Kutadgu Bilig’e Göre Komutan Ve Ordu Nasıl Olmalı?

Prof. Dr. Ali F. Karamanlıoğlu 23.09.2011 6665

B
ilindiği gibi, İslâmî Türk edebiyatının biri filolojik, diğeri edebî ve kültürel sahada olmak üzere ilk iki büyük âbidesi Kaşgarlı Mahmud'un “Divanü Lugati't-Türk”ü ile Yusuf Has Hacib'in “Kutadgu Bilig” adlı ölümsüz eserleridir. Her ikisi de biribirinden farklı yönlerde Türk kültürünün iki büyük hazinesidir. Divan nasıl bilhassa filolojik bakımdan Türk dilinin tarihî gelişmesini aydınlatıcı bir bilgi ve malzeme zenginliğine sahip ise, Kutadgu Bilig de edebî değeri yanında o devir içtimaî hayatını aksettirmesi bakımından aynı ehemmiyeti haizdir.

Kumandanın nasıl bir kimse olması gerektiği ve vasıfları hakkında, eserde söylenenler, tabiatiyle, tarih boyunca bu kabil çeşitli eserlerde ve çoğu sâde bir kumandan için değil, kitle idare eden, hattâ sâdece başarılı ve iyi bir insan olmak isteyen herkeste bulunması gereken vasıflardan başka bir şey değildir. Ancak bunların dışında veya yanında öyle bâzı vasıflar da zikredilmiştir ki, bir kısmı bugün için değişmiş, farklı ve tuhaf görüşler gibi gelebilirse de, bir kısmı muhakkak ki bugün de askerlik mesleğinde iyi bir kumandanda aranan vasıflardır.

Bizim için esas olan bu görüşlerin bugün de değerini muhafaza edip etmemesinden önce, Türk kültürünün temel kitaplarından biri olan Kutadgu Bilig'deki bu vasıfların ve ideal bir kumandanın nasıl olması gerektiğinin belirtilişidir. Buna rağmen, aşağı yukarı 900 yıl önce yazılmış olan bu eserde ordu kumandanı ve asker için söylenilenlerin bugün de ilgi çekici olabileceğini sanıyorum.

Komutan nasıl olmalı?

Cesur ve Mert Olmalı

Kumandan her şeyden önce çok çevik, sert, tecrübeli, tam ve pek yürekli bir kimse olmalıdır. Sonra aynı zamanda seçkin bir insan olup, töhmet altında kalmamak için ihtiyatlı ve uyanık davranmalıdır. Cömert, cesur, alçak gönüllü, soğuk-kanlı ve sofrası herkese açık bulunmalıdır. Kendisine, at gibi, giyim-kuşam, silâh ve teçhizat gibi en lüzumlu şeyler dışında bütün mal ve servetini askere dağıtmalıdır. Ona şöhret kazanıp, dünyaya nam salmak yeter. Ailesini, çoluk çocuğunu düşünerek, mal-mülk peşinde koşmamalı veya mal-mülk, bağ-bahçe edineceğim diye gümüş (para) yığmamalıdır. Silâh arkadaşlarına sık sık ihsan ve ikramda bulunmalıdır. Böyle olursa onun etrafında mert yiğitler toplanır ve icabında tatlı canlarım feda ederler.

Korkak Olmamalı

Kutadgu Bilig'e göre de bir kumandan için en kötü vasıf korkak olmaktır. Harpte korkak kimselerin yeri yoktur, korkak insanlar kadınlara benzerler! Korkakların zararı yalnız kendisine de kalmaz, orduyu da bozarlar. Halbuki harpte düşmanın her türlü hücumuna karşı cesur yiğitler dayanır ve ölüm için de ancak ecelin gelmesi lâzımdır, eceli gelmeden kimse ölmez. Burada müellif bir darbımeselle "Anadan doğan hiç kimse ecelsiz ölmez; düşmanı görünce neden korkarsın?" diye soruyor (beyt: 2288). Onun için muharebede hücum etmeli ve düşmanla erkekler gibi vuruşmalıdır.

Şeref  ve Haysiyet Sahibi Olmalı

Kumandan haysiyet sahibi olmalıdır. O düşmana şerefi için karşı koyar ve intikamını almadan geri dönmez. Harpte ilk önce şerefsiz insanlar kaçar. Şerefli insanlar ise, düşmanı darmadağın eder, cesur insan haysiyetli olur, haysiyetli insanlar da ancak vuruşarak ölürler. Kumandanın aynı zamanda halka ve askere kendisini sevdirmesi için iyi tabiatli ve alçak gönüllü olması gerekir. Alçak gönüllü kimseler karşısındakine kendisini sevdirir, onun kalbini kendine ısındırır. Kötü dilli ve hiddetli, kimseler ise, insanları kendinden soğutur ve uzaklaştırır. Hele ordu kumandanı mağrur olursa, düşman karşısında da mağlup olur. Çünkü mağrur adam ihmalkârlık eder, ihmalkâr adam da ya bozguna uğrar, ya da vakitsiz ölür.

Kumandanın nam salması için cesur ve heybetli olması yanında kılık-kıyafeti, saçı, sakalı, giyim-kuşamı da düzgün olmalıdır. Nasıl sevmeleri için iyilere iyi davranması gerekiyorsa, kötülere de kendisinden korkmaları için heybetli görünmesi lâzımdır.

Disiplinli ve Doğru Sözlü Olmalı

Ordu kumandanı disiplinli davranmasını ve disiplini korumasını bilmelidir, orduda disiplin esastır ve her şey buna bağlıdır. Disiplin olursa, ordu başsız kalmaz, ordu başsız kalırsa, artık ondan hayır gelmez ve bozulur. Kötülere haşmet, iyilere hürmet gerekir, iyi insanlara iyi davranmalı ve bütün yükü onlara yüklememelidir. İnsanlar bunu ararlar ve iyiliğini gördüğü kimselere kul olurlar. Müellif burada yine bir meselle iyilik ve insanlığı övmektedir.

Bundan sonra tekrar müellif işinde muvaffak olabilmesi ve yolunun emin bulunması için kumandanda şu vasıfları arıyor: Söyledikleri doğru olmalı ve sözüne emniyet edilmelidir. Büyükler yalancı olursa, halkın itimadı kalmaz, diyor. Cömertlik ve cesaret tekrarlanıp, yine hasislik ve korkaklık yeriliyor. Hile ve kurnazlık yollarını da bilmesi tavsiye ediliyor. Muzaffer olmak için sebatkâr, askeri coşturmak için de kesin olmalıdır. Böyle bir kumandan askerin başına geçerse, her zaman başarıya ulaşır.

Ordu Nasıl Olmalı?

Asker çok değil, fakat seçme olmalı, teçhizatı da tamam bulunmalıdır. İşe yaramayan kalabalığa lüzum yoktur, bunlar faydadan ziyade zarar getirir. Kalabalıkta disiplin de kaybolur, ordu başsız kalır ve ordu başsız kalınca askerin cesareti kaybolur. Burada yine bir misalle Yusuf Has Hacib kumandana "çok asker isteme seçkin asker iste!" diye nasihat ediyor. Bir çok kumandan çok askerle bozguna uğradılar, diyor. Gerçekten tarih iyi teçhiz edilmemiş ve eğitilmemiş, isabetli bir sevk ve idareden mahrum kitlelere karşı daha az mevcutlu fakat seçkin ve tam teçhizattı, iyi idare edilen orduların zaferleri ile doludur ki, bunlardan biri de tarihimizin büyük zaferlerinden biri olan ve bu eserin tamamlanışından bir-iki yıl sonra Alp Arslan'ın meşhur Malazgird Meydan Muharebesidir.

İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür