adaletle idare edip medeniyetler kurduğu bu topraklar bugün öksüz, üzerindekiler yetim kalmıştır. Yaklaşık ll.000 km2’lik bir toprak parçası üzerinde, müstakil bir devlet olmanın gururunu yaşayan Kosova,  Balkanların en genç devletidir. 

Türk…
Balkanlarda Kadîm Bir Osmanlı Şehri: Prizren
Balkanlar- Rumeli
Sancak Boşnaklarının Türk Sevdası
B
alkanlar'da Tarih boyunca, günümüzde olduğu gibi Sancak nüfusunun çoğunluğunu Boşnaklar teşkil etmiştir. Sancak, tarih boyu Bosna-Hersek'in ayrılmaz bir parçası idi. Bu bakımdan Sancak tarihi, aynı zamanda Boşnak kimliğinin devamını sağlamak için yürütülen Bosna-Hersek mücadelesinin de bir parçası sayılabilir. 
Gerek B…
Balkanlar- Rumeli
Orda Dostlar Var Uzakta..
R
essamlar fotoğrafçılar Maglay’a bayılıyorlar. Kale var, kule var, taş kubbeler, ahşap minareler, kitabeli çeşmeler, tekkeler, dergâhlar, kafesler, cumbalar…

Tito’nun Yugoslavya’sı kapalı bir kutuydu âdeta. Biz Almancılardan dinlerdik. Yok Üsküp’te arabası bozulmuş da tamirci bakmış, onarmış. “Haade gidesin” demiş, “dua…
Balkanlar- Rumeli
Orda Dostlar Var Uzakta..
R
essamlar fotoğrafçılar Maglay’a bayılıyorlar. Kale var, kule var, taş kubbeler, ahşap minareler, kitabeli çeşmeler, tekkeler, dergâhlar, kafesler, cumbalar…

Tito’nun Yugoslavya’sı kapalı bir kutuydu âdeta. Biz Almancılardan dinlerdik. Yok Üsküp’te arabası bozulmuş da tamirci bakmış, onarmış. “Haade gidesin” demiş, “dua…
Orda Dostlar Var Uzakta..
Balkanlar- Rumeli
İşkence Adası Nargin
B
iliyorsunuz Birinci Cihan Harbi’ne Almanya, Avusturya Macaristan, Bulgaristan ve İtalya ittifakı ile gireriz. Bulgarlar erken bırakır, İtalyanlar ise karşı cenaha geçerler kurnazca. Rusya uyanıktır, İngiltere, Fransa, Belçika, Sırbistan, Yunanistan, Romanya, Portekiz, Japonya, Brezilya ve ABD’nin bulunduğu tarafta…
İşkence Adası Nargin
Balkanlar- Rumeli
Osmanlılar Macaristan’a Refah ve Huzur Getirdi
M
acar tarihçisi Sándor Takáts’ın (1860-1932) Rajzok a török világból (Türk Âleminden Çizgiler) adlı eseri Macar bilimler Akademisi yayınları arasında neşredildi. Bu eseri, Macaristan, Avusturya ve Almanya arşivlerinde bulunan orijinal vesikalara istifade edilerek yazılmıştır. Bilindiği gibi, eski Macar tarihçileri…
Osmanlılar Macaristan’a Refah ve Huzur Getirdi
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Bosna’sı ve Asil Boşnaklar
B
ugünkü Bosna-Hersek Cumhuriyeti yaklaşık 50 bin km² alana, 20 km sahile ve 5 milyon nüfusa sahiptir. Tarihî ve tabii güzellikleriyle cennet gibidir. Osmanlı eserleriyle de âdeta bir açık hava müzesidir.

Fatih Sultan Mehmed, İstanbul’un fethinden 12 sene sonra, 1463 yılında Bosna’yı fethetti. 1521’de Bosna Sancağı,…
Osmanlı Bosna’sı ve Asil Boşnaklar
Balkanlar- Rumeli
Rumların Mora Katliamı
M
ora'da Balyabadra Piskoposu Germanos, 4 Nisan 1821'de savaş ilanı yapar. Rumlar kalabalık ve donanımlıdırlar. Peloponnesos'te 40 bin Türk'e karşı 350 bin Rum vardır mesela. Yağma ve cinayetler ansızın yayılır, erkekleri katleder, kızları köle yaparlar. Kalelere sığınan Türkler ümitsizdir, ne barut vardır, ne de gıda. 

Rumların Mora Katliamı
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Mimarisinin Şaheserler Yurdu Prizren
P
rizren bugünkü 170.000 nüfusuyla Kosova'nın en mühim il ve kültür merkezlerinden birini oluşturmaktadır. Eski ve yeni kültürlerin kaynaşması ve çok sayıda tarih ve kültür abidelerine sahip olan Prizren'in zengin tarihi çoğu araştırmacıların alakasını çekmiş, hakkında binlerce sayfanın yazılmasına ve binlerce…
Osmanlı Mimarisinin Şaheserler Yurdu Prizren