Mihnetkeşler

Mustafa Necati Sepetçioğlu 09.04.2023 885
S
ovyetler birliği dağılmadan önce Rusya ve Türkistan’a giden milli romancılarımızdan M. Necati Sepetçioğlu'nun Özbekistan'daki hatıralarından bir bölümünü aşağıda okuyacaksınız:

Özbekistan’da işçiye “mihnetkeş” deniliyor. Mihnetkeş bizim dilimizde, eski ağızdan kalma bir kelime olarak eziyet çeken, gam ve keder içinde ömür geçiren manasına gelmektedir. 

Gerçekten de Özbek işçisinin durumu, kelimenin taşıdığı manaya eş bir sıkıntıdır. Ağır çalışma şartlarının yanı sıra, mihnetkeşin eline geçen para ancak karnını doyuracak kadardır. Sokaklarda ceket, pantolon giyinmiş, kravat takmış Özbek işçisine hemen hemen hiç rastlamazsınız veya tek tük rastlarsınız. Onların da en iyi giyimli olanları, bizim kasabalı tarım işçilerinin orta halli olamamışlarının giyimi gibidir. 

Özbek her zaman alıştığı milli giyimini sırtından çıkarmak istemez. Ceket, pantolon giyinmiş; gömlek, kravat takmış olanları bile muhakkak başlarında, ilk görüşte iğreti gibi durduğunu sandığınız börkünü giyer. Takke biçimi börk, âdeta Özbeğin simgesidir. Bununla beraber büyük çoğunluk o takkenin en ucuzunu kullanır ve eskimişliğinden, kenarlarının yağırolmuş kirlenmesinden o ucuz takkenin bile yıllar yılı yenilenme imkânı bulunamamış olduğunu anlarsınız. 

Özbekistan’da çoğunluk pamuk işçisidir. Onların pahta dedikleri pamuk Özbekistan’ın beyaz altınıdır. Özbekler yeşil altun, beyaz altun, kara altun diye üç büyük zenginlikle öğünürler. Bu üç zengin kaynak Özbek mihnetkeşinin sanki varlık umududur. Azerbaycan’da petrol demek olan yeşil altun, Özbekistan’da yanılmıyorsam üzümdür. Beyaz altun onların pahta dedikleri pamuk, kara altun da astragandır. 

Bizim modernlik budalalığı yüzünden solculaşmış zengin hanımlarımızın çoğunun kıvır kıvır gösterişine sarıldıkları astragan, biliyorsunuz, ana karnında iken alınıp kürkleştirilen doğmamış kara kuzu derisidir. Özbekistan’ın geniş bozkırlarında gün yüzü görmeden, kapitalist ülkelerde bayatlamış ucuz solcuların kadın vücudlarına sarılmak üzere kürkleşen kara kuzular, Rusya’ya büyük para getirir. Evet Özbekistan’ın kara kuzuları, gün yüzü görmediği ana karnındayken bile Rusya için ölürler. 

Kardeş Cumhuriyetlere Yardım

Özbekistan’da kara altun denilen astragan gibi, beyaz altun olarak pamuk da Özbekistanlı için değildir; Rus içindir. Yılda aşağı yukarı yedi milyon ton pamuk üreten Özbekistan; bembeyaz pamuklu dokumaların, tiril tiril havluların ne olduğunu bile bilmez. Dağlar gibi yığılan pamuğun zenginliği Rusya’ya, ancak mihneti, meşakkati Özbeğedir. 

Yüzbinlerce ton üzüm, kavun, karpuz; ipek böceği kozası ve buğday da aynı şekilde Rus kesesine akar. Sebebini sorduğumuzda; Özbek, o yüzyılların yıprattığı düşünceli yüzündeki kırışıkları kıpırdatmadan; “Yardım gerek” der; “Gardaş repuplikalara (Sovyet cumhuriyetlerine) yardım gerek. Onların yoksulluğunu gidermemiz gerek.”

Bunları söyleyen Özbeğin yoksul görünüşüne ancak acımak gelir içinizden. Kendi zenginliklerine sahip olmayan bir büyük yoksul!

Sorarsınız: “O gardaş repuplikalar size neden yardım etmiyor?”

“Biz eyiyiz, yahşiyiz; bize yardım gerekmez!'' Derler. 

Bunu söylerken de günlerdir et yüzü görmeyen evini, sokaklarda yalınayarak vakit geçiren çocuklarını düşündüğünü, yorulmuş ve bıkmış bakışlarından anlamak zor olmamaktadır. Ayrıca sorularınızdan canının sıkıldığını, yahut sıkılmak üzere olduğunu da saklamaz hale gelmiştir. Buna rağmen ısrar edip sorabilirsiniz: “Yardım gerekse yapılır mı?”

Alacağınız cevap klişeleşmiştir: “Repuplikalar birbirine yardım eder.”

İşte bu klişeleşmiş cevap Sovyet Rusya’nın çocuk aldatmacasına benzeyen, sokak ağzıyla söylersek, yutturmacasıdır; Rusya, hükmettiklerini böyle uyutur. Aslında ne repuplikaların birbirine yardımı söz konusudur, ne de ihtiyacı olan cumhuriyetlerin ihtiyaç fazlası olan cumhuriyetlerden yardım alması… Rusya, bu yutturmacayla Rus olmayan cumhuriyetlerden sömürülecek her şeyi sömürür: Rus olmayan, yani komünist Rusya’nın istilâsı altında ezilmiş insanlardan.

Sömürdükleriyle de şişer, dünya yarışına kalkar, sanki düşman olduğu hürriyetleri yok etmek içni teşkilatlanır. Yok ettiği her hürriyet Rusya için yeni bir sömürge alanı doğurur.

Rusya! Rusya!.. dedikleri diyarı, otuzüç gün müddetle dolaştık, artık biliyorsunuz. Niyetimiz Rusya’yı anlatmak değildi. Türkeli’ni, Türkeli’ndeki Türklerin durumunu, gördüğümüz kadarıyla görebilmek; becerebildiğimiz kadarıyla görebilmek; becerebildiğimiz kadarıyla da sizlere nakletmek idi. Doğrusunu isterseniz bugün kadar herkesin ağzına sakız olmuş; methedilmiş, durmadan methedilmiş bir Rusya, bizim ilgimizi çekmeyeceğinden, o methedilmiş Rusya’daki soydaşlarımızın bulundukları durumu, gördüklerimizi abartmadan aktarmak, gayemiz olacaktı. 

Ne var ki, daha adımımızı atmaya niyetlendiğimiz andan itibaren Rusya! Rusya! Dedikleri diyarın, bilerek veya bilmeyerek, olduğundan çok fazla büyütülmek suretiyle anlatıldığını gördük.
 

İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür