Konuğa Yer Yatağı Sermek

Salih Uyan 06.08.2019 2969
E
skiden kelimelerin kifayetsiz kalması için duygu yoğunluğunun zirveye çıkması gerekirdi. “Sözün bittiği yer” diye tarif ettiğimiz anlar nadiren yaşanırdı. Ama bugün duygular deniz seviyesinde, hayat normal akışındayken bile kelimeler kifayetsiz. Sözün bittiği yere gelmek an meselesi.
Derdimizi anlatmakta, hislerimizi ifade etmekte acziyet yaşıyoruz. Ve dertler anlatılmayınca bir süre sonra dert olmaktan çıkıyor. Hisler de bir zaman ifade edilmeyince, ortalıktan kayboluyor. Dil seyrelince düşünce dünyamız tenhalaşıyor, dertsiz ve hissiz insanlarsa giderek kalabalıklaşıyor. Peki dil zayıflayınca düşünce dünyası niçin zafiyet geçirir biliyor musunuz? Çünkü kelimeler, düşünce dünyasının inşa edildiği alanın ölçü birimidir. Kaç kelime biliyor ve kullanıyorsanız, düşünce dünyanız o kadar geniş demektir.

Ve kullandığınız kelimeler, düşünce dünyanızı tercüme etmeye muktedir olamazsa, iç sıkıntısı başlar. Yani siz yüz metrekarelik alana hanlar, hamamlar kondurmaya çalışırsanız, daralırsınız. Bazen, “İçimde tarif edemediğim bir sıkıntı var” diye şikâyet ederiz ya. İşte bu sıkıntının sebebi çoğu zaman “tarif edilememesinden” kaynaklanır. Bu durumda kelime sayısıyla birlikte tarifler azalırken, kendi alfabemize küstüğümüz gün girdiğimiz bunalım artarak devam eder.

Cevap bulamayan sorular

Şimdi dilin güdükleşmesinin, düşünce hayatımızı nasıl sığlaştırdığını anlamak için izin verin size birkaç soru sorayım;
‘’En son ne zaman ve hangi konuda esef duydunuz?’’  ‘’Bana çok müteessir olduğunuz veya yeise düştüğünüz bir anı söyleyebilir misiniz?’’
‘’Şekil ve keyfiyet arasındaki münasebet, ruhla beden arasında mevcut mudur?’’
‘’Zekânın inkişafı için elzem telakki ettiğiniz en feyizli metot hangisidir?’’
‘’Mukadderatımıza hâkim olan kudreti derinlemesine hissettiğiniz oluyor mu hiç?’’
‘’Feragat ettiğiniz bazı değerli alışkanlıklar fikrî temayüllerinizi nasıl etkiliyor?’’

Elbette sorulara çok rahat cevap verebilenler olacaktır. Ama maalesef gençlerin büyük kısmı için bu sorulara cevap vermek kolay değil.
Çünkü bir şey ifade etmiyor.

Nefes darlığı çeken kelimeler
Günlük dilde kullandığımız kelimeler, ihtiva ettiği manalara göre hayatlarımızı şekillendirir. Dili zengin olanın, kültürel hayatı da zengin olur. Ama ruhu olmayan kelimelerle kurulan cümleler derin nefes alıp veremez.

Mesela ‘’konuğa yer yatağı serilmez, aşk mektubuna yanıt verilmez.’’
‘’İlişkinin yüzü zor kızarır ama münasebet her daim mahcuptur.’’
‘’Mukadderat teslimiyetle, yazgı keyfiyetle iyi geçinir.’’
‘’Kentlere proje, şehirlere şiir yazılır.’’
Konut, emlak piyasasını hatırlatır. Ama mesken kelimesi adama, “Yârim İstanbul’u mesken mi tuttun?” diye türkü yazdırır.

Tek dişi kalmış canavarla mücadele edebilmek, ‘’uygarlık’’ tasarımıyla değil ancak ’’medeniyet’’ tasavvuruyla mümkün olabilir. Günümüz aydınlarının sonradan görme ‘’sözcüklerle’’ yaptığı ‘’imgelemeler’’, münevver insanın tahayyülüne çok uzaktan bakmak zorundadır. Sadece stres yapan ‘’yetenekli’’ şairlerin şiirimsileri, keder içinde yüzen, kahır ve ıstırap çeken ‘’kabiliyetli, marifetli, istidat ve hüner’’ sahibi şairlerin şiiriyle nasıl boy ölçüşebilir?

Sorun yok mu?
Bu durumda insan kendisine sormalı kilometrelerce karelik geniş alanımızı kim daralttı, taş duvarlar örüp bizi daracık bir odanın içine kim hapsetti diye? Bahçemizdeki asırlık ağaçları kesip, yapma çiçekleri toprağa eken ve bir ümit sulayanların maksadı ne? Önce dili katlederek düşünme kabiliyetini yok etmek, sonra da okullara “düşünme becerileri” dersi koymak nasıl bir aklın ürünü?

21. yüzyıl becerilerinde liste başı olan ‘’eleştirel düşünmeyi’’ diline pelesenk yapanlar, dilini bu hâle getirenleri eleştirmeyi niçin hiç düşünmüyorlar? Velhasılıkelam, spordan, siyasetten, ekonomiden ve bize hiçbir faydası olmayan yüzlerce gündem maddesinden sıyrılıp, biraz bu sorulara kafa yormak gerekir. Ama bunları ‘’mesele’’ olarak görmüyorsanız, zaten ‘’sorun’’ da yok demektir...

İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…