
Tebessümün sebebi; tarihi, kültürel
ve ekonomik olarak bağlarımızın her geçen gün artarak devam etmesi,
burukluğumuzun ise son yüzyıldır Kosova'nın kendi içinde yaşadıklarıdır.
Pasaportla gidip gelsek de
Kosova'nın başşehri “Priştine” ve
tarihi dokusunu halen koruyan “Prizren”
başta olmak üzere hangi şehrine gitsek, sanki Türkiye'de herhangi bir vilayete
gitmişiz gibi bir duyguyla dolaşılır oralarda.
Kosova'nın her noktasında mutlaka
Türkçe konuşan "Evlad-ı
Fatihan"lara rastlarsınız.
"Biz Karaman’dan, biz Manisa'dan, biz Denizli'den, biz Adana'dan,
biz Niğde'den gelmişiz" diye vilayetler sayılır dökülür.
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip
Erdoğan'ın, Başbakan iken Kosova ziyaretinde söylediği, "Kosova Türkiye'dir, Türkiye Kosova'dır" ifadesini
bulursunuz.
Kosova ve diğer şehirlerinde
ticari olarak neler yapılabilir meselesine kısaca değinmeden önce Türkiye'den
Kosova'ya giden herkesin uğramadan gelmediği, Sultan I. Murad Türbesi hakkında
kısaca bilgi paylaşmak isterim.
"Kosova Sultan Murad ile Sultan Murad Kosova ile anılır"
ve Avrupa içlerine "İpek Yolu"nu
Sultan I. Murad açar.
Sultan I. Murad Hüdavendigâr
Türbesi, Priştine—Mitroviça yolunun 6. kilometresinde, Mazgit köyünde bulunur.
Balkanlar'daki en eski Osmanlı
eserlerinden birisi olan ve Kosova'nın en çok ziyaret edilen tarihi, dini ve
kültürel mekânların başında gelir.
Türbenin bulunduğu yer, "Meşhed-i Hüdavendigâr"
olarak anılır. Meşhed-i Hüdavendigar, şehid olunan veya şehidlerin bulunduğu
yer anlamına gelir.
Yine kısaca o günlere bir
yolculuk yapalım.
Osmanlı ve Sırp orduları arasında
10 Ağustos 1389 tarihinde Kosova Ovası'nda meydana gelen savaşı Osmanlı ordusu
kazandı.
Sultan I. Murad Hüdavendigar
savaşın ardından savaş meydanındaki askerlerinin durumunu incelerken, Sırp
Miloşobiliç'in saldırısı sonucu şehid oldu.
Sultan I. Murad'ın şehid edildiği
bu yerde iç organları gömüldü, oğlu Sultan Yıldırım Beyazıt tarafından türbesi
yaptırıldı. Sultan'ın tahnit edilen naaşı ise Bursa'ya getirilerek Çekirge'deki
türbesine defnedildi.
Türbe 2005 yılında Türkiye
Diyanet Vakfı tarafından restore edildi. Türbe kompleksi içerisinde atıl
durumda bulunan "Selamlık"
binası ise Türk İş Birliği Koordinasyon Ajansı (TİKA) Başkanlığı tarafından "Sultan I. Murad, Kosova Savaşı ve
Balkanlar'da Osmanlı Mirası" konulu bir "Kültür ve Tanıtım Evi"ne dönüştürülerek, 4 Kasım 2010
tarihinde Başbakan olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından hizmete
sokuldu.
Bu tarihten itibaren gelen
ziyaretçilere daha iyi hizmet verilmesi amacıyla Sultan I. Murad Türbesi'nin
işletmesi ve bakımı TİKA'nın katkıları ile Meşhed-i Hüdavendigar Derneği
tarafından yapılıyor.
Kosova'nın Türkiye ve insanımız
için öneminin başında, elbet yüzyıllardır süren ortak değer yargılarımız gelir.
Son 10 yılda ise ticari
ilişkilerimizle kültürel ve sosyal münasebetlerimiz, sadece Kosova'da değil,
Balkanlar'ın tümünde arttı ve artmaya da devam ediyor. Balkanlar'ın her yerinde
hem büyük hem de ortak ölçekli firmalar için ciddi iş sahaları bulunuyor.
Turizm, gıda, tekstil ve inşaatın
önde geldiği söylenebilir.
Kosova ve Makedonya bir üzüm
sahrasıdır. Önümüzdeki yılların yükselen değeri pekmez olacaktır. Buralarda ise
pekmez ve kuru üzüm pek bilinmiyor ve ticari olarak değerlendirilememiyor.
Turizm açısından ise Kosova ve
diğer Balkan ülkelerinde keşfedilmeyen pek çok mekan olduğu ifade ediliyor. İnşaat
meselesine gelince; otel, konut ve işyerleri hususunda büyük boşluklar olduğu
sıkça dile getiriliyor.
Bu sahalarda Alman firmalarının
hızlı bir şekilde Kosova'da iş yaptıklarını da hatırlatalım.
Balkanlar ile ortak
değerlerimizden birisi de türkülerimiz, deyimlerimiz ve atasözlerimizdir.
Hepimizin bildiği şu deyimle mesajlarını aktarıyorlar:
"Burada un var, şeker var, yağ var, sadece helva yapacak adama
ihtiyaç var. Haydi buyurun" diyorlar.
Sözün özü; Kosova ve Balkanlar, I.
Murad Hüdavendigâr'ın bir emanetidir.