Maksatları Tuna Boylarında Tek Türk Bırakmamaktı

Yard. Doç. Dr. İsmail Selimoğlu 24.03.2011 4818

Bulgaristan'dan 1989-1990 Göçü 

B
ulgaristan'daki Komünist Rejim, 1970 yılından itibaren uygulamaya koyduğu "Bulgarlaştırma" politikasıyla azınlığı zorla eritecek, böylece Tuna boylarında bir tek Türk'ün bile olmadığını bütün dünyaya aklınca ilan edecekti.

Bu siyasetin ilk safhası olarak Türk okulları kapatılmaya başlamış, Türkçe konuşulması yasaklanmış, camiler yıkılmış veya başka amaçlara tahsis edilmiş, ibadet, kültürel faaliyetler, örf ve adetlerin sürdürülmesi men edilmiştir. Komünist rejim sadece Türk nüfusu eritmek değil, aynı zamanda bütün Türklüğün izlerinin Rumeli'den tamamen silip kaldırmak için akıl almaz baskı ve tahrik yöntemlerine, çağ dışı uygulamalara başvurmaya başlamıştır. 

Müslüman Türklerin mezar taşları üzerindeki asırlık yazı ve semboller de kazınmış, Müslümanların ölülerini dinlerin gereklerine uygun şekilde defnetmelerine izin verilmemiştir.

Bir yandan her türlü uluslar arası anlaşmalara imza atarak taahhüde girmiş, diğer yandan büyük bir umursamazlıkla verdiği sözün tam tersi olan davranışlar sergilemiştir. Kurduğu dehşet düzeni içinde bütün baskı operasyonlarını asker, polis ve gizli servis elemanı binlerce Bulgar görevlisi vasıtasıyla yönetip yönlendirilmiş ve uygulamaya koymuştur.

Kılık - Kıyafete Dahi Baskı

Türk azınlığı milli benliğinden koparılmak için örf ve adetler yasaklanmış, evlerin içinde çeyiz sandıklarına kadar uzanan Bulgar eli, ninelerin sandıklarında buldukları Türk Milli Rumeli kıyafetleri arasında nadide şalvarların paçalarını bile makaslamıştır. Kılık kıyafet konusuna getirilen yasak, Türk kadınlarının şalvar yerine etek veya pantolon giymeleri mecburi kılmış, yaşlıların bile başları açtırılmıştır.

Askere gitme ve terhis olma, çocuklara isim koyma ve düğünlerdeki gelin olma törenlerinde uygulanan adetler kaldırılmıştır. Türkçe halk oyunları, şarkı ve türküler men edilmiş, Türk azınlığı Bulgar dansları öğrenmesi ve oynaması özendirilmek istenmiştir. Türkçe gazete, dergi, kitap okumak ve bulundurmak suç haline getirilmiş, Türkiye radyolarının dinlenmesi engellenmiş, evlerin aranması sırasında Türkçe kaset ve plaklar toplatılmıştır.

Bulgaristan'ın dört bir yanını ağ gibi saran kreş ve çocuk yuvalarında, daha bebeklerden başlayarak tarih tarif edilerek öğretilmiş, Türk düşmanlığı çocuklara sistemli bir şekilde aşılanmıştır. Bu kreş ve yuvalara Türklerin de çocuklarını göndermeleri zorunlu tutulmuş, böylece Türk çocuklarının dil, din, örf ve adetlerini öğrenmeleri engellenmek istenmiştir. Türk kız çocuklan Bulgar askerleri tarafından özellikle kandırılmış, bir kısmı bu askerlerle evlenmek zorunda bırakılmıştır.

Bulgaristan'daki Jivkov yönetimi, ülkede yaşayan Türklerin benliklerini ve ruhlarını yok etmek için en ağır psikolojik baskılan uygularken, bu baskılara boyun eğmeyenlerin bedenlerini de yok etmeye başlamıştır.

Türkler Direniyor...

