Medeniyetten Zulmete: Şarki Türkistan

Prof. Dr. Hilmi Demir 02.07.2019 2195
resim
İ
slam’ın en hüzünlü çağını yaşıyoruz... Ebu Hanife hazretlerinin mezar taşları Bağdat’ta elleri böğründe dertleniyor, Hazreti Peygamber’in "meleklerin kanatlarının altındaki şehir" buyurduğu Şam, kahrından selam bile vermiyor, Kaşgarlı Mahmud’un ders verdiği Kaşgar’da Uygur Türkü Müslümanlar 1944’ü yaşıyor... Müslümanlar uğradıkları insanlık dışı zulmü ne kardeşlerine ne de dünyaya anlatabiliyor...

Kaşgar, Doğu Türkistan’ın yükselen yıldızı, Han’ın otağını kurduğu kutlu şehir şimdi Çin’in mega kent projeleriyle beton şehir hâline geldi. Uygur Türkleri ise Çin’in radikalleşmeyle mücadelesi adına tedavi edilmek için kamplara tıkıldılar. DEAŞ Suriye’de tüm Türk-İslam eserlerini yerle bir etmişti. Şimdi sözde radikalizmle mücadele eden Çin, Uygur kültüründeki İslam medeniyetinin izlerini siliyor. Söz gelimi Türkistan'ın Hoten kentindeki Bayram Camii'nin (İdgah Mescidi), tarihî binasının yıkılarak bir otoparka dönüştürüldüğü söyleniyor. Kaşgar'ın kuzeyindeki Atuş kentindeki Merkez Cami'in de akıbetinin aynısı olduğu iddia ediliyor... Çin keşke İslam kültür eserlerinin bir envanterini çıkartmamıza izin verse biz de bu iddiaların doğru olup olmadığını öğrenmiş olsak...

Bu haberleri okuduktan sonra Kaşgar’a doğru bir yolculuk yaptırmak isterim sizi. Bugün terör ile gündeme gelen Uygurlu Türklerin tarihî mirasını anlamak adına iyi olur, diye düşünüyorum. Bir zamanlar İslam kültür tarihinde önemli kültür ve bilim başkentlerinden biri olan Kaşgar, Karahanlılara da başkentlik yapmıştır. Kaşgar ismi de "Ordu şehir" anlamına gelir ve ismini Han’ın burada oturmasından alır. 

Eski İpek Yolu'nun merkezlerinden biri olan Kaşgar tarih boyunca birçok âlime de ev sahipliği yapmıştır. Divanü Lügati't-Türk’ün yazarı Kaşgarlı Mahmud’u kim tanımaz ki? 1008 senesinde Türkistan’da dünyaya gelen Kaşgarlı Mahmud, 1072-1073 seneleri arasında hazırladığı ünlü eseri “Divanü Lügati't-Türk”ü Abbasi halifesine armağan etmiştir...

Tarihte unutulan bir uygarlıktır Uygur Türkleri. Maalesef İslam bilim ve kültür dünyasına katkılarını hatırlamaz olduk. Çin’in sürekli terörize ettiği Doğu Türkistanlı Müslüman Türklerin aslında İslam tarihinin en parlak devirlerinden birine sahip olduğunu biliyor muyuz?

Karahanlılar Devleti'nin hüküm sürdüğü dönemde Orta Asya'daki Türk kavimlerinin büyük bir kısmı İslam dinini kabul ederek bir “Türk İslam Medeniyeti” adı verilen yeni bir süreci de başlatmış oldular. Kaşgar şehri bu yolculuğun dinî ve kültürel merkezi olarak tarihe geçmiştir. Tarihçiler onu, İslam diyarı, evliyalar yurdu, meşhur zatların ve saygıdeğer emirlerin mekânı olarak isimlendirmiştir.

İlim ve Medeniyet Merkezi

Karahanlılar döneminde “İkinci Buhara” olarak anılan şehirde, neredeyse Bağdat’ta kurulan Nizamiyye Medreseleriyle aynı zaman diliminde birçok medrese kurulmuştur. Bu yüzden Selçuklu medrese geleneğinin köklerinin Uygur tecrübesinde olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Bunlardan birkaçını sayacak olursak: “Hanlık Medresesi”, “Eydgah Medresesi”, “Oda Aldı Medresesi”, “Vanglık Medresesi”, “Çarsu Medresesi” ve “Meyve Pazarı Medresesi” gibi eğitim kurumları oldukça ünlüdür. Bunlardan Kaşgar'daki yüksek öğretim konumunda öne çıkan “Saçiye Medresesi”Hamidiye Medresesi” ve “Mahmudiye Medresesi” gibi medreseler, yalnız Uygur Türklerinin değil, Türk-İslam âleminin de önemli kültür ve eğitim merkezlerinden biri olarak kabul edilir.