Bulgaristan'da ki soydaşlarımız dayanılmaz hale gelen baskılar karşısında meşru direnme hareketlerine başlatmışlar, 19 Mayıs 1989 Güney Bulgaristan ve 20 -21 Mayıs 1989'da da Kuzey Bulgaristan'da "Türklüğümüzden asla vazgeçmeyiz, Bulgar isimlerini almayız" diye başlayan protesto gösterileri ve açlık grevleri kısa sürede bütün Bulgaristan'a yayılmıştır.

Türkler, baskılara son verilmesi ve haklarının iade edilmesi amacıyla toplu açlık grevleri ve barışçı gösteriler düzenlerken Bulgar askerleri ve milisleri tarafından ateş açılmış, altmıştan çok Türk öldürülmüş, yüzlerce kişi yaralanmış ve tutuklanmıştır. Türklerin yoğun olarak yaşadığı bölgeler Bulgar ordusu ve tankları tarafından kuşatılmıştır.

1984'den beri devam eden baskı politikalarının ters sonuç verdiği, bu dönemde çok açık şekilde görülmüştür. Türk azınlığın, asimile olmak bir yana, daha gelişmiş bir Türklük şuuruna ve direnme gücüne kavuşmuştur. Bulgar kökenlilerin kurduğu insan haklan dernekleri daha fazla özgürlük için yönetime baskı yapmaya başlamışlar ve Türk kökenli Bulgar vatandaşları da bu dernekler içinde aktif görevler almışlardır. Daha sonra Türklerde kendi aralarında örgütlenerek Bulgaristan'ın uyguladığı baskı rejimine karşı açıktan direnişe geçmişlerdir.

Bu gelişmeler, Bulgar Yönetimi'nin Türk azınlığa karşı olan kuşkularını daha da  arttırmış ve Türkleri göçe zorlama hızla yürürlüğe konulmuştur. Bulgaristan'ın yaşlı devlet Başkanı Todor Jivkov, bir yandan Türkiye'nin yoğun baskılan ve uluslararası tepkiler, diğer yandan Bulgaristan'da ki Türklerin yürekli ve kararlı direnişi karşısında köşeye sıkışmış, bu şartlar altında daha homojen bir nüfus yapısı meydana getirmek gayesine ulaşmasının mümkün olmadığını görmüş ve 2 Haziran 1989 günü televizyonda yaptığı konuşmada, Türkiye'yi kapılarını açmaya çağırarak, " Pasaportlarını vereceğiz, Türkiye kapılarım açsın kalmak istemeyen çekip gitsin" demiştir.

Bu arada, Bulgarların yeni pasaport kanunundan yararlanmak isteyen 600 bine yakın Türk pasaport almak için Bulgar makamlarına başvurmuştur. Bu beklenmedik baskı karşısında zamanın Dışişleri Bakanı, isteyene Türkiye'ye gitmesi için serbestçe çıkış verileceğini açıklamıştır. Fakat bu göç, isteğe bağlı göç olmamış, Bulgar Yönetimi kendi tespit ettiği Türkleri olmadık zorbalıklarla, aileleri parçalayarak, mallarına ve yüklerine el koyarak Türkiye'ye göçe zorlamıştır.

II. Dünya Savaşından  Sonra En Büyük Göç

Böylece, Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra yaşanan en büyük kitlesel göç olayı, Bulgaristan'ın çağ dışı bu ayıbı yirminci yüzyılın sonlarında insanlık trajedisi olarak tarihe geçmiştir.

1989 yazında Bulgaristan'dan zorunlu göçe tabi tutulan soydaşlarımızın yerleştikleri iller arasında ilk sırayı Bursa almaktadır. Gelen göçmenler çoğunlukla Bursa'nın Nilüfer ilçesine bağlı Görükle, İnegöl'ün Yenice, Kestel, Orhangazi ilçelerine ve Bursa merkez Binelli Konutlarına yerleştirilmişlerdir. Bursa'nın yerleşmek için birinci derece tercih sebebi, soydaşların akraba ve yakınlarının daha çok bu ilde bulunması, onlarla birlikte yaşama ve çalışma isteğidir. 1989 yılında zorunlu göçle gelen her dört soydaştan biri Bursa'ya yerleşmiştir. Bursa'ya yerleşenlerin sayısı 52.997'dir.
                              
 
1989-1990'da Bulgaristan'dan Gelen Göçmenler ve  Bölgeleri


Bölge adı

Razgrad
Kırcaali
Şumnu
Hasköy
Silistre
Varna
Rusçuk
Filibe
Tolbuhin
Tırgovişte
Pazarcık
Burgaz
Sliven
Gabrovo
Veliko Tırnovo 
Plevne

Toplam



Sayı

57.623
55.151
20.543
21.772
14.428
11.667
7.128
6.829
4.887
9.553
1.755
896
232
141
48
35

212.688




İlgili Makaleler

Balkanlar- Rumeli
KOSOVA’DA SÛZİ ÇELEBİ’NİN TÜRBESİ VEFÂ BEKLİYOR
F
atih Sultan Mehmet tarafından fethedilen Kosova’nın Prizren şehrindeki Sûzi Çelebi Hazretleri camisinin haziresi ve türbesi harabeye dönmüş, içler acısı bir durumda. Otlar ve çöpler arasında adeta kaybolmuş.  Sûzi Çelebi hazretleri, mücahid-gazi, şair, âlim ve evliyadır. Türkçe yazdığı 15.000 beyitlik…
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Akıncıları ve Prizrenli Sûzî Çelebi
O
smanlı Devleti’nin 14. ve 15. asırlarda Avrupa’da yaptığı baş döndürücü fetihlerde “akıncı” diye anılan askerî sınıfın çok önemli bir rolü vardır. Bugünün komando sınıfına karşılık gelen akıncıların, düşmanın iktisadi gücünü ve manevi yapısını altüst ederek savaşın kazanılmasında çok mühim hizmetleri olurdu. Fatih…
Osmanlı Akıncıları ve Prizrenli Sûzî Çelebi
Balkanlar- Rumeli
Türklerin Batıya Koşusu
D
okuzuncu asrın ortalarına doğru, Orta Asya’dan kovulan Türk boyları, çaresizlik içinde göç ediyorlardı. Kırgızların mağlûp ederek, ana yurtlarından kovduğu bu insanlar, aslında kaybederken kazanıyorlardı. Çünkü bir müddet sonra bu hâdise, Türk tarihinin dönüm noktası olacak neticeler doğuracaktı.

Önce güneye inen mağlû…
Balkanlar- Rumeli
Balkanlarda Kadîm Bir Osmanlı Şehri: Prizren
F
ethin üzerinden uzun asırlar geçmiş, devir dönmüştür. Osmanlı’nın tam 500 yıl adaletle idare edip medeniyetler kurduğu bu topraklar bugün öksüz, üzerindekiler yetim kalmıştır. Yaklaşık ll.000 km2’lik bir toprak parçası üzerinde, müstakil bir devlet olmanın gururunu yaşayan Kosova,  Balkanların en genç devletidir. 

Türk…
Balkanlarda Kadîm Bir Osmanlı Şehri: Prizren
Balkanlar- Rumeli
Sancak Boşnaklarının Türk Sevdası
B
alkanlar'da Tarih boyunca, günümüzde olduğu gibi Sancak nüfusunun çoğunluğunu Boşnaklar teşkil etmiştir. Sancak, tarih boyu Bosna-Hersek'in ayrılmaz bir parçası idi. Bu bakımdan Sancak tarihi, aynı zamanda Boşnak kimliğinin devamını sağlamak için yürütülen Bosna-Hersek mücadelesinin de bir parçası sayılabilir. 
Gerek B…
Balkanlar- Rumeli
Orda Dostlar Var Uzakta..
R
essamlar fotoğrafçılar Maglay’a bayılıyorlar. Kale var, kule var, taş kubbeler, ahşap minareler, kitabeli çeşmeler, tekkeler, dergâhlar, kafesler, cumbalar…

Tito’nun Yugoslavya’sı kapalı bir kutuydu âdeta. Biz Almancılardan dinlerdik. Yok Üsküp’te arabası bozulmuş da tamirci bakmış, onarmış. “Haade gidesin” demiş, “dua…
Balkanlar- Rumeli
Orda Dostlar Var Uzakta..
R
essamlar fotoğrafçılar Maglay’a bayılıyorlar. Kale var, kule var, taş kubbeler, ahşap minareler, kitabeli çeşmeler, tekkeler, dergâhlar, kafesler, cumbalar…

Tito’nun Yugoslavya’sı kapalı bir kutuydu âdeta. Biz Almancılardan dinlerdik. Yok Üsküp’te arabası bozulmuş da tamirci bakmış, onarmış. “Haade gidesin” demiş, “dua…
Orda Dostlar Var Uzakta..
Balkanlar- Rumeli
İşkence Adası Nargin
B
iliyorsunuz Birinci Cihan Harbi’ne Almanya, Avusturya Macaristan, Bulgaristan ve İtalya ittifakı ile gireriz. Bulgarlar erken bırakır, İtalyanlar ise karşı cenaha geçerler kurnazca. Rusya uyanıktır, İngiltere, Fransa, Belçika, Sırbistan, Yunanistan, Romanya, Portekiz, Japonya, Brezilya ve ABD’nin bulunduğu tarafta…
İşkence Adası Nargin
Balkanlar- Rumeli
Osmanlılar Macaristan’a Refah ve Huzur Getirdi
M
acar tarihçisi Sándor Takáts’ın (1860-1932) Rajzok a török világból (Türk Âleminden Çizgiler) adlı eseri Macar bilimler Akademisi yayınları arasında neşredildi. Bu eseri, Macaristan, Avusturya ve Almanya arşivlerinde bulunan orijinal vesikalara istifade edilerek yazılmıştır. Bilindiği gibi, eski Macar tarihçileri…
Osmanlılar Macaristan’a Refah ve Huzur Getirdi
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Bosna’sı ve Asil Boşnaklar
B
ugünkü Bosna-Hersek Cumhuriyeti yaklaşık 50 bin km² alana, 20 km sahile ve 5 milyon nüfusa sahiptir. Tarihî ve tabii güzellikleriyle cennet gibidir. Osmanlı eserleriyle de âdeta bir açık hava müzesidir.

Fatih Sultan Mehmed, İstanbul’un fethinden 12 sene sonra, 1463 yılında Bosna’yı fethetti. 1521’de Bosna Sancağı,…
Osmanlı Bosna’sı ve Asil Boşnaklar
Balkanlar- Rumeli
Rumların Mora Katliamı
M
ora'da Balyabadra Piskoposu Germanos, 4 Nisan 1821'de savaş ilanı yapar. Rumlar kalabalık ve donanımlıdırlar. Peloponnesos'te 40 bin Türk'e karşı 350 bin Rum vardır mesela. Yağma ve cinayetler ansızın yayılır, erkekleri katleder, kızları köle yaparlar. Kalelere sığınan Türkler ümitsizdir, ne barut vardır, ne de gıda. 

Rumların Mora Katliamı
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Mimarisinin Şaheserler Yurdu Prizren
P
rizren bugünkü 170.000 nüfusuyla Kosova'nın en mühim il ve kültür merkezlerinden birini oluşturmaktadır. Eski ve yeni kültürlerin kaynaşması ve çok sayıda tarih ve kültür abidelerine sahip olan Prizren'in zengin tarihi çoğu araştırmacıların alakasını çekmiş, hakkında binlerce sayfanın yazılmasına ve binlerce…
Osmanlı Mimarisinin Şaheserler Yurdu Prizren