Dışarıdan çok sayıda talebenin tahsil için bu medreselere geldiği bilinir. Bu medreselerde Hüseyin bin Halef (484/1091), Seyyid Celaleddin Bağdadi, Hoca Yakup Süzüki, Hüseyin Feyzullah, Cemalettin Kaşgari, Reşide bin Ali Kaşgari, İmaduddin Kaşgari gibi dönemin ünlü bilginleri müderrislik yapmışlardır. Ebu Nâsır Samanî (350/961) Sultan Satuk Buğra Han’ı İslamiyete davet eden ve Kaşgar’ın Artuş kasabasında ilk medreseyi kuran kişi olarak kabul edilir. Huseyn bin Halef el-Kaşgari ise Kaşgarlı Mahmut'un Divânü Lügati’t-Türk adlı eserinde “üstadım” diye hürmetle andığı şahsiyettir.

Aynı zamanda Kaşgarlı Mahmud’un Bağdat’tan döndükten sonra sekiz sene Mahmudiye Medresesi”nde müderrislik yapmış olduğu bilinmektedir. Mezarı da bu medresenin mezarlığında bulunmaktadır. Matematik, felsefe, dil ilmi, astronomi, tıp, mantık, tarih, coğrafya gibi derslerle birlikte tefsir ve kıraat ilmi gibi İslami ilimler de bu medreselerin eğitim programlarında yer almıştır. Bu medreseleri Bağdat’taki Nizamiyye Medreselerinden ayıran en önemli özellik de ders müfredatlarında astronomi, tıp, mantık, tarih, coğrafya gibi derslerin yer almış olmasıdır.

Diğer taraftan Kaşgar'daki “Mes’ûd Kütüphanesi”nde Batı'da ve Doğu'da yetişmiş dünya çapında ünlü bilginlerin telif ve tercüme eserleri halkın istifadesine sunulmuştur. Bu nedenle Kaşgar, 840-1212 tarihleri arasında yalnız Uygur Türklerinin değil, Türk İslam âleminin mühim kültür ve eğitim merkezlerinden biri hâline gelmiştir...

Dolayısıyla Kaşgar ve Doğu Türkistan bizim için sadece Müslümanların yaşadığı bir coğrafya değildir. Türk İslam medeniyetinin, kültür ve bilim dünyamızın da kalbidir. Yakılan veya yok edilen her eser bizim medeniyet köklerimize vurulmuş bir darbedir. Zira bu eserler yalnızca Uygurlulara ait değildir. Orada yakılan ve yok edilen tüm eserler tüm Müslümanlara aittir. Bugün maalesef İslam dünyası ve Türk dünyası bu konuda derin bir sessizliğe gömülmüştür.

Terörle Mücadele Bahane, Maksat Başka

Çin yürüttüğü “bir kuşak bir yol projesi” önümüzdeki 50 seneyi şekillendirecek ve Asya’nın en doğusu ile Atlas Okyanusu’nun Avrupa kıyılarını birbirine bağlayacaktır. Yaklaşık 1 trilyon dolarlık yatırımı ve 3 milyardan fazla nüfusu bünyesinde taşıyan projeye 65 ülke dâhildir. Birçok Müslüman ülkenin dâhil olduğu bu projeyi Çin’in  Müslüman Türklere ve Türk İslam kültürüne karşı uyguladığı zulümle başarıya götürmeye çalışması büyük bir talihsizliktir. Çin sahip olduğu kültürel jeopolitikle Uygur Türk İslam medeniyetinin eserlerini ipek yolu projesi için bir güce dönüştürebilirdi. Asya ve Orta Doğu’da Müslüman ülkeleri birbirine bağlayacak bu projede keşke kültür başkentleri ve kültürel değerleri de birbirine bağlanabilseydi. İşte o zaman bu proje yeni bir umut ve yeni bir dünya kurmak için barışın da sesi olurdu.

Oysa Çin devasa bir dünya kapitalizmini oluşturmak için yola çıkarken, öncelikle terörle mücadele adına ülkesindeki Türklere zulmetmeyi ve Türk İslam değerlerini yok etmeyi tercih ediyor. Bütün bunları yaparken de oldukça “naif” bir savunma stratejisi gerçekleştiriyor. Sürekli yolladığı temsilcilerle aslında bu söylenenlerin gerçek olmadığını, kendi deyimiyle “Sincan” bölgesindeki Uygurların dinî ibadetleri ve inançlarında ne kadar hür olduklarını anlatıyor. Türkçe yayın yapan Çin’in propaganda merkezleri de aynı ifadeyi tekrar ediyor. Teknoloji devi Çin’in doğrusu kendisini anlatmak için tercih ettiği yöntemler büyük bir hayal kırıklığı oluşturuyor. Oldukça demode ve eski yöntemlerle biz anlatalım siz dinleyin istiyorlar...




İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür